Anne ve Babalarin Korkuları


| 16 Ocak 2006 | 0 yorum | 3736 gosterim

Kendi korku ve endişeleri içinde kaybolmuş anne ve babalar çocuklarınız neredeler ? Sorun nerde ?


Yine okul idaresinden telefon gelmişti. Artık gelen telefonların sayısını hatırlamıyordu. Her seferinde bir şikayet, uyarı ile eve dönüyordu. Oğlunun yaşı küçükken yaşananları bertaraf etmek dahamı kolaydı ne? Sanki herşey giderek dahada mı zorlaşıyordu. Yine aynı lafları dinlemek istemiyordu, bildiği her türlü yolu denemişti ama anlaşılan oki değişen bir şey yoktu.

Okuldan içeri omuzları düşmüş bir vaziyette girdi. Okul Müdürünün odasının kapısını çalarken gücünü toplamaya çalıştı. İçeri girdiğinde Müdür ayağa kalkmış onu karşılıyordu.

– Hoşgeldiniz, Kusura bakmayın sizi rahasız etmek zorunda kaldım.
– Rica ederim, siz kusura bakmayın , yine ne oldu..?
– Oğlunuz, bu kez diğerlerinden biraz daha farklı..
– Sorun nedir müdür bey ?
– Üzerinde minik bir çakı bulduk, size ait olduğunu söyledi, işte burada.
– Evet, benim anahtarlığım. Aldığını farketmedim.
– Etrafına zarar verebilir diye sizi uyaralım istedik    .
– Teşekkür ederim, kendisiyle konuşurum.

Eve geldiğinde ne yapacağını bilemiyordu. Önce konuyu eşiyle konuşmaya karar verdi. Aldıkları kararı birlikte uygulamalıydılar. Aksi halde oğulları yeni bir sorun ile karşılarına gelebilirdi.

Eşine konuyu açtığında yüreğinde büyük bir korku ve endişe duyduğunu hissetti. Konuştukça endişeleri daha da büyüyordu. Ya birisine zarar verseydi? Kendi korkularına eşininkilerde katılınca çaresizliklerini farkettiler. Çocuklarının çakıya niye ihtiyacı vardı ki yada onunla ne yapacaktı? Düşüncelerin içinde kaybolduklarını farkettiler. Çözüm bulacaklarmış gibi gözükmüyordu. Sonunda okuldaki rehber öğretmene danışmaya karar vererek oğullarına hiç bir şey belli etmeden o geceyi geçirdiler.

Ertesi sabah birlikte okula gittiler ve rehber öğretmene durumu aktardılar. Rehber öğretmen konuyu biliyordu. Oğulları ile görüşmüştü. Öğretmenin izlenimleri çok başkaydı. Oğullarının çok saf bir kişilik özelliği olduğunu ve tehlike içinde olmak yada korku duygularını tanımadığını, dolayısıyla onun için bu çakıyı üzerinde taşımanın hiç bir sakınca yaratmıyacağı düşüncesinde olduğunu farkettiğini söyledi. Çocuğun çakıyı taşıma nedeni çevresine zarar vermek değildi. Bu durumun anlaşılabilmesi içinde çocuğa kendini ifade etme özgürlüğünün verilmesi gerektiğini ve çocuklarını ürkütmeden bunu öğrenmeleri gerekmekteydi. Durum böyle olunca onlara, ebeveynleri olarak kendi korku ve endişelerini çocuklarına aktarmamalarını önerisinde bulundu. Çünkü aksi halde çocuklarına bilmediği bir duygunun sorumluluğunu yüklemiş olacaklardı. Onların yaşam çizgilerini etkileyeceklerdi. Belkide hiç olmayacak bir olaya neden olabileceklerdi. Çocuklarının hayatı algılayışı onlarınki ile aynı seviyede değildi. Kötülük tohumu henüz onların zihinlerinde oluşmadığı için bunun oluşturulmamasına da özen gösterilmesi gerekmekteydi.

Çocuklar anlaşılma ihtiyacında oldukları için kendilerine saygı duyulmasını istemektedirler. Bu nedenle rehber öğretmen onlara, çocuklarıyla bu konuyu tıpkı bir yetişkinle konuşur gibi paylaşmalarını ve konunun önemini herhangi bir duygu yüklemeden aktarmalarıydı.

Okuldan ayrılırlarken sorunun sorun olmaktan çıktığının farkına vardılar. Asıl çözülmesi gereken sorun zihinlerindeki korku ve endişelerdeydi..

Sevgiyle kalın

Rüya
15.01.2006

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız