Rumuz : Okur Yazar, İçimdeki Boşluk


| 14 Şubat 2007 | 0 yorum | 5246 gosterim

Okumanın, yazmanın ve diğer uğraşları yapmanın yanısıra basit yaşam aktivitelerini farketmeniz ve günü sanat objektifi dışından da görerek canlılar ile aranıza duvar örmemenizi öneririm.


Sayın Yazıcı,

Değerli zamanınızı ayırdığınız için içtenlikle teşekkür ederim. Genel anlamda bir sorum mu var, yoksa sorunum mu var? Bilemiyorum… O nedenle yüreğimden gelenleri yazayım, siz karar verin.

Okumayı ve yazmayı seviyorum. Ancak nasıl bu hale geldiğimi inanın ben de bilemiyorum. Çünkü okudukça toplumdan uzaklaşıyor; yazdıkça "Şimdi ne olacak?" demekten kendimi alamıyorum. Keman ve gitar çalıyorum; resim yapıyorum. Ama tatmin olamıyorum. Yazmadıkça kendimi hasta gibi hissediyorum ve gerçekten de bir süre sonra hastalanıyorum. Bunlara karşın yazdığım hikâyelerime ya da romanıma uygun yayınevi de aramıyorum. Çünkü yayınevlerinin bu tür dosyaları okumadıklarını çok fazla duyuyorum. Ne yapacağımı bilemeden birilerinin bana yol göstermesini bekliyorum belki de. Acaba bu kişi siz misiniz?

Saygılarımla…



Sevgili Okur Yazar, bizler sizlerin sorularınızı, düşüncelerinizi veya sorunlarınızı arzu ettiğiniz zaman paylaşmak adına buradayız. Bana güvenerek yazdığınız için teşekkür ederim. Size yol göstermek fazla iddialı olur gibi geliyor bana. İsterseniz deneyimlerimi paylaşmak deyin. Belki yazacağım hiçbir şey sizin için uygun olamayabilir ama bu konuda bir şeyler yapmak için çalışmalara başladığınız için mutlaka ışığı görecek ve yolunuzu kendiniz aydınlatacaksınız. Belki benim yazdıklarım veya başka bir arkadaşın yorumu sizde başka düşüncelerin oluşmasına yol açacaktır. Kısaca belirtmek gerekirse cozümü yine siz bulacaksınız.

Empati yaparak sizin gözlerinizden bakmaya çalıştım duruma. Okuyorsunuz, yazıyorsunuz daha da fazlası keman ve gitar çalabilyorsunuz, resim yapıyorsunuz. Eh diyorsunuz şimdi ne yapmam gerekir? Başarıya doyamıyorsunuz. Sadece kendiniz olmaya nedersiniz?

Okuma açlığını iyi bilirim bir başladımı başka hiçbirşeyi göremez gözeleriniz. Tüm bu güzel uğraşlar hep tek başına yapılan ve uzun zaman isteyen işler gibi geldi bana. Giderek hiçbirşeyden zevk alamamanız ve toplumdan uzaklaşmanıza pek fazla şaşırmadım. Belki de bu herkesin pek de kolayca yapamayacağı bunca değerli ve yoğun emek, sabır isteyen uğraşları tek başınıza başarabildiğiniz için kendinizi diğer kişilerden farklı görmeye başlamış olabilirsiniz. Tüm bu güzelliklere ve yeteneklere sahip olsanız da içinizde yine boşluk olması gerçekte kendinizi gerektiği kadar tanımıyor olmanız olabilir. Acaba kitap okuma alışkanlığınızı, resim yapmayı, keman çalmayı ve tüm bu uğraşları yapmayı siz mi seçtiniz yoksa sevdiklerinizin yönlendirilmesi oldu mu? Gerçekte siz kimsiniz? Acaba bu sorunun yanıtını biliyor musunuz? Eğer tüm bu yaptıklarınız yeterli olsa idi içinizde bu boşluk olmazdı. Bunun nedenini bulmak da size kalıyor. Anlaşılan yaşamınız boyunca disiplin isteyen, zor olanları başarmışsınız ama acaba bu zirvelere tırmanırken eteklerdeki güzellikleri kaçırmış olmayasınız. Unutmayın tepelerde hiç ağaç yetişmez. Bazan hayatı basitleştirmek gerçek çözüm olabiliyor. Bazan yaşamınıza küçük pencereler açabilirsiniz. Bir bebeği izlemek veya yağmurda çıplak ayakla yürümek gibi. Sizin gibi kendini çok şekilde ifade edebilmek her insana nasip değil. Bazan müziğin nağmelerinde, bazan fırçanın darbesinde, bazan kalemin ucunda düşüncesi bile beni heyecanlandırıyor ama bir düşünceyi birileri ile paylaşırken de aynı heyecanı duyabiliyorum. Bir önerim var, oturun ve kendinizi hiç bir düşüncenizi yargılamadan yazmaya çalışın. Sonra da bunu analiz etmeye çalışın. Irvin Yalom'un size yardımcı olabileceğine inandığım bir çok kitabı var. İlgilenir iseniz ayrıca isimlerini de verebilirim.

Gelelim yazmadığınız zaman hasta olmanıza. Evet size katılıyorum. Yazmadığınız zaman hasta olacağınıza inanıyor iseniz gerçekten hasta olursunuz. Ben değiştirmek istediğim düşüncelerimi kontrol altına alma egzersizi yapıyorum. İstemediğim bir düşünce gelince aklıma hemen değiştir diye bir komut geçiyorum. İlk zamanlar işe yaramasada zaman içinde bunun yararını gördüm. Öneridir bir dene istersen.

Yazılarının ve hikayelerinin yayınlanması konusuna gelince, tüm yayınevlerini bu şekilde yargılaman pek doğru olmaz sanırım. Henüz denemeden vazgeçmişsin. Bir konuda haklısın daha önce kitabı yayınlanmamış insanlara yayın evleri kolay kolay yatırım yapmazlar ama hedef var ise yol da var. Bunu en iyi sen bilirsin. Bazı yayınevleri ile iletişime geçebilir ve kriterlerini sorgulayabilirsin. Bir de yazdıklarının değerlendirilebilmesi için ille de yayınevine göndermek gerekmiyor. Bunu bu alanda tanıdığın bir uzman ile paylaşabilirsin diye düşünüyorum. Bir başka önerim de bazı yazılarını hatunca.net gibi paylaşım ortamlarında yayınlatarak okuyucuların tepkilerini gözlemleyebilirsin.

Toplumumuzda okuyan, yazan ve sanata önem verenlerin azlığı göz önüne alınırsa lütfen kendinizi toplumdan uzak tutmak yerine bu yeteneklerinizi paylaşabilme ortamlarını değerlendirmeye çalışın.

Sevgili okurum, okumanın, yazmanın ve diğer uğraşları yapmanın yanısıra basit yaşam aktivitelerini farketmeniz ve günü sanat objektifi dışından da görerek canlılar ile aranıza duvar örmemeniz dilekleri ile.

Saygılarımla

Perihan Yazıcı

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız