Kaosu Yaşamak


| 22 Aralık 2005 | 0 yorum | 3759 gosterim

Kaosun ortasında dimdik duran bir çiçek olabilmek ne güzel.


Yağmurun sesi giderek şiddetleniyordu. Bazen yağmurun sesini bastırıyordu göğün gürültüsü. Camdan dışarı baktığında şimşeğin gökyüzünde çizdiği çizgileri gördü. Su damlaları şiddetle dökülüyordu etrafa , bazen öylesine şiddetleniyorduki bir şeylere kızmışta öfkesini boşaltıyor gibiydi. Gözü bahçedeki çimenlere ilişti , daha da mı yeşillenmişlerdi ne ?

Dışarıya çıkmak ve toprağın kokusunu içine çekmeyi istedi. Ama ıslanacaktı !, olsun ne çıkardı.. Yağmuru teninde hissetme isteği giderek arttı ve kendini bahçede buldu. Etrafına bakındı herşey yıkanmış , arınmıştı sanki.. Ağaçlar yağmurun şiddeti ile dallarını eğerken yapraklarda damlalarla yıkanıyorlardı. Sanki doğada bir temizlik vardı her şey daha parlak, daha aydınlıktı. Toprak suları derinlerine akıtırken bazı yerlerinde de suları biriktiriyordu. Suya doymuş gibiydi. Toprağın kokusunu damlaların vuruş ritimleriyle içine çekti. İlerde çiçeklerin olduğu bahçeye yöneldi. Hemen hemen her cins çiçeğin olduğu bir tarlayı andırıyordu burası. Papatyalar, yaseminler, menekşeler, mini sümbül ağaçları, güller, mineler, laleler ve adını bilmediği daha bir sürü çiçek…….. Şiddetli yağmurun onları nasıl etkilediğini izledi. Kimisinin dalları kırılmış, kimisinin çiçekleri dağılmıştı. Kimileri ise yağmurun tüm şiddetine rağmen dimdik ayaktaydı ve her gelen damlayla adeta dans eder gibiydi oradan oraya…

Bu görüntü ona kaos ortamını anımsattı ve yaşamlarımızı anımsadı. Yaşamın hızı son günlerde sanki daha çok hızlanmamışmıydı tıpkı yağmurun şiddeti gibi. Artık hiç bir şeye yetişemez olmadıkmı ?. Eskiden bir güne neler sığardı neler ama şimdilerde öylemi ? Gençlik yıllarını anımsadı hafta sonu bitmek bilmezdi ve içine ne çok şey sığardı, boş zaman kavramları vardı o zamanlarda şimdilerde unuttuğu. Sanki her şey aynıymış gibi yaşanırken zamanı farklı algılar olmuştuk. Tıpkı su damlaları gibi akıyordu avuçlarımızdan tutmak ne mümkün.

Oysaki zihinlerimizde her şey olduğu gibi aynıydı ve biz hala aynı süreçler içinde aynı şeyleri yapmayı hayal edip duruyorduk ama yolunda gitmeyen bir şeyler vardı. Bir şeyleri yetiştiremez olmuştuk. Zamanın akışında ruhlarımız geri kalıyordu hep ve biz aynı arzu ve istekle erteliyorduk yapamadıklarımızı. Algılarımız zamanın karşısında geriliyor ve zayıflıyordu. Anlayamaz olmuştuk hayatı zorunluluklar içinde ve sanki zaman daha da mı sıkışıyordu anlara ne !……. STRESS giderek artmaya başlamamıştı biriken öfkelerle tıpkı toprak gibi içimize sığdıramaz olmuştuk birşeyleri. Aslında olan sırf hızlanan zamanın üzerimizdeki etkisinden başka bir şey değildi biz farketsekte farketmesekte. Evet gerçek şuki biz zamana artık ayak uyduramaz olmuştuk ve dahası sıkışan zamanlarda birbirlerimizide hiç anlayamaz, olayları hiç algılayamaz olmuştuk . Yaptığımız sadece bir şeylere yetişmek yada bir şeyleri yetiştirmek, beceremiyince de nafile öfkelenmek. Ara sıra araştırmacılardan zamanı 24 saatlik süresini 16 saat algılıyoruz diye bilgiler geliyor, inanması güç belki ama doğru galiba. Aksi halde bir cevabı olmalı bir şeylere yetişememizin.

Aslında yaşam biçimlerimizin ne kadar değiştiğinin , teknolojinin yaşamımızda ne kadar çok yer aldığının farkındayız ve bu değişimin hızı tıpkı yağmur gibi giderek hızlanmaya devam etmekte. Kimi zihinler bu değişimi alıp içlerine sindirirlerken kimileri henüz uyum sağlayamamış durumda ve direnişteler. Direnç göstermek ve değişimin farkında olamamak bizleri yıpratmakta, algılarımızı zayıflatmakta ve en kötüsü yaşamla uyum içinde akmamızı engellemekte. Tıpkı dalları kırılan, yaprakları dağılan çiçekler gibi bizi yaşamdan uzaklaştırmakta ve mutsuzluğumuzu artırmakta.

Ya o dimdik ayakta duran ve damlalarla dans edenler; işte onlar stress ortamında yaşamla uyum içinde , değişimin farkında, kendi potansiyellerinin farkında kendilerini akışa bırakmış, olanın farkında olarak yaşama teslim olmuş olan kişilerdir. Gerçek mutluluk kaos ortamında dimdik ayakta durabilmek, içsel dengeleri koruyarak mutlu olabilmektir.

Evet sevgili dostlar, yaşam hızını artırmaya devam ediyor, bizlere düşen yaşama karşı bizi olumsuz koşullar içine sokan davranış ve düşünce kalıplarımızın farkında olmak ve değişime karşı direnmek yerine esneyerek uyum içine girmektir. Dünyada bir şeyler değişiyorsa bizimde değişmemiz gerekir. Bir şeyleri bırakabimek, bir şeylerden vazgeçmek , belki biraz sadeleşmek gerek.

Yaşamlarınıza bir bakın ve neyi seçeceğinize siz karar verin. !. Bu yaşam sizin…

Sevgiyle kalın

Rüya
21.12.2005

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız