Dünü, Yarını değil Bugünü yaşamaktan bir kesit


| 05 Mayıs 2006 | 0 yorum | 4545 gosterim

Mutluluk adına yapılan bir çok aktivitenin aslında saplantılara ne kolay dönüşebildiklerini düşündü. Yaşam sevinci ile dolan duygularını dünyaya dağıttı çok insanla paylaşabilmek adına…….

Sabah uyandığında kızının sesi kulaklarında çınladı. “Yazmalısın anne, bu duygu ve düşüncelerini anında paylaşmalısın”. Kafasında durmadan tekrar eden bu güzel sese uyarak bilgisayarının başına geçti.

Genelde moda olan yada toplumun ilgisini çekecek konular mı paylaşılmalıydı? Belki yaşam basite indirgenirse mutluluğu yakalamak da daha kolay olurdu. Yolu ne kadar karmaşık hale getirirsek hedefe varmak o denli güç olur diye düşündü. Birçok insanın çıkmazı da bu değil miydi? Ne istediğini bilmemek… Korkuların, kararsızlığın, güvensizliğin girdabına kapılmak…

Önce derin bir nefes aldı, burnundan ruhuna uzanan tatlı bir limon çiçeği kokusunun rehaveti ile etrafına bakındı. Evin bahçesine güneşten ve ışıktan olabildiğince çok yararlanabilmek için bir camekan yaptırmışlardı. Çok uzaklarda yaşayan kızının ayarlayıp posta ile gönderdiği küçük saksıda ki limon ağacı da pencerinin önünde yerini çoktan almıştı bile. Bir süre çocukluğunu anımsatan o bembeyaz mükemmel küçük limon çiçekerini izlemekten kendini alamadı. Bu arada gözü bahçeye kaydı. Yapılacak ne çok iş vardı. Bir köşede küçük havuzda balıklar alabildiğince yüzüyor, diğer tarafta yeni başladığı bahçe düzenlemesi düzensiz bir şekilde kafa karıştırıyordu. Bahçede çalışmayı ne çok sevdiğini işsiz kaldığı bir yıl içinde anlamıştı. O güne değin yaşamı boyunca hep aktif bir şekilde iş yaşamı bu tür güzelliklere olanak sağlamamıştı. Ailede hep acil işler için zaman ayırmış ama evde de yapacak ne çok iş olduğunu farkedememişti.

Bahçede tüm süreci izleyebimek adına sebze ve çiçeklerini tohumdan üretmiş ve inanılmaz bir keyif yaşamıştı. Bu yeni hedef iş yaşamındaki çok ciddiye aldığı diğer projelerden farklı değildi. Alıştığı yöntemleri kullanmış ve bazı ürünlerde başarılı bazılarında da başarısız olmuştu. Önce sahip olduğunuz toprağı, bulunduğunuz yerin iklimini iyi tanımalıydınız. Yetiştirilecek ürünler ile ilgili de detaylı bilgiler gerekiyordu. Bu gün kendini bu konuda deneyimlerle zenginleşmiş hissetti. İçi sevinçle doldu. Artık ne geçmişin tozlu anılarında ne geleceğin beklentilerinde idi, sadece günü yaşadığını farketti.

Tüm bunları düşünürken, kafesteki çapkın minik kuşlardan biri dikkat çekmek için öterek sesini duyurmaya çalıştı. Yerinden kalkarak bir süre onlarla konuştu. Yuvada 5 yumurtaları vardı. Erkek kuş yoğun bir çaba ile yuvasını yapmış dişi kuşa yavrular için yardım ediyordu. Onları izlerken alınacak çok ders olduğunu düşündü. Ekip çalışmasının inanılmaz örneğini gösteriyorlar. Yumurtadan çıkan yavrularını birlikte besleyip, nöbetleşe koruyorlar ve uçma dönemine kadar özenle yetiştiriyorlar. Normalde yabancı bir el kafese yaklaştığı zaman kaçarlar ama yavruları olunca canları pahasına onları koruyorlar. Daha sonra da yavrular kendi kendilerine uçmayı ve yemeyi becerince de artık onlardan enerjilerini çekiyorlar diye düşündü. Belki biz de çocuklarımız büyüyüp de kendi kendilerine ayakta durabildikleri gün onların kendi deneyimlerini yaşamalarına izin vermeliyiz diyen ses kafasında çınladı. Kuşlar da yavru kendi kendine yetince sahiplenme bitiyordu insanlar da neden sürüyordu, anlamakta zorlandığını hissetti.

Mutluluk adına yapılan bir çok aktivitenin aslında saplantılara ne kolay dönüşebildiklerini düşündü. Araçların amaçlara dönüşmediği bir dünya diledi sessizce içinden. Yaşam sevinci ile dolan duygularını dünyaya dağıttı çok insanla paylaşabilmek adına…….

Perihan Yazıcı

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız