Su Falı


| 10 Kasım 2005 | 0 yorum | 977 gosterim

Titreşimler görülmeye çalışılırken, aynı anda tabak hafif hafif sağa sola eğilmeli biraz çalkalanmalıdır.


“Fala inanmayın, ama falsız da kalmayın” kim demiş ne zaman demiş nerede demiş bilemiyorum, ama bildiğim günümüzde fal baktırmayan ya da yıldız falını okumayanların sayısının parmaklarımızın toplam sayısının birkaç katından daha fazla olmadığıdır.

Ben de fal bakıyorum, hem de alasından. İlk fal deneyimim ablamla akadaşı konuşurken anlattıklarını şans eseri duyup daha sonra ablamın arkadaşı fal için fincan kapattığında “ben bakarım” diyip ablama anlattıklarını ballandıra ballandıra ona tekrar anlatmamla olmuştu. Daha sonraki karşılaşmalarımızda biraz çuvallamışsam da yüz ifadesi ve verdiği tepkileri referans alarak uzunca bir süre durumu idare ettim. Hatta para bile kazandım, o zamanlar üç beş kuruş vermek adettendi. Doğrusu beklenti AŞK olunca fala bakmak kolay oluyordu.

Kuş’u haber, balık’ı para ya da kısmet, halka’yı yüzük ve dolayısıyla evlilik, köpek’i dost, kedi’yi de düşman, kız çocuğunu kızgın haber diye yorumlarsan ve kulp tarafı evi, karşısı da işi temsil ederse, yüzde elli başarı sağladınız demektir. Telvelerin uzun ince olanları da gidilecek yollardır hep. Yine böyle zırvaladığım bir dönemde ben fal bakarken dinleyen arkadaşlarımın hepsi birden susunca ne oluyoruz diye arkama baktım. Annem tatlı bir tebessümle bana bakıyordu. Eee işin ustasına devredince fincanı, satılacak bir ev, bir miras davası ve hasta bir akraba çıkıverdi faldan, işin garibi hepsi doğruydu ve ben o fincanın neresinde vardı da bunlar ben göremedim diye epey bir kafa yormuştum.

Nice sonraları aslında fincanın ve telve dağılımının bir bahane olduğunu, esas olanın hissetmek olduğunu anladım. İster inanın ister inanmayın şimdilerde “hadi iç bir kahve de sana fal bakayım” dediğim bir çok arkadışıma baktığım fallar büyük yüzdelikle doğru çıkyor. Hoş hayatlarını fallara göre yönlendiren ve faldan umut bekleyenlere iyi dilek dilemekten başka yapacak bir şey yok.

Bir süre sonra başka fallara da merak saldım, tarot falı, kağıt falı, yıldız falı ve su falı. Size biraz su falını anlatmak istedim. Sanırım çok bilinen bir fal değil. Önce fala baktırmak isteyenler birer dilek tutarlar sonra derin olamayan bir tabağa bir parmak su koyulur. Yemek tarifi gibi oldu ama idare edin artık. Tek kişiye bakılmakla birlikte birkaç kişiye de aynı anda bakılabilen bu falda etrafta metal eşya bulunmaması gerklidir. Bu nedenle eldeki yüzükler ya da kulaktaki küpeler çıkarılmalı saatler de buna eklenmelidir. Bakılacak kişi sayısına göre küçük bir sini de kullanılabilir.

Tercihen dolunayda dışarıda bir yerde ayışığını alacak şekilde tabaktaki titreşimler takip edilmelidir. Dolunay yoksa ve dışarı çıkılamıyorsa iç mekanda tercihen mum ışığı, bu da olmuyorsa normal ışıkta zor da olsa bu titreşimler görülmeye çalışılırken, aynı anda tabak hafif hafif sağa sola eğilmeli biraz çalkalanmalıdır. Sonra falına bakılanların tüm konsantrasyonu tabak üzerine yoğunlaştırılmalı tabak sakince yere ya da masa üstüne bırakılmalı ve hızla avuç içiyle tabağın içindeki suya vurulmalıdır. Falına bakılanların şaşkın ve manasız yüz ifadeleri izlenip muzip muzip gülünmeli ve sonra herkesin yüzü, gözü ve kıyafetleri üzerindeki su damlalarının yayılışı ve azlığı ya da çokluğuna göre fal yorumlanmalıdır. İtiraf edeyim hala bu yorum kısmını çok beceremiyorum. Bu arada tabağı çevirirken ağzınızdan duyulması ve anlaşılması güç birkaç iyi dilek cümlesi gevelemeyi sakın unutmayın. Çok ıslananlar için havlu bulundurmayı, kaçmak için ayakkabılarınızı da giymiş olmayı ihmal etmeyin. Falsız kalmayın, ona inanmayın.

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız