Yaşamak zamanı


| 28 Mayıs 2005 | 0 yorum | 4691 gosterim

Yine ertelemişti yapmak istediklerini yarına…

Sen varsın onlar yok, onlar var ama sen yoksun…

Siz varsınız, ama artık o zaman yok!

Bu gün sahilde sorumsuzca yürümeyi, deniz kenarında bir yerde çay/kahve içmeyi daha doğrusu gönlünce keyif alarak günü geçirmeyi düşlemişti. Bu kez hiçbir şey engelleyemiyecekti istediklerini yapmaktan. Zaten arzuları de o kadar büyük değildi ki…

Sabah kızının o gün yapılması gerekenleri sıralamasıyla duraladı bir an. Eşinin ölümü sonrası kızıyla birlikte yaşıyordu. Hazır gitmişken torununun o uzun zamandır istediği oyuncağı da alırdı herhalde. Bir şey diyemedi, kendi istediklerini bir başka zaman yapabilirdi.

Yine ertelemişti isteklerini yarına. Nasılsa yarın yapacak bir işi yoktu ve yarınlar bitmiyordu. Düşlerini gerçekleştireceği zaman mutlaka gelecekti. Ertesi sabah yolda yürürken bunları düşünüyordu. Sabahtan beri koşuşturmuş ve yapılması gerekenlerin tümünü tamamlamıştı. Ama yorulmuş ve ayakları onu deniz kenarındaki ilk boş banka götürmüş ve oraya oturmuştu.

Uzunca bir zaman sonra gördü o tanıdık gözlerin kendisine dikkatlice baktığını. Bakan hanım pek yabancı gelmiyordu ona da. Nazikçe yaklaşıp "merhaba" beni hatırladınız mı?" demesiyle yıllar öncesine gitti birden. O sıcak ve sevecen bakışı hatırlamıştı. Bu hanım üniversite yıllarındaki dostu, arkadaşı ve oda arkadaşından başkası değildi. Arkadaşının yanına usulca oturması ile sıcacık bir mutluluk dolmuştu içine. Ne çok şey paylaşmışlardı hayatlarının bir döneminde. Kısa sürede özetlediler son otuz yıllarını birbirlerine. Hep ulaşılacak bir hedefe koşturmakla geçmişti yaşamları. Üniversite yılları sonrasında da bitmemişti yapacakları. Çiçek doluyken etrafları çiçekleri koklayamamış, baharı doyasıya içlerine sindirememiş, hep yapılacak bir şeyleri, tamamlanacak bir işleri olmuştu. Kısa zamanda anlamışlardı yaşamlarındaki paralelliği.

Arkadaşı, gençliğini yaşayamamış olduğunu; olanakları olduğunda ise ne o eski arkadaşlarının ne de o eski ortamın kalmadığını anlatmıştı bir solukta. Kendisi ise ne çok arzulamıştı yaşıtları gibi gezmeyi, ama her defasında bir engel çıkmıştı karşısına. Her ikisi de düşlediklerini gerçekleştirmeyi ileriki yıllara bırakmıştı. Yıllar tükeniyor, ama her seferinde zamanı zamanında yaşamayı engelleyen sebepler tükenmiyordu. Ne iyi etmişlerdi de o mezuniyet balosuna birlikte gitmişlerdi.

O dönemde aldıkları kararlarını neler etkilemişti acaba. İkisi de tam hatırlamıyordu şimdi. Yanlışlarının, yaşamın mutluluk damlacıklarını zamanında yeterince toplayamamamış olmaları konusunda anlaştılar sezsizce. Ama geç kalmış sayılmazlardı ki. Geçmiş onların bu gününü hazırlamıştı. Yaşananlar konusunda artık keşkelere sahip değillerdi ikisi de. Can dostu birden neşe ile döndü yıllar öncesi arkadaşına:

"Yakında Balıkçı Baba var, çok şirin bir yer, balıkları nefis, manzarası harika, gidelim mi?"

Duraladı bir an, tamamlaması gereken işler geldi aklına yine.

"Yapacak o kadar işim var ki, inşallah bir başka zaman."

"Bir kez daha düşün" dedi arkadaşı, yıllarca paylaşamadıklarını hatırlatırcasına:

"Bak ,belki yarın sen varsın, ben yokum veya biz varız da Balıkçı Baba yok. Belki de bizler varız ama bu güzel hava ve bu güzellikler yok, ve anlayacağın artık eskisi kadar çok vaktimiz yok."

Bir an düşündü yıllardır ertelediklerini ve gülen gözlerle;

"Peki, bu kez beklemiyelim yarını, şimdi tam zamanı." dedi.

Eve döndüğü zaman, günlerini nasıl yaşayacağı konusunda daha emin daha kararlı idi. Hayatına denge getirecekti. Tabii ki çok sevdiği kızı, torunu ve şu andaki çevresi ile zaman geçirmeye ve onlara destek olmaya devam edecekti, bu ona mutluluk veriyordu ama bunu dengeli yapacaktı. 70 yaşına gelip de yapamadıklarını düşünmek istemiyordu. Önünde kalan zamanının sorumluluğunu üstlenecek ve zamanını nasıl geçireceğine kendisi karar verecekti.

İlk adım olarak hemen bu hayatta isteyip de yapamadıklarının bir listesini çıkardı. Olanakları nisbetinde bunları en azından bir bölümünü gerçekleştirmeye karar verdi. Neler neler yoktu ki bu listede. Resim yapmayı hep sevmişti.  Çok sevdiği torunu da resim yapmayı seviyordu. Neden birlikte bir kursa katılmasınlardı ki? Eğlenceli olabilirdi. Her hafta bir kitap okumak, uzun süredir görmediği dostlarını ziyaret etmek, senede bir defa da olsa seyahate gidip yeni yerleri görmek, ayda bir konsere gitmek ve listesi böylece uzuyordu.

Birden yerinde doğruldu, aydınlık bir yüzle kızının, damadının eve gelmelerini sabırsızlıkla bekliyordu onlarla paylaşacakları vardı.

Artık hazırdı güzellikleri yakalamaya ve hayatı doyasıya yaşamaya.

Yaşamı ertelememeniz dilekleri ile…

Peri

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız