Aldatma Üzerine Bir Hikaye


| 03 Ağustos 2009 | 6 yorum | 2630 gosterim

Aşk böylesine mi yakıcıydı? insanın içinde dağıtmaya gücünün yetmediği kocaman bir tortumu bırakıyordu böylesine.      

Yoksa yasak için mi böylesine acı veriyordu aşk. Yasak olduğu için mi bu denli özleniyordu sevgili? O’na dokunamamak, sarılıp uyuyamamak, başkasının kollarında O’nu hayal ederek sevişmek mi aşkı böylesine acınası ve acıtır hale sokan?      
Ceylan; gece yarısı camın önündeki koltuğa oturmuş bacaklarını karnına doğru çekmiş bunları düşünüyordu. Kocası içerde uyuyordu ve Ceylan o yatağa gitmeyi hiç istemiyordu. Kocası kendisine dokunacak diye ödü patlıyordu.
Bir sigara yaktı, dumanı umarsızca savurdu. Böylemiydi sevmek diye düşündü. Kocasını da sevdiğini sanıyordu. Ama Ümit’i tanımadan önce bilmiyordu ki.Aşkın ne demek olduğunu, bir erkeği gerçekten bütün hücreleriyle sevmenin, bütün hücrelerinde hissetmenin ne demek olduğunu. Elinde sigarasıyla balkona çıktı. Saat gece üçü geçiyordu ve Ceylan’ın gözlerinin uyumaya hiç niyeti yoktu. Sigarasından derin bir nefes çekti ve dumanı uzun süre tuttu içinde. Dumanı dışarıya verirken Ümit’in aşkı da böyle çıkıp gitse diye düşündü. Keşke hiç tanımasaydım O’nu.
Fakat o anda yüzü geldi gözünün önüne, bide gülümsemesi vazgeçti düşüncelerinden. Sıcak bir gülümseme yayıldı yüzüne Ümit aklına gelince. O’na sarılması, saçını okşaması bakışları gelince, O’na sarıldığında sıcaklığına sığındığında yaşadıkları aklına gelince içini çocuksu bir sevinç kaplıyordu Ceylan’ın.
İki arada kalmıştı aylardır. Bir tarafta kocası yıllarını paylaştığı yıllardır aynı yastığa baş koyduğu kocası, bir yanda devasa bir sevdayla, büyük bir tutkuyla, hastalıklı bir aşkla sevdiği, O’nun yanında olmak O’na bir defa olsun sarılmak için her türlü tehlikeyi göze almaktan çekinmediği Ümit’i
Aslında kocası içinde çok üzülüyordu. İyi bir insandı kocası, evli oldukları yıllar boyunca Ceylan’ı üzecek, kıracak bir davranışta bulunmamıştı. Yıllar boyunca gözünün içine bakmıştı, halada bakıyordu fakat Ceylan eskisi gibi bakamıyordu kocasının gözlerine.
Kocasının gözlerine baktığında acı duyuyor, utanç duyuyor, fakat içi sevdalısının aşkıyla titriyordu.
İçeri girip telefonunu aldı,  sesini duymalıydı sevdiğinin sesini duyup öle uykuya dalmalıydı. Balkona çıktı Ümit’in numarasını çevirdi ezberinden. Telefon açıldı karşı taraftan ne kadar da özlemişti sesini.
“Sesini duymadan uyuyamadım. Seni görmek için ölüyorum” dedi.
“Bende seni özledim” dedi telefonun diğer ucundaki sevdiği adam. “Seni görmek, sana sarılmak, kokunu içime çekmek için nasıl sabırsızlanıyorum bir bilsen”.
Ceylan; sevdiğinin özledim diyen sesini içine doldururken arkasında bir nefes hissetti. Kocası öylece dikilmiş Ceylan’a bakıyordu.
Öylece donup kaldı Ceylan..

Ümit gecenin üçü olmasına rağmen uyuyamıyordu. Aslında sabah olmasını iple çekiyordu. İşlerini bir an önce bitirip âşık olduğu kadına kavuşacağını, birkaç saatlikte olsa O’nu kollarında tutacağını bilmenin heyecanı içini titretiyordu.
Gözlerini kapattı Ceylan’ı düşündü. O’nu öperken yüzünde beliren utangaç, masum gülümsemeyi hatırladı, kalbinde kocaman bir ışık yandı.
İçeriden karısının derin bir uykuda olduğunu belli eden mırıltıları geliyordu. Bir an yerinden kalkıp karısının yanına gidip, eskiden olduğu gibi karısını uykuda seyretmeyi düşündü. Fakat aklına Ceylan geldi, yapamadı. Her zaman tek eşlilikten yana olmuş, her zaman yana yakıla bunu savunmuştu etrafına. Şimdi ise derin bir suçluluk, kopkoyu bir pişmanlık duyuyordu. Ama karısını Ceylan’la aldattığı için değildi pişmanlığı, karısının yüzüne baktığında Ceylan’ı aldatıyormuş hissine kapılıyordu.
Karısını ilk tanıdığı yıllarda ne çok sevdiğini düşündü ya da ne çok sevdiğini sandığını. Ama hiçbir zaman karısına dokunurken Ceylan’da hissettiklerini hissetmemişti Ümit. Ne o iç titremesini, ne dokunmaya kıyamamayı, nede o ihtirası karısı hissettirememişti Ümit’e.
Karısı iyi bir insandı, sevgi doluydu. Ümit’i de çok seviyordu. Ümit çok iyi biliyordu bunu, ama gel gör ki Ümit âşık olmuştu Ceylan’a delicesine, büyük bir aşkla aşık olmuştu. İkisi de evlilerdi, bir araya gelmeleri imkânsızdı ama gün içinde birkaç kez telefonlaşmak aksam iş çıkışlarında birbirlerine koşmak özlemlerini, acılarını birbirlerinin kollarında dindirmek yetiyordu ikisine de.
Ümit tam Ceylan’ın hayaline dalmışken telefonun ışığının yanıp söndüğünü fark etti. Ceylan arıyordu. Yüzü ışıldadı Ümit’in. Telefonu alıp balkona çıktı. Sesi titreyerek açtı telefonu.
“Sesini duymadan uyuyamadım. Seni görmek için ölüyorum” diyordu telefonun ucundaki âşık olduğu kadın.
“Bende seni özledim” dedi. “Seni görmek, sana sarılmak, kokunu içime çekmek için nasıl sabırsızlanıyorum bir bilsen” dedi sevgilisine.
Tam o anda arkasında birinin nefes aldığını hissetti. İşte o anda karısının dolu, dolu olmuş o karanlıkta bile öfke ve gözyaşlarıyla parlayan bakışlarıyla karşılaştı.
Ürktü.
Hiçbir şey yapamadı Ümit. Ne telefonun ucundaki diğer kadına cevap verebildi nede karşısında kendisine öfkeyle, ağlayarak bakan karısına. Dünya durdu, zaman akmadı bir an için.
Birbirine deli gibi iki aşık, aldatılan bir koca ve bir kadın birbirinden farklı mekanlarda öylece donup kaldılar. 

Sabriye Nişancı

Forumdan Yorumlar (6)

  1. rujam 04 Aralık 2009

    neden insanlar ellerindekiyle yetinmeyip hep gözleri dısarıda olur.evlenmıssın yuvanı kurmussun neden baska sevdalara yelken acıyorsunkı.baskalarının cnını yakıyor ve en onemlesı güvenini kırıyorsun.aşk bumu.

  2. ASİYE 03 Aralık 2009

    Bu hikayede aşk değil ki yanlış olan...evet insan aşık olabilir ama bunu başkalarını acıtarak yaşayamaz....dürüstçe ayrıl ve yaşa aşkını...

  3. cananmine 14 Ekim 2009

    yasak aşkı cazip halde anlatmanın ,cehaletin kollarında kıvranan kadınlar ve dahi erkekler icin ne kadar rol model teskil ettigini bilmek gerekir...aşk yasak değildir yasak aşk ta aşk değildir...

  4. aldatılan 27 Eylül 2009

    aşkın ınsanı ne zaman bulacagını kımse bılemez.ama eger soz konusu asık olmaksa utanılacak bı ask olmamalı .ve bolesıne ılıskıler masumlarmıs gıbı anlatılmamalı.kımse aldatılmayı hak etmez.ayrılın ve napcaksanız ole yapın.kımseyı uzmeyın.

  5. darica 24 Eylül 2009

    Maide akdadasimiza aynen aktiliyorum.

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız