60 YILI Geride Bırakırken…


| 17 Aralık 2012 | 1 yorum | 1709 gosterim
resim

 

 

“40 yılınızı kutlarım

Sadece bu bile tek başına büyük bir başarı…
Direnciniz, sevginiz, gücünüz, toleransınız, anlayışınız, sabrınız, sebatınız, inancınız, varlığınız için teşekkür ederim…
Kaçmak istediğinizde gitmediğiniz ve kaldığınız için Nefret hissettiğinizde sevmeyi seçtiğiniz için. Öfke ve kırgınlık hissettiğinizde affetmeyi seçtiğiniz için. Durmak istediğinizde devam etmeyi seçtiğiniz için. Zayıf düştüğünüzde direnmeyi seçtiğiniz için ve 40 sene içinde sizi bir arada bu güne getiren tüm küçük, önemsiz, sessiz, görünmez kararlarınız, seçimleriniz için tebrik ediyorum…”
Bu yıl enteresan bir noktaya getirdi beni – hem 60 yasını geçtim hem evliliğimizin 40.nci yılını kutladık.
Yukarıdaki mesajı ile büyük kızımız ne de güzel özetledi 40 yıllık beraberliğimizi ve yaşamı. Geriye dönüp baktığım zaman paylaşımızın ardından bir dolu anı briktirmişiz. Acılar, sevinçler, hatalar, kayıplar, yanlışlar; doğrular; kazanımlar, tökezlemeler, atılımlar, başarısızlıklar, başarılar, hastalıklar, iyilikler, çatışmalar, aykırılıklar ve insan yaşamını oluşturan tüm karmaşık yapılar bir bir gelip geçmişler. Kimisi hiç iz bırakmamış, kimisi az kimisi derin kazınmışlar belleğimize. Mihenk taşları dediğimiz bu noktalar oluşturdukları köprüler sayesinde bu güne varmamzı sağladılar. Yaşanmışlıkların tümüne minnet duyuyorum. En çok yararlandıklarım ve beni büyüten olumsuz gibi görünenler ve acı çektiklerimiz gibi geliyor bana. Tüm ailem kendi bireysel yolculuklarına devam ediyorlar. Bu süreçte, dikenler de var güller de; ipin kısa geldiği kuyular mı dersiniz, havalara kaldırıldığınız omuzlar mı, hayal sükutları, güvensizlikler, acılar, umutlar, bireysel yolculuklar, gelişmeler, ve daha niceleri. Hepsini gözlemledik zaman içinde, tümü görevlerini yaptılar sonra birer birer yaşamımızdan çekildiler. Yolları açık olsun. Uğurluyorum hepsini kapıyı açık bırakmadan. Yeni deneyimlere kucak açarak yola devam etmek için geçmişe çok açık kapı bırakmamak gerekir derim kendimce.
Her 20 yıl yaşamımdaki ayrı bir dönemi gösterdi bana.
1 – 20 yaşlar: Çocukluk, kimlik arayışları, hayaller, öfkeler, nefretler, beklentiler, acılar, sevinçler
20 – 40 yaşlar: Evlilik, eş, annelik, çalışan, sorumluluk, korkular, kontrol isteği, günlük çözümler, çocuklar, Eğitim, sağlık, yaşam, ben, benim kavramların yer değiştirerek biz’in oluşumu.
40 – 60 yaşlar: Çocukların yuvadan uçuşları, özgürlük, büyüme olgunlaşma sancıları, tekrar kimliğin bulunması ve tescili, vazgeçme, beklentilerin sonlandırılması, kendin olma, kendini bilme…
60 – 80 yaşlar: Ruh ve beden birlikteliği, henüz çok başını deneyimliyorum ama sanırım emeklilik deneyimleri, sağlıklı yaşam kavgaları, bedenin gözden geçirilmesi, özgür düşünce, düşüncelerin kontrolü, bakış açılarındaki değişim… ve kendine dolayısı ile tüm doğaya toleransın artması…
80 – 100 yaşlar: Bedenin yettiğince özgür yaşam, yüklemesiz hayat, maymunun elini tamamen açması, doğa ile sinerji, mevsime göre yaşam… her günün bir bonus olduğunu anımsıyarak, sınırların bilinci ile anları alabildiğince yoğun yaşamak.
60 yaş’ın başında olduğumuza göre acı / tatlı: daha alacak çok yol, yaşayacak çok an, paylaşacak çok deney ve toplayacak çok bilgi olmalı…..

Perihan YAZICI

Forumdan Yorumlar (1)

  1. iilhan 17 Aralık 2012

    Sağlıklı ve çok mutlu bir şekilde diğer 20 lik dilimleri de yaşamanızı dilerim değerli arkadaşım..Çok güzel bir yazı..Umarım önümüzdeki dönemleri de bizlerle paylaşırsınız..

    İyi ki varsınız...

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız