Yabancılaşma – 1


| 16 Ağustos 2005 | 0 yorum | 5945 gosterim

İnsan, dünyanın her yerinde, hayatını çoğunluk tarafından kabul gören duygu, düşünce ve alışanlıklar üzerine kuruyor.

Peki sürekli değişen toplumsal duygu, düşünce ve alışkanlıkların “toplumun geneli için kabul edilebilir olmasını” kim hangi yöntemlerle sağlıyor ?

Neden bundan sadece birkaç yıl önce yadırganabilecek bir duygu, düşünce ya da yaşam biçimi bugün toplumun çoğunluğu tarafından kabul görebiliyor ya da en azından yadırganmıyor?

Yada sosyal süreç içinde hiç de uzun sayılmayacak bir zaman dilimi, diyelim ki 10 yıl önce toplumun çoğunluğu tarafından kabul gören bir duygu, düşünce ya da alışkanlık bugün neden “aynı” çoğunluk tarafından garip karşılanıyor?

Milyonlarca insan aynı anda nasıl oluyor da “duygusal ve düşünsel olarak” sahildeki küçük dalgalarla yer değiştiren çakıltaşları gibi oradan oraya yer değiştirebiliyor, sürüklenebiliyor, tutunamıyor..

Bu tür örneklerin hepsine “zaman değişiyor” diyerek cevap vermemiz ve böyle geçiştirmemiz mümkün mü? Haydi kolayına kaçalım ve “eee.. öyle işte.. zaman değişiyor..” diyelim.

Bence “zamanın değişmesinin“ en ürkütücü tarafı, kabul gören ya da artık görmeyen duygu, düşünce ve alışkanlıkların hangileri olacağına “üzerinde düşünülmesine, benimsenmesine ya da reddedilmesine, yorumlanmasına imkan tanımayacak kadar çabuk karar verilmesi” ve aynı süratle topluma enjekte edilmesi.

Farkında olmadan maruz kaldığımız bu “sürekli ve sistemli” düşünsel değişim itelemesi karşısında, bu etkilemeye karşı koymaktan yorulan beyinlerimiz giderek kayıtsızlaşıyor, uyuşuyor ve sistem tarafından afyonlanmış olarak günlük yaşama teslim oluyor.

İşte bu teslimiyet “çoğunluğun kabul ettiği duygu ve düşünce ve alışkanlıklar eğilimini kabullenmek” ve “sürüye uyum sağla kurt kapmasın“ şeklinde tezahür etmekte olup aslında “kişinin kendine yabancılaşması“dır.

Peki “bütün bu işleri biz farketmeden kim yapıyor?” Yani kabul etme ya da etmeme, dışlama ya da benimseme kararlarımızda kimler, nasıl bu kadar “hissettirmeden “ söz sahibi olabiliyor?

Yüzbinlerce insan için aynı anda kabul ettiğimiz tanımlamasıyla “zamanı” kimler değiştiriyor ve hangi yöntemleri kullanıyorlar?

Onu da aklımın erdiği, dilimin döndüğü, kalemimin yettiği kadar bir başka yazıda yazmaya çalışacağım..

Sevgilerimle
İnci İlhan

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız