Aç Koynunu Ben Geldim İstanbul ( I )


| 14 Kasım 2005 | 0 yorum | 3845 gosterim

Bir karaltının gece ayazından beter soğukluğu , sarındığı battaniyeyi aşıp kalbinin tam orta yerine değdi..

Omuzunu dürten bir elle uyandı o sabah.. Henüz gün ağarmamıştı.. “kalk lan… kalk.. ölüm uykusuna mı yattın ??”babasının fısıldayarak söylediği bu sözler avaz avaz söylenmiş gibi,henüz uyku sersemi beyninin içinde yankılandı,güçlükle gözlerini açtı..yatağa doğru eğilen babasının sakallı suratı herzamankinden daha korkunç göründü gözüne..Doğrulmaya çalıştı “ n’oldu baba?? Ne bu telaşın??” “sus” dedi babası.”milleti uyandıracaksın.. kalk dışarı gel..”

Tek katlı iki gözlü damlarının altında birbirine sarılmış uyuyan kardeşlerini ve az sonra ayaklanacak olan anasını uyandırmadan ,gecenin sıcaklığını arkasında bırakıp dışarı çıktı.. Keskin bir ayaz yüzünü adeta ısırdı.. Sarındığı battaniyenin içinde titreyerek babasını aradı gözleri,karanlığın içinde onu az ötede kuyunun yanındaki taşın üzerinde otururken seçebildi. Sigarasının ateşi , sokacak yer arayan bir yılan dili gibi , uzayıp kısalıyordu….Yanına vardı “ geldim baba,de ne diyeceksen..” babası terslendi “ bana bak,adam oldun da laf mı çakıyosun..” huzursuzlandı..vardı yine bir terslik ama ..”yok baba.. ne alakası var? Biraz soğuk da ondan şeyttim herhalde..” “ Sus da dinle… Ziynet’in izini buldum..” Kalbi hızla çarpmaya başladı “ne?? İzini mi buldun??” “ne o hoşuna gitmedi galiba… buldum yaaa.. buldum…” Yüzünün bembeyaz olduğunu hissetti… Başı döndü,midesi bulandı,bayılacak gibi oldu..” Al şunu “ babasının karanlığın içinde uzattığı şeyi göremedi , babası ondan bir hareket gelmediğini görünce elindeki karaltıyla onu dürttü…Gece ayazından daha soğuk birşey sanki sarındığı battaniyeyi aşıp kalbinin tam orta yerine değdi.. Buz gibiydi.. “ bu ne baba? Delirdin mi sen? Niye veriyorsun şimdi bunu bana ? “ babası üsteledi “ al şunu al…” uzandı az önce yüreğine değen soğukluk şimdi bir torbanın içinde, ellerinin arasındaydı..”ama baba bu bir tabanca.. napıcam ki ben bununla “ babası ayağa kalktı,sigarasından bir nefes çekti,yere atıp özenle ezdi ve ezerken dişlerini arasından söylendi “ yılanın başını ezeceksin…anladın mı?? Yılanın başını ezeceksin aynen böyle.. hadi hazırlan.. ananı uyandırma.. hemen yola çık..adresi de bu işte.. aha al…namusumuzu temizlemeden de gelme..Beni de oraya getirtme.. “

Bulunduğu yere çöktü.. Babasının uzaklaşan ayakseslerini dinledi..Ziynet..Ziynet’i öldürmek mi? Ne yapmıştı ki Ziynet??Karalılar’ın Mahmut’u sevmişti…Kendisi de çok severdi..Çok iyi çocuktu Mahmut.. Bütün çocuklukları birlikte geçmişti..Sonra gençlik kanlarını kaynattığında Mahmut Ziynet’e vurulmuştu.Mahmut’un babası İstanbul’a akrabalarının yanına göçetmiş,çocuklarını da yanında  almıştı ama Mahmut Ziynet’i hiç unutmadı.Askerden gelip de eli ekmek tutunca araya aracı koyup, anasını gönderip istetmişti..Oysa Ziynet’in babasının kızlarıyla ilgili başka hayalleri vardı..Bunca yıl para harcadığı kızlarını iyi birer başlık parası almadan vermeye niyeti yoktu..Büyük ablasını üç yıl önce 5 öküz ve 2.000 liraya kendinden 20 yaş büyük üç çocuklu Şero’ya vermişti gözünün yaşına bakmadan..

Ablası yedi ay önce ahırda kendini asmıştı..Aklına gelince burnu yandı,gözlerinden akan yaşlar gecenin soğuğunda buz kesen yüzünü ısıttı..Şero ablasının ölüsünü getirip evin bahçesine bırakmıştı. “ Al işte Reşit Ağa “ demişti babasına “ o kadar para saydığımız kızının hayrını gör..çürük çıktı çürük..”

Hiç etkilenmeyen Reşit Ağa sadece karısına bağırıp çağırmıştı “ senin kızın beni rezil etti..” diye.. Annesi sessiz sessiz günlerce ağlamıştı..Evde bu konudan bahsetmek yasaktı..Ablası babasının yüzünü kara çıkarmıştı.. Reşit Ağa evlenme çağı gelen Ziynet’i  de komşu köyden yaşlı ve zengin birine vermekte kararlıydı .. Ama hesap tutmamış Ziynet Mahmut’ la kaçmıştı bir gece..o gün bu gündür iz süren babası Ziynet’in Mahmut’a kaçmış olmasını hiç affetmemişti ve sinsi bir düşman gibi intikam saatini kolluyordu..
(devam edecek)

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız