Seni Sevgimle Boğuyorum


| 27 Temmuz 2005 | 0 yorum | 5204 gosterim

Sevmek özgür bırakmaktır…Bunun olamadığı bir ilişkide ayrılık kaçınılmaz bir sondur.


“Seni seviyorum” demekten hiç bıkmıyacakmış gibi geliyordu Dilara’ya. Öylesine çok seviyorduki kocasını bazen bu kelimede anlamını yitiriyordu ona karşı hissettiği duyguları aktarabilmek için. Kocası yanında olmadığı zaman onun yokluğuna makul sürelerde, mecburen katlanıyordu ama diğer zamanlarda hep onunla olmak istiyor, her şeyini onunla yapıyordu. Onsuz hiç bir programı yok gibiydi. Bazen sokakta birlikteyken birilerine rastrasalar ve kocası biraz uzun sohbete dalsa tartışma konusu çıkıyordu aralarında. Dilara içinde bir türlü bastıramadığı aşırı sevgi duygusu giderek onu kocasına karşı tutkulu, bağımlı ve kıskanç yapmıştı. Beraberliklerinin devamı süresince sevgi duygusu giderek tutku, bağımlılık ve kıskançlık duygularıyla yer değiştirmişti. Bu da ilişkilerinde sürekli tartışmalara, dargınlıklara hatta bazende uzun süreli kırgınlıklara neden olmaktaydı.

Zaman geçtikçe Dilara kocasına karşı davranışlarındaki özverinin miktarını, onun sevgisini kazanabilmek adına giderek artırıyordu. Beklentileri karşılanamadığında ise öfkeleniyor ve bunu bir şekilde dışarı vuruyordu. Artık ilişkileri dayanılmaz hale gelmişti. Birlikte yaptıkları hiçbirşeyi artık yapamaz olmuşlardı. Sözde “sevgi” de nefrete dönüşmüştü.

Dilara bir gün işten eve geldiğinde gördükleri karşısında gözlerine inanamadı. Kocası evi terketmişti. Önce gördüklerinin bir rüya olduğunu ve eşinin onu terkedemiyeceğini düşündü, olamazdı, neden olsundu ki? Terketmesi için sebep neydi? O onu hep sevmemişmiydi? O ona hayatını adamamışmıydı? O olmadan hiç bir şey yapmazdı, ne olmuştu onca fedakarlığa? Haketmiyordu bütün bunları. Hemen telefona sarıldı ve kocasının numarasını çevirdi.

“Aradığınız numaraya ulaşılamıyor, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz” bant bunları söylüyordu. Oysaki o, onu günde onlarca kere arar ve her seferinde onu karşısında bulmuştu. Hayır bu kadarı da fazlaydı, olamazdı. Bütün evi gezdi, onu gerçekten terkettiğine emin olabilmek için eşine ait olan herşeyi aradı ama nafile hiç bir şey kalmamıştı geride. Zihninde sorgulamalar artık bitmişti ve bir sessizlik içine gömüldü Dilara. Ama zihni ona sorularının cevaplarını bir bir vermeye başlamıştı o istesede istemesede, kabul etsede etmesede…

Sen özgür ilişki nedir hiç bilmedin diyordu zihni. Sahip çıktın, kontrol ettin, korudun, kolladın, ona hiç güvenmedin, daha kötüsü kendi özgüvenini kaybettin, kendi benliğini yitirdin, onsuz hiç bir şey haline getirdin kendini, onunda hayatını kararttın, yapmadığı şeyler için suçladın, düşünmediği şeyleri kıskançlığınla düşündürdün, tüm bunları sevgin adına yaptın ve sonucunda onu ve onun sevgisini ebediyyen kaybettin.

Oysaki sevmek özgür bırakmaktır, kişilik haklarına saygıdır, yaşamı paylaşmaktır, herkesin kendini ifade etmesine izin vermektir, destek olmaktır, geliştirmektir… Bunların olamadığı bir ilişkide ayrılık kaçınılmaz bir sondur.

Dilara ölümü düşünecek kadar kendini kötü hissediyordu evet onca yıl süren ilişkide bir hiç olduğunu farketti. Baştan başlamalıydı, yaralarını sarmalı ve yaşadıklarını yeniden gözden geçirmeli ve kendini farketmeliydi. Oyun bitmişti.

Herkese dengeler içinde sevgi dolu ilişkiler dilerim.

Sevgiyle kalın
Rüya

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız