Dil İllizyonları


| 14 Kasım 2007 | 0 yorum | 3712 gosterim

İnsanlarla iletişim halindeyiz. Düşüncelerimizi, anılarımızı, hayallerimizi konuşarak , dilimizi kullanarak ifade ediyoruz. Bunu yaparken kullandığımız sözcüklerin ne kadar farkındayız ? İfadelerimizde hangi zaman dilimlerini kullanıyoruz ?

Peki, kullandığımız sözcüklerle an�da kalıp kalmadığımızı anlamamız mümkünmü ?

Evet !..Kullandığımız sözcükler bizim ne zaman zihinde ne zaman an�da olduğumuzu belirler. Örneğin geçmiş ile ilgili bir anımızı ifade ederken geçmiş zaman içeren bir fiil kullanırız. Geçmiş artık bitmiştir ve bizim zihnimizdedir. Yaşamımızda yapmak istediğimiz ve başaramadığımız deneyimlerimiz vardır. Onları ifade ederken de �keşke� sözcüğünü kullanarak yine geçmişi bu güne taşımaya çalışırız. Yine zihindeyiz demektir.

Kendimize yakıştırdığımız bazı sıfatlarımız vardır. Bu sıfatları ifade ederkende kabul bildiriminde bulunuruz. � örneğin ben ne akılsızım veya ben çirkinim � ifadelerinde kendimize yakıştırdığımız sıfatı kabullenmiş oluruz ve sanki bu sıfatın geçmiş ile bir bağlantısını zihnimizde kurarız.

Bazende konularımız geleceğe yöneliktir. O zamanda şimdiki an�ımızı geleceğe projekte etmiş oluruz. Arzularımızı ifade ederken gelecek zaman kipini kullanırız. Yani yapmak istediğimiz eylemlerimizi gelecekte bilinmeyen bir zamana erteleriz. Yine zihindeyizdir.

Oysaki şimdi�de an�da olan olmaktadır. Tüm endişe, korku, kaygı duyguları geçmişten geleceğe yapılan projeksiyonların içindedir. Geçmişteki bir anının belleğe kaydolmasıyla olay zihnimizde genellenir ve hep tekrar edeceği düşüncesiyle kontrol amaçlı geleceğe aktarılır. Tüm bunlar zihinde gerçekleşir. Oysa anda çözüm vardır, eylem vardır, sonuç vardır. Zihin ise sorun yaratır. Zihindeki sorun dil illizyonlarıyla anlam kazanır. Kullandığımız sözcüklere yüklediğimiz anlamlar zihnimizde karşılığını bulur ve bizi şimdi ve burada olmaktan , an�ı yaşamaktan alı koyar.

Kullandığımız sözcükler bizim kendimizi ve yaşantımızı nasıl sınırladığımızı da yansıtır.

Dil düşüncelerimizin algı süzgeçimizden geçtikten sonra bellek kayıtlarımıza göre çıkardığımız sonuçlardır. Eğer bir konuda kendi yeteneğimize güven duygusu geliştirememişsek , o konuyla ilgili bir deneyimde de kendimizi sınırlayıcı ifadeler kullanarak eylemden kaçınırız. Ya da ilişkilerimizde kendimizi sevmiyor ve beğenmiyorsak , karşı cinsle olan ilişkimizde önce kendimizi sözcüklerimizle sınırlarız daha sonrada eylemlerimize yansıtır, istemediğimiz deneyimleri kendimizi yaşamaya mahkum ederiz.

Eğer dil illizyonlarının farkında değilsek ve zihinde kalıyorsak kendimizi ve yaşamımızı nasıl sınırladığımızıda farketmemiş oluruz. Zihinde kaldığımızda da çözümü karşımızdakileri suçlamakta buluruz. Geçmiş ve gelecekte gider geliriz. Sorun zihnimizde giderek büyür,,, Çünkü gerçek çözüm biz eyleme geçersek olur, biz kendi sorumluluğumuzu aldığımızda gelir. Zihinde kaldığımız müddetçe zihnimizde oluşturduğumuz ve dilimizle ifade ettiklerimizi yaşarız. Kısaca ne ifade edersek o oluruz……

Sözcüklerimizin takipçisi olursak yaşantımızı nasıl sınırladığımızı, kendimizi nasıl sabote ettiğimizi, bireysel sorumluluklarımızdan nasıl kaçtığımızı ve kendi gerçeğimizi nasılda kendimizin yarattığı gerçeğini görürüz.

Kullandığımız dil bizim değer ve inançlarımızın dişa vurumudur. Yani aslında içinde bulunduğumuz gerçeğimizdir. Eğer gerçeğimiz bizi mutlu etmiyorsa ve bunun neden kaynaklandığını bilmek istiyorsak yapmamız gereken şey kullandığımız sözcükleri izlemektir. Bu sayede bizi sınırlayan inançlarımıza ulaşırız.

Öyleyse hepinizi kullandığınız dil için avcılığa davet ediyorum. Ne kadar çok farkederseniz o kadar çok özgürleşirsiniz.

Sevgiyle

Rüya Yüksel
14.11.2007

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız