Dil ve Sözcüklerin Önemi


| 18 Ocak 2006 | 0 yorum | 4985 gosterim

Net ve açık olmayan iletişimde her zaman yanlış anlaşılmalar sözkonusudur


Gözleri ağlamaktan kan çanağına dönmüştü küçük Nurbeyazın. Yediği dayağın niye atıldığını bir türlü anlayamıyordu. Hem ağlıyor hemde soran gözlerle babasına bakıyordu, yüzündeki ifade hep aynı soruyu sorar gibiydi; Niye? Ben ne yaptım?

Geçen hafta bayram alışverişine çıkmışlardı. Öğretmen olan babasının kazancına annesi terzilik yaparak katkıda bulunuyordu. Nurbeyazın hayalinde kırmızı kadife bir terlik vardı ve bu isteğini anne babasına iletmişti. Tüm gün süren alışverişin sonunda Nurbeyaza kırmızı kadife terlik bulunmasına rağmen onun ayak numarasına uygun olanı bulunamayınca onun yerine yeşil bir terlik alınmıştı. Ablasına ise kırmızı kadife terlik onun ayak numarasına uygun bulunup alınmıştı. Ablasına alınıpta kendisine istediğinin alınamamış olması Nurbeyazı bir hayli mutsuz etmişti, çünkü kırmızı terliği isteyen kendisiydi ablası değildi ama ablasına alınmıştı. Oysa ki o, alışveriş boyunca kırmızı kadife terlik diye sayıklamıştı.

Eve geldiklerinde paketler açılıp, ablası kırmızı kadife terliklerini alıp yeşiller Nurbeyaza kaldığında küçük kız yeniden ağlamaya başladı. Babası onunla konuşmaya karar verdi ve Nurbeyazı yanına çağırdı . Hemen hemen tüm zamanlarını okulda çocuklarla geçiren babası onu ikna edebileceğini düşünmüştü.

Küçük kız babasının ayakları dibine çöktü.

– Kızım biliyorsun bütün gün alışveriş için dolaştık ama senin istediğin terlik hiç bir yerde yoktu ve bizde sana yeşil terlikleri aldık. Sen şimdi onları kullan, yırt, parala, sonra biz sana yenisini alırız !

Bir yandan da kızının başını okşayarak teselli etmeye çalışıyordu. Nurbeyaz bir müddet sessiz kaldıktan sonra ikna olmuş gibi gözükerek babasının yanından ayrılmıştı.

İşte ne olduysa ondan sonra olmuştu. Nurbeyaz eline bir makas almış, yepyeni terliği bir güzel yırtıp paralamıştı. Paramparça gelmiş haliylede koşarak babasına gelmiş ve

– “Işte yırtıldı, paralandı bana yenisini al” demişti. Ardından da dayağı yemişti.

İyide ona göre babası; terliği yırt, parala demişti oda denileni yapmıştı. Eğer babası “eskit, sonra alırız” deseydi, oda eskimesini bekleyecekti. Denileni yapmış ama sonucunda dayak yemişti..

Burada çocuklarla olan iletişimde kullanılan kelimelerin ne kadar önemli olduğu gerçeğini görüyoruz. Seçtiğimiz kelimeleri kendi algılayışımıza göre kullandığımızda eksik bilgi aktarmış oluyoruz. Bu durum yetişkin iki birey arasında da sorun yaşanmasına neden olmaktadır. Gizli mesaj içeren, ima içeren sözcükler açıklıktan uzaktır ve yoruma açıktır. Net ve açık olmayan iletişimde her zaman yanlış anlaşılmalar sözkonusudur ve çoğu zamanda bireyler anlaşılamadan iletişim biter. Durum böyle olunca da iletişim ister istemez sorunlu hale gelir . Maalesef çoğunlukla yetişkin bireyler bu tarz konuşma alışkanlığı içerisindedirler. Bunu bazen karşısındakini kırmamak adına , bazen açıkça söylemektense ki genelde kendilerinde söyleme cesareti bulamazlar , karşısındakinin anlamasını sağlamak amaçlı yaparlar , yada gelecek cevaba göre kendi kararlarını ve düşüncelerini netleştirmek için yaparlar.

Yetişkin bireyleri bile sıkıntıya düşüren bu durum çocuklarda yukarıdaki hikayedeki gibi bambaşka sonuçlara ulaşabilir. Belki de küçük kızın yaşadığı bu deneyim ; tüm hayatı boyunca kendisinden istenileni doğru yapıp yapamama konusundaki özgüveninin ciddi bir biçimde hasar görmesine neden olacaktır. Kendince haklı olduğunu düşündüğü bir durumda haksız durumuna düşüp cezalanmıştır.

Çocuk yetiştirirken onların öğretilen herşeyi filtresiz algıladıkları gerçeğini unutmamamız gerekmektedir. Eksik ve birden fazla anlam içeren sözcüklerin çocuklar tarafından ne şekilde algılandığının mutlaka kontrolu yapılmalıdır. Sonuçta kullanılan dil ve sözcükler çok önemlidir.

Sevgiyle kalın

Rüya
18.01.2006

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız