Annem Parkinson Hastası


| 22 Temmuz 2008 | 2 yorum | 16207 gosterim

Bu gerçek ile karşılaştığım günün üzerinden aşağı yukarı 15 yıl geçti. Haberi ilk öğrendiğim anda küçük bir panik yaşadim. Kulaktan duyma bilgilerim bunun bana çok iyi bir şey olmadığını söylüyordu. Üstelik anneme söylemek görevi de bana düşüyordu. Hastalık ile ilgili annemin hemen hemen hiç bilgisi yoktu.


Nedendir bilinmez ama ailede hep zor görevler bana düşmüştür. Doğru bilgiyi doğru şekilde verebilmek adına kolları sıvadım. İnternet, görüşme yaptığımız Parkinson konusundaki uzman doktorlar yetmedi, dost, tanıdık doktorlardan da bilgi aldım. Daha önce Parkinson hastalgı ile tanışık olan insanlar ile görüşmeler yaptım. Sonunda da uzun sürecek olan bu süreci annemle paylaşma cesarıtını kendimde buldüm. Hatta işi ileri götürerek internettten indirdiğim hastalık konusunda çok detaylı ve iyi caılışılmış bir bilgi yazısını okuması için ona verdim. Düşündüm ki tüm çıplaklığı ile süreci bilirse uyum sağlaması daha kolay olur.

Annem güçlü bir kişiliği olan yaşamı boyunca mücadeleden kaçınmayan bir kadındır. Bu isimizi kolaylaştirdi. Hatta bizi teselli eder durumuna girdi. İlk dönemi erken teşhis, doktor kontrolları ve takibi ile çok da sorunlu geçmedi. Annemde belirgin değişiklikleri gözlemlemek mümkündu. Bu tür konularda olduğu gibi önce tamamen bunu reddetti, Stres yaşadı, sonra anlamaya çalıştı, sonrasında kabulendi ve uyum sağladı. Çevresindeki bizler de artık alışmış ve onu hastalığı ile birlikte kabullenmeyi, ona göre davranışta bulunmayı öğrendik bazan da annem veya Parkinson bize bunu öğretti. Uzunca bir süre hastalık yeni süreçlere girdikçe annem bunu bizden ve doktorlardan saklamaya çalıştı. Evreleri yavaşlatabilmek için sanki bu onun kendince yarattığı bir güç idi.

Yaşamında hep aktif olan annem hastalığı son evrelerine kadar mümkün olduğu kadar normal ve kaliteli yaşamını sürdürmeye gayret etti. Bir şekilde hastalık ile dalga geçti diyebiliriz. Önceleri iyi olduğu durumları çok daha fazla iken evreler değiştikçe kendini kötü hissettiği süreler artmaya başladı. Herşeye rağmen ayakta duruyor yardımsız yaşamını sürdürebilmek için yoğun çaba harcıyordu. Gün çinde uyuduğu süreler uyanık olduğu sürelerden daha fazla olmaya başlamıştı. Annem küçük şeyler ile mutlu olmasını bilen bir hanım olduğu için onun yaşam ile ilgili heyecanları bize içinde bulnduğu gerçek durum konusunda yanlış bilgiler veriyordu. Küçük bir çiçek demeti, yeni bir elbise, bir insanın mutluluğu onun için çok şey ifade ediyor. Bu yaşam sevinci sayesinde çok zor olan evreleri kendi içinde yaşayarak geçirmeye devam ediyor. Yalnız olduğunu sandığı ortamlarda yüzündeki endişe ve korku bazan öfke ortaya çıkmakata gecikmiyordu. Artık sabahın ilk saatlerinde açılan radyo veya televizyon ve gece gündüz sürekli yanan lambalar ile yaşıyor.

Bundan çok kısa süre önce hiç beklemediğimiz bir anda annem Parkinson hastalığının sorunlu evrelerinden birini yaşamaya başladı. Aniden hastalık süreci hızlanmış ve artık en zor süreci yaşar olmuştu. Kızımın sabahın 6.sındaki acil telefonu ile annemin hayatı tehlikeye girdiğini ve hastahaneye kaldırıldığını öğrendim. İlk uçakla Kıbrıs’a varabilmek için gerekli işlemleri yaptım. Bu güne kadar hep annemin de bir gün öleceğini bilmeme rağmen bunun çok yakında olabileceği gerçeği beni dağıttı. Ne düşüneceğimi ne yapacağımı bir süre bilemedim. O güne kadar hep güçlü olmaya çalışmış en zor koşulların bile üstesinden gelebilmek için uğraş vermişitm. Böyle bir durumun karşısında ne yapılacağını bilemiyordum. Yıllar önce babamı da böyle bir telefon sonucunda yitirmiştim. Üzerinden uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen hala içim sızlar. Herşeye alışılıyor da buna alışmak çok zor. Böyle zamanlarda bende bir de uzak yaşamayı seçmenin suçluluk duygusu yoğunlaşıyor. Daha 1 yıl önce de Kansere yenik düşen yeğenim böyle bir telefon sonucunda elini tutarken hayata veda etmişti. Bunca karmaşık duygu arasında kalbimin üzerinde bir baskı hissettim. Çıkmaza düşmüştüm, çözüm üretemiyordum ve ölüm korkusu ile galiba ilk kez ciddi olarak yüzleşiyordum. İçimdeki bu derin karanlığa kendimi bıraktim. Bir girdaba düşmüş kurtulamıyor gibiydim.

Bir süre sonra hafiflediğimi ve rahatladığımı hissetttim. Gözümü açtığım zaman artık ölümün beni korkutmadığını hissettim. Gidecektim ve yaşamam gereken deneyim ne ise annem ile beraber bunu paylaşacaktim. Kaçmanın bir yararı yok. Bunu yaşamaz isem bir başka olayda bu deneyim yine beni yakalayacak diye düşündüm. Yaşamda annem ile çok güzelliklerin yanında acı deneyimleri de paylaşmıştık.

Ben yanına ulaşabildiğim zaman kendinde olduğu süre çok azdı. Hallüsinasyonlar, ajitasyonlar yeme sorunu, uyku abnesi ve daha bir sürü kavram hayatımzi yönlendirmeye başlamıştı. Elimizde 5 aylık bir bebek var gibiydi. Onun ihtiyaçlarını bize bildirmesi imkansız hale geldiğinden bunu bizim algılayıp ona vermemiz gerekiyordu. Gece uykusuz başında geçen süreçler, krizler, sabaha karşı iyne yapması için çağrılan hemşire, doktora edilen telefonlar yinede çözüm getirmiyordu. Beyin duvarları yıkılmış, yılarca bastırılan şuur altı bilgiler, duygular kontrolsüz bir şekilde açığa çıkmıştı. Annem yaşamı boyunca vermeye programlanan bir insandı. Aslında bu süreçte ona bir şey verebilmemiz için bize bir şans vermişti. 14 gün beraber geçirdik. Nöetleşe uyuduk. 14 gün sonra bir sabah kendine geldi. İlaçlar işe yaramıştı. Hallüsinasyonlar önce azaldı sonra bitti. Şu anda yaşam kalitesi olabildiğince iyi. Onu yaşamamız için bize bir süre daha tanıdı.

Size çok yakın bir insane ile bu süreci yaşamak inanın bana bir ayrıcalık. Yaşamı, paylaşımı farklı bir gözle görüyorsunuz. Bir daha eskisi gibi olabilme şansınız yok oluyor. Orada artık bencilliğe yer yok. Bu çok zor süreci de yaşamanız gerekiyorsa yaşayacaksınız. Evet acı çekceksiniz, evet kendinizi çözümsüz hissedeceksiniz, evet stres yaşayacaksınız ve sonunda yaşayacağınız her an, paylaşacağınız her dakikanın ne kadar değerli olduğunu göreceksiniz.

Yeni felsefem, geçmiş deneyimlerden yararlanmak, cebimdeki fotoğrafları, anıları çoğaltmak, geleceği planlamak, olmaz ise olmazlarımı yok etmek ama en önemlisi günü doya doya yaşamak.

Sağlıcakla Kalın

Perihan Yazıcı

Forumdan Yorumlar (2)

  1. Peri 28 Aralık 2009

    Sevgili Nazli Hanim,Benim ogrendigim zaman ile bu gun arasinda Parkinson Hastaligi konusunda epey bir gelisme vardir. Tamamiyle tedavisi mumkun olmamakla beraber bu hastaligin suresi yavaslatilabiliyor ve hastanin yasam kalitesi uzerind yogun v=calismalar yapilabiliyor.Bu annem hastaligin son doneminde yasiyor. Ona bakabilme sansim oldugu icin mutluyum. Sormak istediginiz birsey olursa yardimci olmak isterim. Bazan insan caresiz kaliyor o zaman bu konuda deneyim yasamis bir cok insanin yardimi imdada yetisiyor.Tekrar gecmis olsun diyorum ve umarim erken teshis yapilmistir.Selam ve SevgilerPerihan Yaziciperiyaz@gmail.com

  2. nazli bakoglu 28 Aralık 2009

    metninizi okudumbende bugun annemin parkinson oldugunuogrendimuzgunumtesekkurler

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız