Hem mutluyum hem mutsuzum, Rumuz : ayselim1981


| 08 Ağustos 2006 | 0 yorum | 3735 gosterim

Evlilikte yalnız bir tarafın istekleri hep ön planda olur ve karşılanırsa mutsuzluk olur. Karşılıklı sevgi, saygı, özveri ve anlayış gerekir. Evliliğin yürütülebilmesi için ise her iki tarafın da eşit şekilde katkısına gereksinim vardır.

merhaba perihan abla sizin gibi bilgili insanlar oldugu için çok mutluyuz ben 18 yaşında nişanlı bir bayanım ve 2 ay sonra dügünüm var ama dedigim gibi bazen o kadar çok mutlu oluyorumki hiç kimseyi gözüm görmüyor ama mutsuz oldugum zamanda hayatdan nefret ediyorum nişanlımdan biraz şikayetçiyim ama ne yapacagım bilmiyorum istiyorki hem benim dedigim olsun hem dedigimi yapsın hiç yanumda ayrılmasın yani bazen beni cileden çıkarıyor ne yapacagımı bilmiyorum basdan ona çok yüz vedim her istegini yaptım simdiden toparlayamıorum ne olursunuz bana yardım edin onunla 1 mutluysam 2 gün tartısıyoruz onu çok seviyorum ama böyle olmasınıda istemiyorum çok inatcı ne yapacagım perihan abla çaresizim simdiden tşk ederim perihan abla

Sevgili Ayselim, Güzel düşüncelerin için teşekkür ederim. Ayrıca geç cevapladığım için de özür dilerim.

Evlilik öncesi genelde insanın içi kıpır kıpır olur. Önemli bir karar aşamasında olmak gerçekten hem mutlu hem de mutsuz anlar yaşamanıza neden olabilir. Bu süreçte nişanlınız ve sizin ilişkiniz yanısıra aile ile de iletişimler sürdürülmektedir. Diğer yandan da hem siz hem nişanlınız gelecek yaşamınızın nasıl olacağı konusunda çelişkiler yaşamanız doğaldır. Sadece mantık yok ki bu işin içinde bir de yoğun yaşanan duygular vardır. Şu anda yaşadıklarını çok yalın açık bir dille anlatım becerisine sahip olman zaman içinde duygularını da kontrol edebileceğine olan inacımı artırıyor. Tabii ki insan mutlu olunca gözü hiçbirşey görmüyor ve acı çekmene neden oluyor. Canının yanmasından kurtulmak istemen ve hatta bu duruma yol açanları cezalandırmak istemeni de anlıyorum, o yüzden mutsuz olduğun anlarda anlaşılamamaktan dolayı herkesten nefret ediyor gibi hissedebilirsin.

Nişanlı iken insanlar birbirlerini daha çok kontrol etmek isterler. Evlendikten sonra çoğu kez bu durum zaman içinde kendiliğinden yok olur. Yerini karşılıklı güvene bırakır. Sahiplenme duygusu had safhaya çıkabilir bu da bağ altın zincir de olsa bağlananın sıkılmasına ve acı çekmesine neden olabilir. Neler hissetiğini ve neler yaşadığını nişanlınla paylaşmanda yarar var. Belki bunun farkında bile değildir sadece kendince doğru olanı yapıyor yanılgısında olabilir. İnsanların bize karşı davranışlarını esasında biz yaratıyoruz. Önceleri hep beklentilere cevap veriyorsak ve onları bu iletişim şekline alıştırıyorsak sonra bir gün sıkılıp bunun tersini yapmamıza kolay kolay izin vermezler ve de hazmedemezler. Onun için yavaş yavaş değişime nişanlını ve çevreni hazırlamanda yarar var. İstemediğin bir şeyi yapmamanı ve bu konuda kararlı olmanı öneririm. Karşılıklı bütün istekler tartışılmalı (kavgasız) ve bir sonuca bağlanmalıdır. Senin ve nişanlın için orta nokta mutlaka vardır. Örneğin akşam o televizyonda maç seyretmek istiyorsa ve senin de yanında oturmanı arzu ediyorsa, sen ise birlikte dışarı çıkıp bir lokantada romantık bir yemek yemek istiyorsan belki o akşam maç seyretmesini kabul edip ertesi akşam da dışarı çıkma konusunda anlaşabilirsin. O zaman her ikinizin de isteği karşılanmış olur ve sen de kabul etmediğin bir şeyi yapmış olmazsın.

Evlilikte yalnız bir tarafın istekleri hep ön planda olur ve karşılanırsa mutsuzluk olur. Karşılıklı sevgi, saygı, özveri ve anlayış gerekir. İki kişinin denizdeki aynı teknede olduğunu düşünebiliriz. Bu teknenin yürütülebilmesi için ise her iki tarafın da eşit şekilde katkısına gereksinim vardır.

Sizin teknenizin dengeli ve bol güneşli günlerde yol alması dileklerimle..

Saygılarımla
Perihan Yazıcı

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız