Üstünlük Savaşı


| 09 Kasım 2006 | 0 yorum | 4113 gosterim

Üstünlük savaşı hayatın her alanında yani ailede, okulda, arkadaşlıkta veya kadın erkek ilişkilerinde zaman zaman ortaya çıkan bir kavram.

Daha çocukluğumuzda arkadaşlarımızla evcilik oynarken başlıyoruz. Kim evin hanımı olacak, kim hizmetçisi ya da çocuğu gibi rol dağıtımları yaparken mutlaka birileri grubun içinden sivriliyor ve hatta rol dağıtımını da üstleniyor. Kendisine en beğendiği rolü alıyor ve deyim yerindeyse tebasına rollerini dağıtıyor.

Tabii bu roller, yaşlar ilerleyip hayata yansıdığında işler güçleşiyor. Çünki bu defa beraberliklerde sivrilen kişilere çocuk denip geçilemiyor. Ve eğer diğerlerini ezerek üstünlük ortaya koymaya çalışıyorlarsa tepki görüyorlar. Bu tepkiler ilişkileri zedeliyor. Ve bazen de telafisi olmayacak şekilde ilişkileri bitiriyor.

Üstünlük kurma duygusu olanlar, her zaman gerçekten üstün niteliklere sahip kişiler olmayabilir. Öyle insanlar var ki niteliklerine hayranlık duyuyorsunuz, onların gerçekten farklı ve bir adım önde olduklarını hissediyorsunuz ama karşılarında ezilmiyorsunuz. Bu insanlar var olan niteliklerini sizin de faydalanabileceğiniz şekilde sergiliyorlar. Öncelikle onlar gibi olmaya özeniyorsunuz. Sizi, farkına varmadan yönlendiriyorlar.

İşe yeni başladığım zaman şanslıydım ki, özel nitelikleri olan bir genel müdürümüz vardı. Uzun yıllar görevini başarıyla yapmış bir insandı. Başkanı olduğu her grupta sevgi ve saygı uyandırırdı. Bunu, insanları hiç zorlamadan yapardı. İnsanları, çalışmanın yanı sıra sosyal aktiviteler yaratarak ödüllendirirdi. Ve benim gördüğüm hiç kimse onu istismar etmeyi düşünmezdi. Yarattığı sempati ile herkes üzerine düşeni, yani görevini doğru biçimde yerine getirirdi. İnsanları yönlendiriyordu ama herkes halinden memnundu.

Kadın-erkek ilişkilerinde bu üstünlük savaşını çok belirgin hissettiğim oluyor. Oysa bir arkadaşımında söylediği ve çok beğendiğim gibi kadınla erkek rakip değildir. Özellikle arada duygusal bir bağ oluşmuşsa, birbirlerini mutlu kılmak için biraradadırlar. Bu ilişkinin bir lideri olamaz. Üstünlük isteği başladığı anda iki taraftan biri duygusal anlamda yetersiz kalıyor demektir.

Bence şu duygu daha önemli: Üstün olacağıma mutlu ve huzurlu olayım. Ama bu iki taraf için de benimsendiğinde işe yarıyor tabii. Yoksa taraflardan biri bunu düstur edinir diğeri onu istismar ederse bir işe yaramıyor.

Her alanda, ilişkiler gücün gösterileceği yer değildir. Hayatta güçlü olmamızı gerektirecek pek çok olayla karşılaşabiliriz. Gücümüzü o olayları başarıyla atlatmaya saklamalıyız. İnsan ilişkilerinde ise adil bir biçimde, sevgimizi ve saygımızı karşı tarafa hissettirerek davranabildiğimizde onlardan da ters bir tepki almamız zordur. Belki de gerçek üstünlük karşınızdakine negatif davranamayacağı bir biçimde ulaşabilmektir. Bunu yapabildiğinizde iki tarafta üstünlük kurmayı değil yanyana durabilmeyi başarmış demektir ki hepimizin ilişkilerimizde varmayı beklediği noktada budur.

Leyla Draman

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız