Çocukluk Arkadaşları


| 08 Eylül 2006 | 0 yorum | 830 gosterim

Çocuklukta edindiğimiz arkadaşlar çoğu kez hayatımızın en pürüzsüz ve kaygısız yıllarını paylaştığımız insanlar. Ve eğer şanslıysak yıllar içinde birbirimizi kaybetmiyoruz ve arkadaşlıklarımızı devam ettiriyoruz.

Ben onlarla biraraya geldiğimde sadece anı yaşayarak mutlu olduğum günlerime geri dönmüş gibi oluyorum. Onlarla yıllar içinde irtibatı kopartmamak ve ara sıra biraraya gelmek önemli. Bir kere geçmişinizi, yaşadıklarınızı bilen insanlar bu yüzden; her zaman paylaşacak, konuşacak konularınız oluyor. Ve bunun önemini yıllar geçtikçe daha iyi anlıyorsunuz.

Eğer yaşantınızın her devresinde onlardan kopmamayı başarmışsanız, ailenizin bir ferdi oluyorlar ve onlara aileniz kadar bağlanıyorsunuz.

Selim ve Ali aynı mahallede doğmuşlardı. Selim, Ali’den bir yaş büyüktü ve beş çocuklu bir ailenin üçüncüsüydü. Ali ise tek çocuktu. Annesi çalışıyordu ve Ali’den başka bir çocuğu daha olmasını göze alamamıştı. Ali her zaman bu durumdan yakınırdı. Kardeşsiz olmak, evde oyunlarını paylaşacağı biri olmaması demekti. Allahtan Selim vardı ve Ali’yi sık sık evlerine davet eder ve ara sıra da yemeğe bırakmazlardı. Onların evinde olmak beş kardeşi birden olmak demekti. Ali onlarda yediği yemeklerin tadını kendi evinde bulamazdı.

Bu iki yakın arkadaş, üniversiteye kadar olan hayatlarını aynı mahallede, ufak tefek anlaşmazlıkların dışında birbirlerine sevgi ve saygı ile bağlanarak geçirdiler. İkisi de birbirini arkadaşlığın ötesinde kardeş gibi kabul etmişti. Selim beş kardeşinin dışında Ali’yi de kardeş kabul etmekte hiç zorlanmamıştı. O, Selim’in kendi seçtiği kardeşiydi. İnsan sonuçta kardeşlerini seçemiyordu, ama arkadaşlarını seçmekte özgürdü. Ali de bu durumdan çok memnundu. Tek çocuk olmanın getirdiği yalnızlık duygusunu hissetmiyordu.

Üniversiteye geldiklerinde birbirlerinden ayrıldılar. Selim, Ankara’da okumaya gitti ve Ali birden kardeşinden ayrılan birinin özlemi içinde buldu kendini. Ama Selim tatillerde geliyordu ve eski kaygısız ve neşeli günleri yine paylaşabiliyorlardı.

Tam o sıralarda msn’de kendisine yeni arkadaşlar bulmaya ve iyi vakit geçirmeye başladı. Ve yine o günlerde bir kızla tanıştı. Kısa bir süre sonra msn’de birbirlerini arar oldular ve yazışmalar sıklaştı. Ali onunla sohbetten çok hoşlanıyordu. Ama kim olduğunu merak ediyor ve onu görmek istiyordu. Sohbet arkadaşı Ankara’da yaşıyordu ve o da Ali gibi bir taraftan üniversite sınavlarına hazırlanıyordu. Bir süre sonra Ali onu kamera almaya ikna etti ve birbirlerini görerek yazışmaya başladılar. Ali kızın sohbetinden hoşlandığı kadar kendisini de beğenmişti. Hayatında ilk kez böyle coşkun duygular yaşıyordu. Ve bunu ona da aksettiriyordu. Kız da onun kadar olmamakla birlikte onun duygularına vevap veriyordu. Ve bu durum böyle 1 yıl kadar devam etti. Bu arada okullar bitti, üniversite imtihanlarına girildi. Ve kız bulunduğu şehirdeki üniversiteyi kazandı. Ali de tahsiline bulunduğu ilde devam edecekti. Ve yaz tatili boyunca arkadaşı ile msn sohbetlerine devam ettiler. Ali onunla yüzyüze gelmek istiyordu ama o buna pek istekli değildi. Buna rağmen Ali’nin aklında her zaman onu ikna etmek ve Ankara’ya gidip onunla görüşmek vardı.

Bu arada yaz tatili de bitti ve her ikisi de yeni hayatlarına başladılar. Üniversiteye başlayalı 2-3 ay olmuştu ki Ali’nin her akşam coşkuyla beklediği sohbetleri, arkadaşı mazeretler ileri sürerek azaltmaya, hatta bazı akşamlarda tamamen iptal etmeye başladı.

Önlerinde Şeker Bayramı vardı ve Ali, Selim’e Ankara’ya gelmek istediğini söyledi. Selim bu habere çok sevinmişti. Ona kendisiyle tanıştırmak istediği ve çok beğendiğini söylediği bir kızdan bahsediyordu. Ali kendi gönül meselesini anlatmak istemedi çünki kızın bir süredir gösterdiği ilgisizlik yüreğini acıtıyordu ve onu bu durumu bir başkasına anlatmaktan alıkoyuyordu.

Ali nihayet Ankara’daydı. Selim onu terminalde karşıladı ve hemen alıp arkadaşlarıyla paylaştığı eve götürdü. O geceyi Selim’in arkadaşlarıyla dışarıda yemek yiyip, eğlenerek geçirdiler. Eve geç saatte döndüler. Diğerleri yattı. Ali ve Selim sohbete daldılar. Selim bir ara lafı yeni tanıdığı kız arkadaşına getirdi. Tanıyalı henüz 1 ay olmuştu ama onu nitelikleriyle, fiziğiyle, mizahi yönüyle kısacası herşeyiyle beğeniyordu. O kadar içine işlemişti ki, kardeşi yerine koyduğu Ali ile onu tanıştırmak istiyordu. Ali, ne iyi diye düşündü, hiç olmazsa birimiz mutluyuz.

Üç gün sonra Selim isteğini gerçekleştirecek zemini buldu. Kız arkadaşı kendisine o akşam işi olup olmadığını sordu, birlikte vakit geçirmelerini istiyordu. Selim, çocukluk arkadaşının kendisinde kaldığını ve hep birlikte yemeğe çıkabileceklerini söyledi. Bu durum kızın da hoşuna gitmişti. Demek ki kendisini çocukluk arkadaşı ile tanıştırmak isteyecek kadar önemsiyordu.

Ali, onu gördüğü zaman kafasında döndürüp dolaştırdığı sorunun cevabını bir anda almış oldu. Aylardır, msn’de sohbetler edip, tanımayı çok arzu ettiği kız arkadaşı karşısında duruyordu. Ama bu kez Selim’in sevgilisi olarak. Bu karşılaşmanın bu şekilde olabileceğini aklı almıyordu. Onlarca kez kafasında hazırladığı tanışma provalarından hiçbirine uymuyordu bu karşılaşma. Kız da şaşkındı ama öncelikle toparlanmayı o başardı. Ali o anda Selim’e bu kızdan hiç bahsetmediğine dua etti. Ve en yakın arkadaşının sevgilisi ile tanışan destekleyici ve neşeli adam maskesini yüzüne yerleştirdi. Onun için olay bitmişti. Selim’in keyfini kaçırmamak ve dostluklarının hiç bir yara almaması bundan daha önemliydi. Ali, Selim’in kendi seçtiği kardeşiydi, bunu hiç bir şey değiştirmemeliydi. Sevgililer değişebiliyor ama gerektiğinde, yeterince önem verirsek dostluklar çok daha uzun ömürlü oluyor.

Leyla Draman

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız