Rüya


| 05 Eylül 2005 | 0 yorum | 4555 gosterim

Rüyamda ülkemden uzak, başka bir şehirde yaşıyordum..Kameralar herşeyi kaydediyordu..

Dün gece bir rüya gördüm. Rüyamda ülkemden, çok sevgili İstanbul’umdan uzak bir başka ülkenin, İstanbul’um kadar güzel bir şehrinde yaşıyordum..

Rüya işte, bu güzel ülkenin geleneklerine bağlı, eğlenceye düşkün, mutluluk ve kızgınlıklarını coşkuyla yaşayan, kendi halinde, misafirperver, sıcak kanlı, namuslu, neşeli insanları, ne zaman ve nereden geleceğini bilmedikleri kurşunlarla, yolda yürürken, evlerinin penceresinden bakarken ya da eğlenirken vurulup ölüyorlardı… Kameralar herşeyi kaydediyordu.

Yollarda bombalar patlıyor, kurşunlar uçuşuyor, karşısındakine ”aaaa… senin gözünün üstünde kaşın varmış..” diyenin gırtlağına sarılan, hızını alamayıp kurşun yağdıran birileri yollarda dolaşıyordu. Kameralar herşeyi kaydediyordu.

Rüya bu ya, bu ülkede insanlar, şehir içinde ya da şehirlerarası yollarda yasal hız sınırında seyrederlerken ne zaman ve kimler tarafından yola döküldüğünü bilmedikleri ve hiçbir zaman da bilemeyecekleri küçücük taşlar yüzünden (o ülkede bu taşlara gıcır diyorlardı yanılmıyorsam)içinde bulundukları aracın (otomobil, motorsiklet, otobüs her neyin içindeyseler) yoldan çıkması veya taklalar atması nedeniyle çocuklarını, analarını, sevgililerini kaybediyorlardı, ölüyorlardı. Kameralar herşeyi kaydediyordu.

Ve rüyamda o ülkenin kadınları babalarından, ağabeylerinden, kocalarından sevgililerinden dayak yiyor, onlarca seyircinin hatta bazen çocuklarının gözü önünde yol ortasında güpegündüz bıçaklanıyordu. Namus davası olduğu için kimse karışmıyor, herkes seyrediyordu. Kameralar herşeyi kaydediyordu.

Ama bu ülkede insanların büyük çoğunluğu manevi değerlere, ruh zenginliğine, bireysel gelişimlerine çok önem veriyorlardı. Büyük çoğunluğu dini vecibelerini eksiksiz yerine getiren, inançlı insanlardı. Bir kısmı bireysel gelişimlerini arttırmak için bu konularda okuyor, yazıyor, paylaşıyor, çeşitli etkinlikler düzenliyorlardı.

Bir kısmı hiçbirşeyle ilgilenmiyor, yiyecek ekmeği, başını sokacak bir yeri varsa şükrediyor.. Bazısı “bu zaten benim hakkım“ diyerek şükür de etmiyordu. Öylece yaşıyordu..

Bir kısım insan ise kışın kış sporları yapıyor, yazın iskeleden denize atlıyor, bol bol aşık oluyor, evleniyor, ayrılıyor, yiyor, içiyor, gülüyor, söylüyordu. Bu insanlar azami 20-30 kişi olup, ülkede yaşayan diğer insanlara bu kişilerin o gün ne yaptıkları ile ilgili olarak TV ve gazeteler aracılığıyla her akşam düzenli olarak bilgi veriliyordu.

Yollarda bombalar patlıyor, nereden geldiği belli olmayan kurşunlar havada uçuşuyor, kadınlar yollarda bıçaklanıyor, kimin döktüğü belli olmayan küçücük taşlarda kayan araçlarda insanlar ölüyordu.. Kameralar herşeyi kaydediyordu..

Ter içinde uyandım.. Evimde, kendi ülkemde, güzelim İstanbul’um da olduğumu anlayınca rahatladım..

Hepimize görünen görünmeyen her türlü silahtan uzak bir yaşam dileklerimle..

İnci İlhan

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız