Korku Tuneli


| 29 Kasım 2007 | 0 yorum | 3600 gosterim

Acıların içinden geçilmeden mutluluk olmuyor, tıpkı karanlıktan geçmeden aydınlığın olamayacağı gibi. Hepsinde amaç aynıdır. Ruhun özgürlüğü, ruhun mutluluğu, ruhun iyileşmesi, ruhun aydınlanması…


Çocukluğumdan hatırladığım anılarım arasında Luna Parklarda girdiğim �korku tünelleri� vardır. Uzun yıllar defalarca önünde durup bir türlü girmeye cesaret edemediğim tüneller. Yıllarca henüz içine girmemişken içerde olacakların korkusunu içimde yaşatmışımdır. Hani karanlığın içine girersiniz, içersi zifirdir ve önünüzü göremezsiniz. Adımlarınızı kontrol etmek istercesine minik minik ilerlersiniz. Kollarınız iki yana biraz açık kendinizi dengede tutmak istercesine … İçinizi garip bir duygu kaplar bilinmezlik içinde. Garip şekiller vardır içerde neye benzedikleri size bağlıdır, onları görünce ne hissedeceğiniz gibi. Sonra birden bir iskeletle karşılaşırsınız ve size ölümü hatırlatır, içinizdeki duygu başka bir şekil alır. Yaşamla ölüm arasında gider gelirsiniz . Bu kez yanınızda biri varsa ona tutunmak ve aslında dokunmak istersiniz yanlız olmadığınızı hissetmek adına ama bu durum sizi durdurmaz ilerlemeyede devam edersiniz çünkü girmişsinizdir bir kere….

Bilinmezlik içinde ilerlerken artık gözünüz karanlığa alışmıştır, biraz biraz farkedersiniz etrafınızı ve algınızda seçicilik başlamıştır. Gözünüze ayrıntılar ilişir. Farkedersinizki aslında durum hiçte sizin düşündüğünüz ve algıladığınız gibi değildir. Sanki herşey bir kurgudan ibarettir ve siz bir oyunun içinde olduğunuzu birden farkedersiniz.

Bu andan itibaren durum değişmiştir, biraz da olsa güven gelmiştir içinize.. Bırakırsınız kendinizi ve kollarınız artık yanınızdadır . Artık önünüze çıkan objeler sizi pek fazla da etkilememektedir. Neredeyse dokunacaksınızdır, hatta bir hamle yaparsınız ki iç sesiniz �dur � der. Ya gerçekse ? , Evet ya elimi kaparsa ? , Ya bana zarar verirse? , Uzak dur ! Yine bilinmezlik girdabı kendini gösterir ve hatırlarsınız unutmaya başladığınız duygularınızı yeniden ve vazgeçersiniz dokunmaktan ama farkedersinizki duyduğunuz korku artık eskisi kadar güçlü değildir. Korku azalırken içinizdeki güç ortaya çıkmaya başlamıştır. Giderek bu durum daha da kendini göstermeye devam eder… artık daha kolaydır ilerlemek, tam artık evet ben bu oyunu anlamaya başladım dersiniz ve olacak olanla baş edebileceğinizi düşünmeye başladığınız bir anda yüzünüze bir şey sıkılır ve tekrar panik içinde bağırmaya başlarsınız, bir koku yayılır aynı anda ve anlarsınız ki size kolonya sıkılmıştır sadece . Tam alışmışken ani bir korku sıçraması daha yaşamışsınızdır. İşte bu son sıçrama sizi kendinize getirmiştir ve birden herşeyin oyun olduğunu farkedersiniz.

Tam bu yeni algı boyutuna ulaştığınızda önünüze bir kapı gelir, itersiniz , açılır ve dışarısı aydınlıktır.. Oyun bitmiştir……………………………………

Korkulacak hiç bir şey yoktur. Korku zihnimizde kendini göstermeye başladığında başetmek neredeyse imkansızdır. Neredeyse tüm beden kimyanız değişir. Korkunun içine girdiğinizde de korkunuzla yüzleşme imkanı bulursunuz…

Yaşamda bir oyun değilmi aslında ve biz bu oyunu oynarken onun bir oyun olduğunu farkedene kadar hep korku içinde yaşamı kontrol etmeye çalışmazmıyız ? ..

Sevdiğim bir söz vardır � en karanlık şafaktan hemen önceki andır � diye. Ne kadar anlamlı bir sözdür o… Acıların içinden geçilmeden mutluluk olmuyor, tıpkı karanlıktan geçmeden aydınlığın olamayacağı gibi. Hepsinde amaç aynıdır. Ruhun özgürlüğü, ruhun mutluluğu, ruhun iyileşmesi, ruhun aydınlanması…

Sevgiyle kalın

Rüya Yüksel

28.11.2007

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız