Elveda özdeşlik, hoşgeldin özgürlük !!!ı.


| 14 Şubat 2008 | 0 yorum | 816 gosterim

Nihayet gözyaşları dinmişti. Çok sevdiği eşini, hayat arkadaşını, sevgilisini , neredeyse herşeyini kaybettiğinden bu yana günler, aylar geçmişti ancak içindeki hüzün ağlamakla son bulacak gibi de değildi. Büyük bir boşluk vardı ve bu kocaman bir çukur her geçen gün giderek de büyüyordu ve artık sanki onuda içine alıverecek gibiydi. !!!..


Korkar olmuştu yanlızlıktan, yanlız kalmaktan..Hiç bilmediği bir şeydi yanlızlık.. Kendi kendisine hiç yetmiyordu şimdilerde . Hayattayken eşi onu hiç yalnız bırakmamıştı. Neredeyse birlikte paylaşmadıkları hiç bir anları ve hiçbirşeyleri yok gibiydi. Başlangıçta herşey sevdalarıyla başlamıştı ama ilerleyen yıllarda aralarındaki ilişki bağımlılığa dönüşmüştü. Artık birbirleriyle sadece eş ilişkisinde değildiler. Onlar için birliktelik es, arkadaş, ebeveyn, çocuk özetle tüm kimliklerinde birliktelik anlamına geliyordu. Sapkın bir ilişki denemezdi ama yaşamlarının tüm alanlarını birbirleriyle doldurmuşlardı. Kendileri için yarattıkları en küçük bir boşlukları bile yoktu…

Ani ölümün getirdiği şok diyordu doktorlar içinde bulunduğu duruma, kendisine göre yok olma, hiçlik hali. . Beklenmeyen olaylara karşı zihnin direnişi ve kabullenişi her zaman zordur. Zihin sürekli yaşanmak isteneni tekrar tekrar hafızada yaşatır ancak gerçek hayatta bu mümkün olmayınca içsel isyan çok daha şiddetlidir. Çünkü kişi kendinden bağımsız bir hayat sürmeyi unuttuğu için ne yapacağını bilemez bir hale gelir. Hele hele yaşamımızı biriyle özdeşleştirdiysek bu durum içinden çıkılmaz bir hal alır. Peki nedir özdeslik ???

Özdeşlik öze eş koşmak anlamına gelir. Yani içimizdeki özü yatsımak ve onu dışımızda herhangi bir şeyle aynı değerde görmek yada özümüzün varlığını ve gücümüzün içsel dünyamızda farkında olmamak… Peki bu nasıl olur ?. Bunu farkında olmadan yaparız. Hayatı paylaşmak adına hayatımızdaki biriyle kendimizi özdeşleştiririz. Kendimizi onunla değerli hissederiz. Onunla var oluruz. Kendi duygu ve düşüncelerimizin bireysel anlamda pek önemi yoktur. Birlikte hareket eder, tüm yaşamı birlikte geçiririz. Eğer birliktelikte sevgi varsa bunun neresi kötü diye soranlarınızı duyar gibiyim. Kötü diye bir şey yok tabiki burada önemli olan yaşamımızı bir birey olarak kendi başımıza, kendi sorumluluklarımızı alarak yaşamayı öğrenebilmemiz önemli. Aksi halde kayıp yaşadığımıza yaşamda anlamını yitirir. Çünkü tüm anlam özdeşleştirdiğimiz varlığa yüklenmiştir.

Bu durum farklı şeylere olan bağımlılıklarımızda da kendini gösterir. Örneğin keyif almak adına yada stresten uzaklaşmak adına sigara veya alkol bağımlılığında da durum farklı değildir. Eğer kişi özgür iradesiyle herhangi bir konuda karar vermekte zorlanıyorsa özellikle bağımlılık oluşturduğu durumlarda , bunun anlamı kendi gücünü dışarda başka bir şeye yüklemiş demektir. Yani gücünü kullanamıyor demektir. İlk bakışta bu durum anlaşılmaz gibi görünsede zamanla kişinin bilinçaltında mutlaka yaptığı eylemle ilgili ilk niyetinin altında ikincil bir kazancı vardır ki aslında o niyeti kişiyi bağımlı kılmakta ve özünden uzaklaştırmaktadır.

�Her koyun kendi bacağından asılır � özdeyişinde de aynı şey ifade edilmektedir. Evet

herbirimiz birer bireyiz ve kendimizi herşekilde ifade etmek ihtiyacındayız. Kendi dünyamızda gerçekleştiremediğimiz herşeyin bir anlamı olmakla beraber birde karşılığı vardır. Yaşanan tüm sorunlar bizim içsel dengelerimizin olmadığının bir aynasıdır.

Özdeşliğin ardında çoğu zaman korkular, güçsüzlükler, özgüven ve özsaygı eksikliği, sorumluluklarda kaçma gibi olumsuz değerler vardır. Yaşamımızda başımıza gelen olumsuz diye nitelendirdiğimiz olaylar, ki bana göre herbiri bize farkedersek bakış açımızı değiştirmemizi sağlayan , kendimizi geliştirmemiz için fırsatlardır, dolayısıyla da anlamlıdır.

Yaşamımızı eş,aile, iş, sosyal alanlar, kişisel hobiler gibi alanlara böldüğümüzde ve herbir alanda da kendimizi kendi gerçeğimizle ifade edebildiğimizde ve kendimize hizmet ettiğimiz düşüncesiyle yaşadığımızda kendimiz için ayırdığımız sonsuz zamanlarımız olur. Zaman içinde bunlardan birini kaybetsek bile diğerleriyle onun yokluğunu dengeler yine yaşamımızı uyum içinde devam ettirebiliriz.

Yeterki ne yaşadığımızın farkında olalım. An�da olanı görelim, işitelim, dokunalım, hissedelim… O zaman sonsuzluğun içinde evrenin kendisi oluruz..

Sevgimle

Rüya Yüksel

14.02.2008

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız