Duymadıklarımız


| 05 Mayıs 2008 | 0 yorum | 1271 gosterim

Size bütün bunları duymadıklarınızın duyduklarınızdan , görmediklerinizin gördüklerinizden daha önemli olabileceğini hatırlatmak için yazıyorum.


“İnciciğim” dedi doktor arkadaşım.”Bir süre sonra kendini daha iyi hissedeceksin.6-7 gün sonra yani..Ve birkaç hafta sonra tüm sıkıntıların bitmiş olacak “

“e harika “ dedim..”Çok şükür .Vallahi hayatım kaydı kaç gündür.”. Yeşil gözlerini kısarak baktı ve “ Hayatımız desen daha doğru olur “ diye uyardı Sevdiceğim..

“Neyse kurtuldun işte “dedim,”birkaçgüne kadar birşey kalmayacak.”

.”Ben öyle birşey demedim” diye devam etti doktor arkadaşım..

”Nasıl yani ? “ ,

”Ben hiçbirşey kalmayacak demedim.Bak ,kabul etmen gerekir ki hastalığının tedavisi mümkün değil.Ama kontrol edebiliriz ve sen uzun yıllar keyifle yaşayabilirsin.İlaçlarını muntazaman almalısın ve diyetini sürdürmelisin..Kendini iyi hissedip de ilaçlarını bırakırsan iş beyin kanamasına kadar varır şimdiden söyleyeyim de kendi kendine iş yapma”

Hafif hiperaktif bir yapım vardır.Aynı koltukta uzun süre oturamam, üç gün üstüste evde geçiremem , uzun konuşmalardan sıkılırım falan..Ama tam dört gündür + / – 5 derece oynayan tansiyonumu kontrol altına alamıyorlardı işte..Ben çarpıntı,başağrısı,mide bulantısından kıpırdayamıyordum. Dalga geçer gibi ilacı içinde iniyor 2 saat sonra fırlıyordu küçüklü büyüklü.Bir haftadır her gece Amerikan Hastanesinde sabahlıyorduk..

Ve şimdilerde karnıma takılan bir aletin söyledikleri ,yapılan bir sürü tetkik ve incelemelerden anlamıştık ki “hipertansiyon” hastasıydım. Yetmezmiş gibi kollestrolüm de normalin çok çok çok üstündeydi.. Üstelik daha beş ay önce bir kalp spazmı geçirmiş,üç gün hastanede kalmıştım..Şu anda gerçekten konusunda uzman ve dünya çapında bir isim olan kardiyolog arkadaşımın karşısında süklüm püklüm oturmamın sebebi buydu..

Doğrusu sürekli ilaç kullanma fikrinden hiç hoşlanmamıştım ama bu birşey değilmiş..Her gün sabah akşam yürümem gerekiyormuş..”Ya ben yürümesem de yüzsem..” dedim ama nafile..

Neyse , ilaçlarımızı aldık eve geldik..Bu arada Sevdiceğim bu konuda bilumum internet araştırmalarını yapıp doktordan daha doktor kesildi..Hangi bitki iyi gelir , ne kadar alınmalı , nasıl tüketilmeli..mevzumuz hep bu.. Tabi ben konu ne olursa olsun sürekli aynı şeyi konuşmaktan sıkıldığım için çoğunu dinlemiyorum ama dinliyor gibi yapıyorum mecburen..

Size anlatmak istediğim şey başka aslında..

Sevdiceğim sabahları benden daha önce çıkar evden birlikteysek eğer…Onun işi saat 08.00 de başlıyor.Eskiden benim de öyleydi ama ben şimdilerde daha geç gidiyorum..Kahvaltı alışkanlığı da yoktur..Hatta gereksiz bulur ve “tamam poğaça iyi bir çözüm değil haklısın ama bakkaldan ekmekarası peynir alsam da kahvalti etmiş sayılırım niye sabahın köründe gözümün biri açık biri kapalı kahvaltı hazırlamak için onca zahmete gireyim “der..Bense mecbur kalmazsam kahvaltı etmeden çıkmam..Al sana anlaşmazlık..

Bir de sevgisini hiç söylemez..Ya söyle işte di mi? İnsan arada duymak istiyor..Sevmese benimle ne işi varmış.O söylüyormuş ama ben duymuyormuşum.. Bak bak bak….Sağırım ya ben…Al sana bir anlaşmazlık mevzuu daha..

Neyse gelelim size bunca şeyi niye anlattığıma…

Yukarıda anlattığım konuşmaları takibeden gecenin sabahında iki lokma birşey yemek ve çayı koymak için mutfağın kapısını açtığımda zeytin ,domates,salatalık,maydanoz,zeytinyağı ve ekmekten oluşan kahvaltımın beni beklediğini gördüm…Domateslerin üzerine ketentohumu serpilmişti..

Ve tabağımın içinde küçük bir not vardı : “ Başka birşey yeme.Mutfağa kamera yerleştirdim…”

O her birlikte karşıladığımız sabah, tereyağ-salam-kaşar peynir alışkanlığımı kırmak için – bıkmadan kahvaltımı hazırlıyor..Akşam yemekleri genellikle dışarıda yenmesine rağmen hep benim diyetimi bozmayacak yerler seçiliyor ( bilenler bilir bana kalsa en az ayda iki kez istikamet direkt kebapçı olur .Balığı bile kızartma yerim)..Bir de yeni bir adet çıkarttı başımıza..Akşamın bir vakti otururken birdenbire “ay sıkıldım .. Haydi çıkıp biraz yürüyelim “ diyor…

Size bütün bunları duymadıklarınızın duyduklarınızdan , görmediklerinizin gördüklerinizden daha önemli olabileceğini hatırlatmak için yazdım.

Ben işitsel bir insanım.Etrafımdaki tüm sesleri duyarım.Hayatımın belli dönemlerinde çok canımı yakan bir özellik olmasına rağmen duyduğumu asla unutmam…Ama şimdilerde duymadıklarımın , duyduklarımdan daha önemli olabileceğini öğrendim..Biraz düşündüğümde birçok davranışını yeniden değerlendirmem gerektiğini anladım.Haklıydı..Gerçek şuydu ki O söylüyordu ben duymuyordum..

Gördüğümü asla unutmam , duyduğumu asla unutmam diye övünmek yerine , bir kez de neleri görmüyorum, neleri duymuyorum acaba diye düşünün..

Kimbilir etrafınızdaki kimler kimler size sessizce birşeyler anlatıyor , kimler kimler sitemsizce size neler neler gösteriyordur…

Mart 2008

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız