Öz Eleştiri Dozu


| 28 Mart 2008 | 0 yorum | 5040 gosterim
motivasyon

Bireysel Gelişim yolculuğuna çıkmış olan kişilerde gözlemlediğim yapılardan bir tanesi de kişinin kendini sorgularken, analiz ederken bir süre sonra bunun dozunu kolaylıkla elden kaçırabileceği konusunda olmuştur.

Ego�yu devreden çıkarma gayretleri içinde edinilen deneyimler, değerler kolaylıkla gözden kaçırılabilmektedir. Geçmiş muhasebesi, günün değerlendirilmesi yarının planlanması derken kişi bir anda suçluluk çukuruna düşebilmektedir. Bu durumdan dışarı çıkması da o kadar kolay olamayabilir. Buna çevrenin ve özellikle yakınların eski imaja tepkilerini de katarsak bireyin kendisinin kuvvetli olduğu yanları ile gurur duymasına izin verilmez.. Zaten gelişmeye açık alanları üzerinde odaklanmış olan kisi için bu süreç çok zordur ve bunun üstüne kendisi dahil herkes tarafından kişiliği çeşitli darbeler yiyebilir.

Bu geçiş dönemi özgüveninizde düşüşe yol açabilir. Çok iyi bildiğiniz, deneyimli olduğunuz bir çok konuda bile çekingen davranışlar göstermeniz doğaldır. �Narsist olmamalıyım, Empati yapmalıyım, insanları kendimden önce düşünmeliyim, herkese eşit davranmalıyım, diğerlerinden üstün değilim, insanları anlamalıyım, onları yargılamamalıyım, BEN�i devre dışı bırakmalıyım� kaygıları kişileri iş yapamaz hale getirebilir. Agresif olunmamalı ama Pasif de olunmamalı işte bunu orta noktası olan Kararlı, Özgüvenli kişilik hem bireyi hem de çevreyi mutlu edebilen bir bakış açısı olabilir. Bu yapıda herkesin ortak çıkarı sözkonusudur. Herkes aynı gemidedir. Şartları, emeği, başarıyı, başarısızlığı ortak paylaşır. Birey kendi öz benliğini, yetilerini, açık alanlarını inkar etmeden bulunduğu ortamda var olmaya çalışır.

Var olmak dedim de hiç doğayı yakından izlediniz mi? Tüm tabiat sadece var olma gayreti içindedir. Onların genlerine bu program yazılmıştır. Yapabileceklerinin en iyisini ortamlarına uygun olarak yapmaya çalışırlar. İklim çok önemli, aynı tohumu farklı iklimlerde, aynı bakımla, yetiştirmeye çalıştığınız zaman farklı ürünler elde edersiniz. Biz insanlar da öyleyiz. Yetiştiğimiz ortamlar (Aile, Toplum, Eğitim, Ülke, Hava, Yediğimiz ürünler) bize bireysel bir şekil verir. Kişinin bireysel yolculuğu ise daha çok kendi tarafından ortaya konan bir programdır. Bulunduğu noktadan yeterince memnun değilse birey değişim ve gelişim için birtakım programlar dizayn etmeye başlar. İşte bu noktada denge, azim, sabır çok önemlidir.

Çocuklarıma hep aşırı uçların zararlı olduğunu söylerdim. Tutkuya dönüşen hedeflerin diğer olgularla dengesizliğe yol açacağını vurgular her şeyin belli sınırlar içinde dengelenmesi gerketiğini belirtirdim. Bu düşünceme hala sıkı sıkıya bağlıyım. �Birçok büyük başarının altında tutkular yatar� der gibi sesiniz kulağıma geliyor. Ama bedeli neler oluyor? İşte beni düşündüren bu. İdeali oynayan bir anne babanın çocuğu onların hiç de mükemmel yaratıklar olmadığını farkettiği anda çeşitli psikolojik sorunlar yaşayabilir, hatta bu uç noktalardaki yapılara dönüşebilir; tıpkı gündemimizdeki Prof. Dr. Olcay Tiryaki�nin, kızı Başak tarafından öldürülmesi gibi.

Yaşamı sorgularken, analiz ederken, dengelere özen gösterebilmek çözümlerden biri olabilir. Basitçe var olabilmek için düşüncelerde, şuur altında karmaşadan uzak durmak da bir seçim. Yaşamda doğrular veya yanlışlar yok seçimler ve sonuçlar bedeller var.

Ruhunuzun, düşüncelerinizin, beden dilinizin, söylediklerinizin, hissettiklerinizin ve davranışlarınızın hep dengede olduğu bir yaşam dilerim.

Perihan Yazıcı

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız