TUNA KIYILARI’ NDAN…


| 07 Eylül 2012 | 2 yorum | 1357 gosterim
budapest

TUNA KIYILARI’ NDAN…

              Bazen koşuşturmacalarla  dolu günlük yaşamınızın arasına sıkıştırılmış bir küçük gezi,  hayata bakış açınızı değiştiriverir birdenbire…Nedendir  anlayamazsınız ,sizi oraya bu denli bağlayan nedir , çözemezsiniz  Gezinizin sonunda bir sihirli değnekle sarsılmış  veya onuncu kattan boşluğa yuvarlanmış gibi hissedersiniz   kendinizi .

Tuna kıyılarındaki gezimi bu tür duygularla sonlandırdığım için unutamadım belki de…Şu anki sınırlarımız dışında ,ecdadımızın ayak bastığı yerleri  adımlamak,oralarda nefes almak ,onların dokunduğu taşlara, duvarlara dokunmak, her zaman farklı bir haz vermistir bana…Kendimi yabancı gibi hissetmem hiçbir zaman o topraklarda…Sanki  herbirinde  uzun yıllar yaşamışlığım ve hatırlayamadığım bircok anım vardır.

Budapeşte…Tur grubumuzdaki bircok kişi gibi, kalbim ve aklım Budapeşte’de kaldı. Mütevazi, mağrur ve asil güzel Budapeşte…Kadıköy süslü,  Moda kurumlu ,demiş şair…Viyana şımarık, Prag ise  hafifmeşrep bir kadın gibiydi.Üçü de ayrı güzel, ayrı lezzette…Fakat en çok tercih edileni, ille de Budapeşte…Oylesine içine daldık ki günlerce Tuna kıyılarının,ayrılmak çok zor oldu bu kez. Otobüsümüzle Tuna’yı takip ederek, kulağımıza kırık dökük gelen,anlayamadığımız fakat hoşumuza giden Macarca kelimelerin eşliğinde,muhteşem manzaralarla  kah yağan  yağmurun kah açan günesin tadına vararak daha günlerce gidebilirdik…

Sabaha kadar  uykusuzlukla gecen son gecenin ardından tam alışmışken, birdenbire, pat diye havaalanina atıverdiler sanki bizi…Ayrılmak daha da zor olur diye korkudan arkamıza bile bakamadık son kez…Sevgili gezi arkadaşım , ağlayabilirim her an ,dediğinde ,benim çoktan akmaya başlamış gözyaşlarımla karşılaştı.İkimiz de oyuncağı elinden alınmış, şımarık cocuklar gibi tek kelime  bile etmeden oturduk uçağa alınana dek…

İner  inmez   İstanbul  kucakladı bizi,sarıp sarmaladı ;vefalı, kaprissiz, anlayışlı  eski bir sevgili gibi…Oysa biz çok zor dönmüstük ona. Simdi Tuna kıyılarının ayrılık acısını,özlemini sevgili İstanbul’la  gidermeye çalışıyoruz. Daha birkaç gün önce Beylerbeyi Sarayı’nın kuytu bahçesi  yarenlik etti bize.Biz sohbet ettik,saray bahçesi  püfür püfür esen ılık rüzgarıyla eşlik ederek dinledi.Boğazköprüsü de sevecenlikle kulak kabartıyordu ara sıra mırıltılarımıza. Ardından boğaz kıyısında içilen birer bardak çay …Eski sevgili bizi cömertçe ağırlıyordu yine. ..

Forumdan Yorumlar (2)

  1. Fatma Mengi 08 Eylül 2012

    O tura daha önce ben de katılmıştım. Ama o kadar güzel anlatmışsın ki sanki tekrar gitmiş kadar oldum. Teşekkür ederim bu güzel yazı için...

  2. admin 07 Eylül 2012

    TUNA KIYILARI' NDAN...

                  Bazen koşuşturmacalarla  dolu günlük yaşamınızın arasına sıkıştırılmış bir küçük gezi,  hayata bakış açınızı değiştiriverir birdenbire...Nedendir  anlayamazsınız ,sizi oraya bu denli bağlayan nedir , çözemezsiniz  Gezinizin sonunda bir sihirli değnekle sarsılmış  veya onuncu kattan boşluğa yuvarlanmış gibi hissedersiniz   kendinizi .



    Tuna kıyılarındaki gezimi bu tür duygularla sonlandırdığım için unutamadım belki de...Şu anki sınırlarımız dışında ,ecdadımızın ayak bastığı yerleri  adımlamak,oralarda nefes almak ,onların dokunduğu taşlara, duvarlara dokunmak, her zaman farklı bir haz vermistir bana...Kendimi yabancı gibi hissetmem hiçbir zaman o topraklarda...Sanki  herbirinde  uzun yıllar yaşamışlığım ve hatırlayamadığım bircok anım vardır.



    Budapeşte...Tur grubumuzdaki bircok kişi gibi, kalbim ve aklım Budapeşte'de kaldı. Mütevazi, mağrur ve asil güzel Budapeşte...Kadıköy süslü,  Moda kurumlu ,demiş şair...Viyana şımarık, Prag ise  hafifmeşrep bir kadın gibiydi.Üçü de ayrı güzel, ayrı lezzette...Fakat en çok tercih edileni, ille de Budapeşte...Oylesine içine daldık ki günlerce Tuna kıyılarının,ayrılmak çok zor oldu bu kez. Otobüsümüzle Tuna'yı takip ederek, kulağımıza kırık dökük gelen,anlayamadığımız fakat hoşumuza giden Macarca kelimelerin eşliğinde,muhteşem manzaralarla  kah yağan  yağmurun kah açan günesin tadına vararak daha günlerce gidebilirdik...



    Sabaha kadar  uykusuzlukla gecen son gecenin ardından tam alışmışken, birdenbire, pat diye havaalanina atıverdiler sanki bizi...Ayrılmak daha da zor olur diye korkudan arkamıza bile bakamadık son kez...Sevgili gezi arkadaşım , ağlayabilirim her an ,dediğinde ,benim çoktan akmaya başlamış gözyaşlarımla karşılaştı.İkimiz de oyuncağı elinden alınmış, şımarık cocuklar gibi tek kelime  bile etmeden oturduk uçağa alınana dek...



    İner  inmez   İstanbul  kucakladı bizi,sarıp sarmaladı ;vefalı, kaprissiz, anlayışlı  eski bir sevgili gibi...Oysa biz çok zor dönmüstük ona. Simdi Tuna kıyılarının ayrılık acısını,özlemini sevgili İstanbul’la  gidermeye çalışıyoruz. Daha birkaç gün önce Beylerbeyi Sarayı'nın kuytu bahçesi  yarenlik etti bize.Biz sohbet ettik,saray bahçesi  püfür püfür esen ılık rüzgarıyla eşlik ederek dinledi.Boğazköprüsü de sevecenlikle kulak kabartıyordu ara sıra mırıltılarımıza. Ardından boğaz kıyısında içilen birer bardak çay …Eski sevgili bizi cömertçe ağırlıyordu yine. ..

    Metnin orjinaline ulaşmak için tıklayınız

    Yazar: Selva Trak Ulupinar

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız