Her yaşam bir eserdir.


| 17 Ağustos 2005 | 0 yorum | 4079 gosterim

Dostlarımız, hayat denen eserimizi öylece bırakmak yerine, oralara kendi duygularını, sevgilerini, renklerini ekleyenlerdir.

Bir zamanlar Hindistan’da yaşayan Ranga Guruji adında çok ünlü bir ressam vardı.. Ranga, bir sanat okulu açtı ve orada öğrencilerine sanatın inceliklerini öğretmeye başladı. Ranga’nın yetenekli öğrencisi Rajeev, merakla Ranja Guruji’nin onu artık bir ressam olarak ilan edeceği ve hayatının bu şekilde devam etmeye başlayacağı günü bekliyordu. Bir gün Ranga:

– Rajeev, sen benim gelecek vaad eden öğrencilerimden birisin. Sanırım şimdi final sınavının zamanı geldi. Bir resim yapmanı istiyorum, bu senin en iyi resmin olmalı ve herkes hayran kalmalı. Şimdi acele etme ve en güzel resmini yap dedi. Rajeev gece gündüz çalıştı, en güzel resmini yaptı ve Ranga Guruji’ye getirdi. Ranga:

-Şimdi bunu şehrin meydanında halkın beğenisine sun. İnsanların senin eserini görmelerine izin ver. Resmin altına büyük ve koyu harflerle, bu resmin halkın değerlendirmesi için oraya konulduğunu ve resimdeki hataların izleyenler tarafından resmin üzerine bir X çizerek belirtilmesini yaz.

Birkaç gün Rajeev resmini görmek için şehrin en işlek meydanına giderken çok heyecanlıydı. Ancak oraya vardığında çok büyük bir hayal kırıklığına uğradı. Tüm resim baştan aşağı X işaretleriyle doluydu. Başarısız olmuştu.Eserini kimse beğenmemişti.

Büyük bir hayal kırıklığıyla resmi Ranga Guruji’ye gösterdi. Ranga O’na asla umutsuzluğa kapılmamasını ve yeniden bir resim yapmasını tavsiye etti. Rajeev yeni bir resim daha yaptı. Ranga daha önce söylediği şeyleri tekrarladı. Ancak en son satırda değişiklik yaparak. Bu kez Rajeev’e resmin yanına boya ve fırça da koymasını söyledi. Resmin altına yazılan mesajda izleyicilerin hataları bulması ve resmin yanında bulunan malzemeleri kullanarak hataları düzeltmeleri istenmişti.

Birkaç gün sonra Rajeev resmi almaya gittiğinde şaşırdı. Çünkü resmin üzerinde hiçbir işaret olmadığı gibi yanına konulmuş olan malzemelere de hiç dokunulmamıştı. Rajeev resmi Guru’suna sunarken çok mutlu olmuş ve içi kendine güvenle dolmuştu. Ranga yine gülümsedi ve:

-Rajeev bugün öğrenmiş olduğun bu dersle birlikte artık senin eğitimin tamamlandı dedi. Sevgili oğlum, insanların, eline fırsat verildiğinde hiçbir şey bilmedikleri bir konuda bile eleştirip, değerlendirme eğiliminde olduklarını öğrenmen gerekir. Eğer dünyayı seni yargılayacak kişi olarak kabul edersen hep hayal kırıklığına uğrarsın. İnsanlar senin ilk resmini X lerle doldurdular. Çünkü onları engelleyecek hiçbir risk yoktu. Ve çoğunun bu konuda hiçbir yeteneği ve bilgisi de yoktu. Ama onlara sunulan bu fırsatı memnuniyetle değerlendirdiler. Ama aynı insanlardan, hataları bulup düzeltmeleri istendiğinde hiç biri bunu yapmadı. Çünkü bu kez onların bilgisi ve yeteneği risk altındaydı; bu konudaki eksikliklerini göstermekten çekindiler. Uzak durmayı tercih ettiler.

Ranga devam etti: "Sevgili oğlum, eserin, senin çalışman, yeteneklerin, bilgin, çabaların, senin çok çalışmanın ve içten uğraşılarının değerli bir ürünüdür. Bunu dünyaya bedava sunma. O zaman çalışman ilk resminin uğradığı sonuca uğrar. Kendinin yargıcı ol ve değerini kendin belirle ama bunu adalet ve eşitlik ilkeleriyle yap. Ve böyle davrandığında seni temin ederim ki asla ne kendin, ne de eserinle hayal kırıklığına uğrarsın. Son olarak sakın unutma aldığın bu ders, başkalarının eserlerini de senin değerlendirme hakkın olmadığı anlamına gelir. Tanrı seni korusun oğlum."

Dün akşam çok yorgun ve umutsuz bir halde yolda yürürken, İstanbul dışında yaşamak zorunda kaldığı için yedi yıldır görüşemediğim bir arkadaşıma rastladım. Malum çığlıklardan sonra, bana şaka yollu takıldı. Başına iş açan sakarlıklarımı hatırlattı. Ve bunu örtmek için kaç takla atmak zorunda kaldığını…

-Hala öyle misin? dedi.
-Evet dedim. Bir bilsen… şimdi daha da beter oldum… iyi ki buralardan kaçtın…

Gülüştük… Birkaç dakikalığına ona da bulaşan umutsuzluğum, ortak bazı anların hatırlanmasıyla yerini neşe ve gülümsemeye bıraktı.

Her yaşam, ana rahminde iki hücrenin birleşmesiyle başlayan, sahibinin genleri, duyguları, aklı, çabası, eğitimi, sevgisi, nefreti, dünyayı algılama biçimi, değiştirebildiği ya da değiştiremeyeceği rastlantılar yumağı ile örülmüş. Bir kısmı yine sahibi, bir kısmı da başkaları tarafından ortaya çıkarılan bir eserdir aslında…

İnsanları eleştirmek, hata bulmak, bize sunulanı görmemize, anlamamıza, yorumlamamıza izin verilen hayatlara (x) ler koymak yapabileceğimiz en kolay şeydir… Dostlarımız, adına hayat denen eserimize (x) ler koymak ve öylece bırakmak yerine, oralara kendi duygularını, sevgilerini, renklerini ekleyenlerdir.

Bu yüzden birlikte yaşlanırız, vazgeçilemezler, bu yüzden yıllarca görüşmeseniz de bir gün karşılaştığınızda “kaldığınız yerden“ devam edebilirsiniz onlarla… Çünkü hayatınıza kattıkları renk geçen zamana inat bütün canlılığıyla parlamaya devam eder… Bir daha asla yolda karşılaşamayacağınız güne kadar..

Sevgiler,
İnci İlhan

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız