Varmısın yokmusun ? ; Sende varsın , İyiki varsın !


| 15 Ağustos 2008 | 0 yorum | 4469 gosterim

Yine kalbi kırılmıştı ve yine hayal kırıklığı yaşamaktaydı. İlişkisindeki fedakarlığın haddi hesabı olmamıştı. Hep vermiş ve vermekten büyük haz duymuştu. Birilerini mutlu etmek onu daha da mutlu kılıyordu.Ama bir türlü hak ettiğini düşündüğü davranışı karşı taraftan göremiyordu . Bu kaçıncı birliktelikti ama nafile sonuç aynıydı…


Kendimizi geliştirmenin ve farkındalığın ilk basamakları kendini yok saymaktan geçer. Kişi kendi varlığını farkedebilmek ve var olabilmek için başlangıçta kurban rolünü oynar. Yani olan karşısında kendini yok sayarak yaşamını başkalarının istek ve arzuları üzerine kurar ve bundan mutluluk duyduğu yanılsamasıylada kendini oyalar.. Var olabilmek için yok almayı deneyimlemek gerekirki var olmanın ne anlama geldiği farkedilebilsin. Tıpkı ışığın karanlık olmadan anlaşılamayacağı gibi kişide kendinin yok olduğu gerçeğiyle karşı karşıya gelene kadar hayal kırıklığı ve kırgınlık yaşamaya devam eder.

Artık ilişkide ne kadar çok verirse o kadar daha çok vermeye karşısındaki kişilerce zorlandığını farketmişti. Artık vermekten haz almak yerine içinde öfkeler biriktirmeye başlamıştı. Ve bir gün büyük bir öfke patlamasıyla isyan etti. “Yeter artık bu böyle gitmez ! ” İşte nihayet dibe vurmuş kendini yok ettiğini farketmişti. Şimdi var olmak ihtiyacındaydı…

Ruh yok oluşun farkındalığına öfke patlamasıyla varır. Bu derin isyan kendi kendine var olduğunun haykırısıdır. Önce kendi içinde bu gerçeği görür ve kabul eder, daha sonra bunu çevresine yansıtır. Artık değişim başlamıştır ve başlangıçta değişim kendini yok oluş ve var oluş arasında gösterir. Var oluş farkındalığı arttıkça kişi kendinden başkalarını ayrı görür ve kendini savunma, kendini koruma mekanizmalarını çalıştırır. Kendini önemli ve değerli hissetmeye başlar. Burada “ben “ farkındalığı artmıştır.

Var olmak ihtiyacının ifadesi ilişkisini farklı bir noktaya getirmişti. Bu kez iç çatışmaları yaşıyor , çoğu kezde kendini eşiyle rekabet ortamında buluyordu. Farkettiki deneyimleri tek başına yaşamıyordu.. Karşısında ya eşi yada iletişimde bulunduğu başka birisi vardı . Kendi istek ve arzularıyla karşısındakinin çarpıştığını gördü. Kendini var etmeye çalışırken karşısında birilerinin de var olduğunu farketti. Deneyim tek başına olmamaktaydı.

Bu noktada kişi deneyimi paylaştığı karşısındaki kişiyide anlama ihtiyacındadır. Kendini ilişkide var etmeye çalışırken karşısındaki kişininde aynı istekler içinde olduğunu görür, kabul eder ve anlamaya başlar. Yani ilişkide empati kurmaya başlamıştır. Görebildiği gerçek yanlız olmadığı ve ilişkide olduğu her kişininde kendini ifade etme arzusu içinde olduğudur.İçsel kabul “sen de varsın ” gerçeğini yaşatmaya başlar.

İlişkide bulundukları kişilerle empati kurmaya başladıktan sonra herkesin karşısındakine bir şeyler gösterme çabası içinde olduğu gerçeğini farketti. Eğer eşi ona en başında onu yokmuşçasına davranmasaydı o kendinin yok olduğunu farkedebilecekmiydi ? Eşi ona bu farkındalığı kazandırırken ne büyük bir görev üstlenmişti.

Varolmayı seçmek kendi özgür iradesiyle vereceği bir karardı. Böylece aldığı her karar ve seçim onun
hayatının sorumluluğunun kendisine ait olduğu gerçeğini hatırlattı. O halde tüm insanlar birbirlerine bir şeyler göstermekte yani aynalık rölünü oynamaktaydılar. Büyük bir sevinç duygusu kapladı hayatındaki insanlarla birlikteliği için ve eşine haykırdı “ İyiki varsın ”.

İnsan bu aşamada yaşamdaki hem kendisinin hemde karşısındakilerin rölünü görür . Hiç bir şey tesadüf değildir. Kişi kendi sorumluluğunu aldığı müddetçe yaşamının nasıl olacağı gerçeğinide kendi oluşturur. Bu süreçte yaşamındaki insanların önem ve değerini anlar ve onları yargılama sürecinden çıkarak onların yaşamında olmalarının sevincini yaşar. Bu noktaya gelen kişi artık kendini farketmiş, yaratabileceklerinin farkında tam ve bütün olabilme yolculuğuna
başlamıştır. Bunun yolu kendi varoluşumuzun bir diğer insanla birlikte olduğu gerçeğini kabul etmekten geçer.

Şimdi siz yaşamınızda neredesiniz ?

Sevgimle

Rüya Yüksel
08.07.2008

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız