Görünmez Duvarlar


| 05 Haziran 2006 | 0 yorum | 3571 gosterim

Bazı insanlarda çevresindekileri derin bir “algılama kirliliğine “ itme alışkanlığı vardır. Varoluşlarını yarattıkları bu kirliliğe borçludurlar. Etrafınıza bir bakın. Ama dikkatli bakın. Çünkü onları çok zor farkedersiniz. Kendilerini iyi gizlerler…

Geçen haftasonunu İstanbul’a çok yakın bir köyde geçirdim.İki saate yakın sürdü yolculuk..

Apartımanlar,apartımanlar,siteler,alışverişe merkezleri.. kilometrelerce süren bir karmaşa ve betonlaşmanın ardından birdenbire dağların,çayırların içinde buluverdik kendimizi..Arkadaşımın Terkos gölü kıyısında çok güzel bir evi var..Daha doğrusu Terkos gölünün çevresindeki göletlerden birinin kıyısında..Güneş batmak üzereydi..Gölete doğru uzanan iskelenin üzerinde yürüdüm..İskelenin en ucuna boylu boyunca yattım başımı iskelenin ucundan aşağı uzatıp suya baktım..Suda önce kendi aksimi ,sonra suyun derinliklerindeki hareketliliği farkettim.İrili ufaklı birçok balık sürüler halinde yüzüyorlardı..Bir tatlı su istakozu ağır adımlarla dipte ilerliyordu..Suyun dibindeki yosunlar ve bitkiler dip hareketlerinin etkisiyle sağa sola sallanıyorlardı..Küçük bir böceğin elime tırmanmakta olduğunu gördüm birdenbire..Yabani bir kuş gelip az öteye kondu..

Küçük parmağımdan elime tırmanan böcek, başparmağımın kenarına geldiğinde yuvarlanıp iskeleye düştü.. Toparlanıp yoluna devam etti..Güneşi , kuşların kanat seslerini , suyun içindeki müthiş hareketliliği , rüzgarın şarkısını dinledim bir süre…

O anda evrende ne kadar küçük ve önemsiz olduğumu farkettim.Burada bu küçücük göletin içinde yaşayan canlıların hiçbirini, o ana kadar hiç düşünmemiştim..Aklıma bile gelmemişlerdi ama işte burada ,bu küçücük göletin içinde bile koskoca bir dünya vardı…Öylece kalakaldım..İçinde yaşadıklarımız,görebildiklerimiz dışında hiçbir hareketi ve mevcudiyeti algılayamıyorduk.. Evreni, kendi küçücük dünyamızın etrafında döndürmeye çabalamamız ,kendimizi çok çok önemli hissetmemiz bundandı… Kendi küçücük dünyamızda çok önemli ama evrenin bütününde ne kadar da önemsizdik..Küçücük bir zerreydik sadece..

Hayattaki devinimi , hareketliliği,herşeyin her an değişim geçirdiğini , suyun içindeki , havadaki , toprağın altındaki yaşamı algılayamıyorduk..Toprağın üstündeki yaşamı bile”o an “ gözümüzün gördüğü kadar algılayabiliyorduk..Oysa dünya ne kadar büyük..Yaşamlar ne kadar çeşitliydi..

Kalkıp eve doğru yürüdüm , toprak yolun az ilerisinde eşeğiyle biryerlere giden ( ya da biryerlerden dönen ) bir köylüyle karşılaştım , selamlaştık.. “Sıcak..” dedi.. “evet “ dedim “çookk..” ..Yürüdü gitti..

Bu kaçış ,farklı bir dış dünyadan gelen uyarılar, farketmeden hep aynı sinyalleri alan bilincimizin, karşılık olarak hep aynı sinyalleri göndermekten, hep aynı tür sinyalleri anlamlandırmaktan nasıl bitap düştüğünü ,nasıl duyarsızlaştığını , köreldiğini anlamama yardım etmişti.

Bazı insanlarda çevresindekileri derin bir “algılama kirliliğine “ itme alışkanlığı vardır.Varoluşlarını yarattıkları bu kirliliğe borçludurlar….Etrafınıza bir bakın..Ama dikkatli bakın.. Çünkü onları çok zor farkedersiniz..Kendilerini iyi gizlerler… Dostluk adına,iş arkadaşlığı adına,kardeşlik adına,komşuluk adına…..Mutlaka bir maske altında ,hayatı , bu koskoca evreni kendi dünyalarına sıkıştırır ve sizi de o küçücük sıkışık dünyaya çekiverirler..Dünyanızı görünmez bir duvarla çevirirler..Farketmezsiniz bile..

Evimizin,yaşadığımız yerin, elimizin , yüzümüzün,üstümüzün başımızın temizliğine ,çevre kirliliğine , ses kirliliğine ve diğer kirliliklere gösterdiğimiz duyarlılığı ,gönderdikleri gereksiz sinyallerle bilincimizde , etrafımızda görünmez bir duvar oluşturarak “algılama kirliliği” yaratanlara da göstermeliyiz..

“Hayır “ diyebilmenin altında yatan mucizelerden biri de bu bence..

Hem de ne mucize!!! ..İnanın denemeye değer..

İnci İlhan,

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız