Çocuk Gibi Yaşamak


| 07 Temmuz 2006 | 0 yorum | 5267 gosterim
kidsplaying_k

Ebeveynlerin çocuklarına çocukluklarını yaşatmaları da bir sorumluluktur.


Çocuklukta bir kasabada büyümenin bir ayrıcalık olduğunu, şehirde çocukların nasıl yaşadıklarını gördüğümde farkediyorum. Benim çocukluğum Kocaeli’nin güzel bir kasabası olan Hereke’de geçti. Bir tarafı yüksek tepelerle çevrili, bir tarafı deniz olan bu güzel kasaba, bir çocuğun doya doya çocukluğunu yaşayabileceği doğaya sahipti. Ben ve oyun arkadaşlarım sabah çıkar, akşam karanlık basarken dönerdik evlerimize Ebeveynler de rahattı. Çünki o kasabada o güne dek çocuk kaçırma, gasp etme gibi bugünün kanıksanmış suçları hiç duyulmamıştı. Oturduğumuz lojmanın arkasında bir tepe vardı ve o tepeden patika bir yol kırlara açılırdı. Bu yola girdiğinizde bir müddet sonra hiç ellenmemiş gelincik tarlalarıyla karşılaşırdınız. Bir gün arkadaşımla bu kimselerin olmadığı yola girmeye cesaret etmiştik. Çocuk kalbimizle bile doğanın güzelliği bizi büyülemişti ve annelerin merak edeceği bir süre oralarda oyalanmıştık. Tabi döndüğümüzde ceremesini çektik ama bugün bile hatırladığım manzaralar kaldı gözümün önünde.

Bizim annelerin toplantısına gitmek gibi bir alışkanlığımız yoktu. Onlarla gitsek bile, mutlaka bahçeli evler olduğundan içeride onlarla vakit geçirmeyi düşünmezdik. Kendimize ait bir dünyamız vardı.

Şimdi çocukların anneleriyle geldiği ve onların sözlerini sık sık keserek ilgiyi kendi üstlerine çekmeye çalıştıkları arkadaş toplantılarını düşünüyorum da ne anneler rahat ediyor, ne de çocuklar eğleniyor. Hiçbir anne çocuğunu evdeki diğer çocuklarla birlikte dışarıya çıkarmayı düşünemiyor. Hepsinin haklı korkuları var.

Bizlere, ebeveynlerimiz tarafından mükemmel olma sorumluluğu da yüklenmemişti. Çocuktuk ve çocuk gibi yaşardık. En büyük ihtiyacımız olan oyun oynama hakkımızı, okulun ve derslerin dışında kalan zamanlarda, sonuna kadar kullanırdık. Şimdi ilkokuldaki çocuklar. hafta sonları da dahil olmak üzere, yüzme kursu, dil kursu, piyano kursu veya jimnastik kursu gibi kurslara ebeveynleri tarafından taşınıyorlar. Tabii bu arada kendine vakit ayıramadığı için hep bir eksiklik hisseden anneler de işin bir başka yüzünü oluşturuyor.

Bir önceki nesle baktığım zaman, bu kurslara gitmedikleri için pek de eksik kalmadıklarını görüyorum. Hepimiz çalışma hayatına atıldık ve elimizden geleni yaparak pekala da başarılı olduk.

Dikkatimi çeken ve bugünün çocuklarında sık rastladığım bir başka özellikte gerginlik içinde olmaları. Çocuk gibi değil yetişkin gibi cümleler kuran, sıkılıyorum lafını çok sık kullanan, kendi yaşıtları ile yeterince beraber olmadıkları için büyükleri ile oynamak isteyen ve her istediklerinde bu taleplerinin karşılanmasını bekleyen çocukları sıkça görmek mümkün son senelerde.

Acaba çocuklar için kurslara harcanan paralar, ailelerin katkıları ile her mahallede tehlikesizce oynayacakları bir oyun alanı kurmak, ara sıra doğa ile biraz daha içiçe olmalarını sağlamak için hafta sonları arkadaşları ile olabilecekleri kır gezileri düzenlemek için harcansa daha mutlu olmazlar mı?

Sonuçta herşey onların daha mutlu bir çevrede yetişip ileride kendilerine ve topluma yararlı olacak fertler olarak yetişmeleri değil mi. Bu sonsuz bilgi edinme ve mükemmel olma yarışı içinde ne zaman gerçekten çocukluğun tadını çıkaracaklar. Ne de olsu bir kez çocuk olma şansları var.

Leyla Draman

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız