Odağınız neresi ?


| 10 Şubat 2012 | 4 yorum | 2070 gosterim

Odağınıza bakın, neresi orası? Ne görüyorsunuz baktığınızda ? Kendinizimi ? yoksa dışınızı mı ?


Neye odaklanıyorsanız yaşarken korkuyamı ? sevgiyemi ? ; zihninizin kalıplarına mı ? ruhunuzun özgürlüğünemi ?
Düşüncelerinizi bölerek, algılarınızı dağıtarak gerçekten görmek istediğinizi görebileceğinizi mi zannediyorsunuz ? Her olasılık olanın içinde olmuş olandır. Olmuş olanın seçimlerini yaparken kutupluluk hali içinde yeni bir kutup yarattığınızı farkedin.
Her iki olasılığı da kabul etmek ve odağınızı her ikisinin de var olduğu gerçeği ile birleştirmek her iki tarafında gücünü nötr edecektir. Nötr olma herşeyin kabulü içinde sonsuzluğa açılma ve taraf olmamaktır. Seçimlerinizde taraf olduğunuzun farkında olun ve kendinizi dengeye getirin. Denge sizi nötr kılar.
Odağınızı nereye yöneltirseniz enerjiyi orada var edersiniz ve tezahür nedenidir.
Gerçek kimin gerçeği ? doğru kimin doğrusu ? Tek bir gerçek, tek bir doğru varmıdır ? Algılarınızı kişiselliğinizden çıkarın, bütünün içine alın. Algılarken dışarıya çıkın, dışardan bütünsel bakın , olanın içindeki ilişkilendirmeyi , iletişimi görün. Yansımaları farkedin, yansımanızı görün. Görün ki nötr algılamanıza yardımcı olsun.
Kalplerinizin içine girin , telepatik bağınızı kurun. Kendi hücresel bağınızı hissedin. İçinizdeki kapılara ulaştıkça ve onlardan geçtikçe aşk’a vasıl olacaksınız. Aşk içinizin en derinlerinde ve belkide ulaşacağınız en yakınınızda ! Onu hissetmek için izin verin kendinize .
Girin içinize, girin kalbinize. Bırakın dışınızı, bırakın neler olduğunu, bırakın dışardakilerin kontrolünü, bırakın yargılarınızı. Bırakın olanı kendi doğrularınız içine sığdırmayı.
Vuslatla buluşmak vakti gelmişken nedir paylaşamadıklarınız ? nedir sizi sevgisizliğe iten ? Nedir bu kadar önemli olan ?
Çıkın kurallarınızdan , gerekliliklerden, mecburiyetlerden. Akış için kendinizi bırakın. Bırakın kalbiniz sizi götürsün gideceğiniz yere.
Herşey sizinle değişir, Herşey sizsiniz. İzin verin.

Forumdan Yorumlar (4)

  1. yoksay 24 Şubat 2012

    Kaçımız düşünce, duygu ve edimlerimizi denetleyebiliriz ki? Var mı dokunulabilir bir tuşu bedenimizde,ruhumuz ya da neredeyse işte...? Elinden tutabilir miyiz düşlerimizin? Yapma, oraya gitme,buraya git veya şöyle yap ! Olasılığı nereye kadar ve nasıl? Kendi yaşamımızı karartan kaydedilmiş doğrularımıza kaçımız kolaylıkla sırtımızı dönebilir ki? Yazılanlar, çizilenler ya da çemberin dışında kalanlar nasıl bir gök kuşağı oluşturabilir yaşamımızda? Dahası çok mu doğrudur başka doğrular..

  2. özlem özmen 21 Şubat 2012

    evet hep hısseıyoruz ıcımızi,hıssederek bu sonuclara geldık zaten.yazar what da haklı..butunleştık ama sığ ve bencıl ınsanlar bızı anlamadı ve acı cektık,yalnızlığa yonelttığı dogru.bence sızler farklı yapıda ınsanlarsınız,bızlerın zıhın kodları farklı.ve bazıları şanslıdır ıyı ınsanlar cıkar karsılarına,pek kaza bela gelmez baslarına.kımılerı sakındır,kımılerı fazla üzülmez..acıların çözümü yok,yasanmaması ıcın careler var kader yönetımınde onu da yazıcam..tabıı bır yere kadar.daha teflon yürekli olmak dileğiyle..

  3. Nafiyey 14 Şubat 2012

    Sevgili whatBen sizin cevabınızla nelere odaklandığınızı öğrenmiş oldum. Eğer yazılanları siz bir kaçış olarak algılıyorsanız sizin için öyledir. Herşeyin bir oyun olduğu gerçeği var. Oyuncularda bizleriz.Sevgimle

  4. what 13 Şubat 2012

    Kaçmak mı çözüm yani?Kaç kaç ve doğana aykırı düş. Yalnızlıktan başka bişey getirmiyor bu dedikleriniz. Söylediklerinizin hepsi sorgulamayan, incelemeyen, düşünmeyen insanlara yönelik...Asıl acı çekenlerle ilgili birşeyler yapmayı hiç düşünmüyor musunuz peki?ya da, bu zaten yapılamaz mı? Sanırım ki öyle... Oyun o zaman bu, herşey oyun, ve de bu sizin oynadığınız. Resmen oyun oynuyorsunuz siz ) E ne diyeyim, iyi oyunlar o zaman...

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız