Sen ne dedin ben ne anladim. Ben ne dedim , sen ne zannettin, !


| 16 Ağustos 2006 | 0 yorum | 5081 gosterim

Eğer kendimizde var olan bu zaafımızla yüzleşme cesaretini gösterebilirsek bu kısım ebediyen aydınlanır ve onu dışardan gelebilecek herhangi bir şey tetikleyemez, çünkü tetiklenecek bir şey kalmamıştır.


Mutluluk iletişiminde gizlidir. İyi bir iletişim imkansızı mümkün kılar..

Iletişimin bir kaç çeşidi vardır. Bunlar özetle ;

Ses iletişimi ;
Yazı ile iletişim ;
Yüzyüze iletişim ;
Telepatik iletişim ;

Bu dört iletişim biçiminden üçünü aktif bir biçimde kullanmaktayız. Peki bunlardan hangisi gerçek iletişim..Tek tek inceleyecek olursak ;

Ses iletişimi ; Ses bağlantısı ile olan bu iletişim kişinin duygularıylada bağlantı kurmasını sağlar. Ancak karşılıklı kelimelerin ifade biçimi ve kişilerin içinde bulunduğu ruh hali iletişimin yönünü etkiler . Bazen duyguların ifadesinin aktarımı başarı ile olabilsede görsellik sözkonusu olmadığı için özellikle görselliği güçlü kişilerde pek başarılı bir iletişim olmayabilir. Kendini gerçekten ifade edebilen insanın kişilik özellikleri sesine yansır iyi bir dinleyici bunu algılayabilir. Bu kişilerle iletişim anlaşılır olabilir .

Yazı ile iletişim ; Kişinin ifadesini yazı ile aktarabilme becerisi varsa duygu akışının sağlanmasında iyi sonuç verebilir ancak şimdilerde pek yaygın olan sanal yazılı iletişim insanı gerçeklerden uzaklaştırdığı için depresyon sınırına getirebilmektedir. Duygu ortaya cıkabilmişse ve akışkanlık sağlanabilmişse özellikle dokunsallığı güçlü kişilerde bu iletişim bir anlam ifade edebilir.

Yüzyüze iletişim ; En etkin iletişim biçimidir. Çünkü kişi kendisini ifade ederken duygularıyla da bağlantıdadır ve duyguları bedende ifade bulur. Beden dili olarak ifade ettiğimiz bu durum karşısında bazen kişi tek kelime bile etmese onunla iletişim anlamında bir bağ kurulabilir. En azından kişinin düşüncelerini bedeninin aldığı şekille anlamak mümkündür. Duruşu, oturuşu, el ve ayaklarını kullanım biçimi bize kişinin duygu ve düşünceleri hakkında fikir verebilir. Gerçek iletişim kişinin gözlerinin içine bakarak olanı olduğu gibi tüm duygularını hissederek, yaşayarak karşısındaki kişiye aktarmasıdırki bu durumda kişi kendini öz benliğiyle ifade eder , ne dediği ve ne yaptığı net olarak anlaşılır . Tüm duygularının yansıması karşı tarafça kolaylıkla algılanabilir… Bunu gerçekleştirebilmek gerçek özgürlüktür. Çünkü kişinin içide dışıda birdir.

Telepatik iletişim ; İçsel yeteneklerimizin ortaya çıkması halinde bu iletişim sözkonusudur. İçsel yeteneklerimiz ise kendi içimizde bütünlüğe ulaşabildiğimizde mümkün olabilmektedir. Kendimizi geliştirdikçe , ruhumuzu saflaştırdıkça bu yeteneğimiz daha net olarak ortaya çıkacaktır.

Oysa çoğu insan tüm bu iletişimlerin içerisinde birbirleriyle iletişimsizlik yaşamaktadır. Bunun nedenlerinden en önemlilerinden biri iletişimde bulunduğu kişinin davranışlarını, sözlerini kişisel algıladığı içindir. . Bazen şahit olduğumuz olmuştur. İki kişi karşılıklı diyalog halindedir , her ikiside aynı şeyden bahsetmektedir ancak konunun içine kendi kişisellikleride girdiğinden tartışılan konu unutulur ve kişiler kendi öz savunmalarına geçerek iletişimi koparırlar.

İletişimi koparan bir diğer önemli özellikte hitap biçimidir. Sen diliyle konuşulduğunda karşımızdaki kişi kendini saldırıya uğramış algılayabilir. Ancak ben diliyle konuşulduğunda içtenlik ve yakınlaşma vardır ki bu tür iletişimler karşılıklı iyi sonuç verir. Örneğin “sen haksızsın ”yerine , “ ben bunu haksızlık olarak algılıyorum ” dendiğinde iletişimde anlayış oluşur.

Genellikle sen ne dedin ben ne anladim. yada ben ne dedim , sen ne zannettin, ! şeklindedir. İletişim anında karşımızdakinden gelen etki zaaflarımıza dokunur ve içimizdeki karanlık yanımız aydınlanır. Eğer kendimizde var olan bu zaafımızla yüzleşme cesaretini gösterebilirsek artık bu kısım ebediyen aydınlanır ve onu dışardan gelebilecek herhangi bir şey tetikleyemez, çünkü tetiklenecek bir şey kalmamıştır. Bu bizim bir anlamda da saflaşmamız anlamına gelir. Bu durumun farkına varmazsakta karşımızdakini yanlış anlarız ve tabiki kendimizide yanlış ifade ederiz. İçsel korkularımız bizi olduğumuz gibi olmamızdan ve bizim duygu ve düşüncelerimizi açık ve yalın bir şekilde ifade etmemizden alıkoyar. Farketmediğimiz müddetçede gelişemeyiz. Aynı olayları farklı insanlarla yaşar dururuz.

Geniş farkındalıklar içinde en iyi iletişimleri kurabilmeniz dileklerimle

Sevgiyle kalın

Rüya Yüksel
16.08.2006

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız