Siyah jeep’li aptal sarışın


| 09 Aralık 2006 | 1 yorum | 4266 gosterim

Sarı parlak saçları lüle lüle sarkıyordu. Saçlarıyla aynı renk kaşları gerçek sarışın olduğunun en büyük kanıtıydı.


Parfümlerin karışımından oluşan duvarı delip içeri girdiğimde, kendimi kurtlar sofrasının baş yemeği gibi hissetmiştim. Parlak ışıkların altında kurtlar kendi hallerinde avlayacakları kuzular için güzelleşiyorlardı. Kimsenin ilgilenmediğini görünce “tok olmalılar ya da uğruna savaşacak erkek yok etraflarında” diye düşündüm “belki de “inlerinde saldırgan değillerdir.” Dikkat çekici bir erkek sayılmam ama kimsenin kılını kıpırdatmayacağı bir tür de değilimdir.

Kızıl saçlı, azıcık topluca olan bir tanesi pedikür yaptırıyordu. Manikürcü kız ile derin bir sohbete dalmıştı. Aradığım o olamaz gibi gelmişti nedense, saç renginden kaybediyordu. Ayaktaki iki esmer, sünnet çocukları gibi boyunlarından aşağı doğru sarkan örtülerin altındaydı. Uzun parlak saçları vardı. Balyaj yaptırmışlardı. Bir başka esmer, saçları bugidilere sarılmış halde saç kurutma cihazının altında uzaylılarla ilişki kurmaya çalışan amatör telsizcilere benziyordu. Ayaktakilerin boyu bir yetmişin üzerindeydi ve topuklularla bana tepeden bakıyorlardı, bugidili olansa bana göre daha normal boydaydı ve sanırım dans edebilseydik iyi partner olabilirdik. Aradığım onlar da değildi. Bir iki adım daha atıp biraz daha görülebilir bir konuma girmiştim ki korkunç bir kükürt kokusu genzimi yaktı. Boya yapmaktan elleri kararmış bir kuaför hızla yanımdan geçerken beni dikkate bile almadan fön çekmekle meşgul bir çırağı azarlamaya koyulmuştu. Kenarda sır ağda kutuları vardı, lazer epilasyon çıkalı ağdacılar kan ağlıyor olmalıydılar. Küçükken anemin kaynattığı ağdaya limon suyu katar macun niyetine yerdim. Fön çekilen kız kumraldı, o da aradığım değildi.

Şimdilerde kuaförler kabuk değiştirmiş, içlerine birer kafe eklenir olmuştu. Sıra beklerken dinlenmek, kitap okumak ya da güzelleşme sonrası sohbet etme imkanı sağlıyordu bu kafeler. Bir an için bir kahve içip zaman geçirmeyi düşündüm ama acelem vardı ve O’nu bulmalıydım.

Bir iki basamak aşağıda iki sarışın vardı. “İşte” dedim “aradıklarım onlardan biri olabilir” Mini etekli olan biraz daha gençti, pek uygun sayılmazdı ama diğeri tam aradığım profildi. Otuzlu yaşlarını yaşıyor gibiydi. Dudaklarında bayrak kırmızı bir ruj kenarlarında ise biraz daha koyusu konturu vardı. Kavuniçi ojelerinin üzerine açık mavi yıldızlar yaptırmıştı, yüksek topuklu, önü açık fıstık yeşili ayakkabılardan görülen ayak parmakları da aynı renkteydi. Botox’lu göz kenarları Mr Spock’la akrabaymışlar izlenimi veriyordu. Sarı parlak saçları aşağılara doğru indikçe lüle lüle sarkıyordu. Saçlarıyla aynı renk kaşları gerçek sarışın olduğunun en büyük kanıtıydı. Deri ceket, siyah bir body ve kot pantolonunu koyu mavi gözler tamamlıyordu. Tanrı, hokka gibi burnunu, gerçekten özenmiş de yaratmıştı.

Daha fazla zaman kaybına tahammülüm yoktu, “bakar mısınız!” diye seslendim. Ancak, pedikür yaptıran kızıldan başkasının dikkatini çekememiştim, o da manikürcü kız ile sohbetin bozulmasına sebep olmamdan dolayı gözlerini dikmiş, üstüme atlayıp atlamamakta tereddüt eden kaplan pozisyonunda, tırnaklarını gösteriyordu. Bir kez daha ve bu sefer daha haşin ve gaddar bir ses tonunda “bakar mısınız” diye bağırdım. Dikkat çekmeyi başarmıştım. Kuaförde herkes bana bakıyordu şimdi, hedef sarışına gözlerimi dikip alaycı bir ses tonuyla davam ettim “ şu siyah renkli heybetli görünüşlü ucuz jeep’in sahibi kim?”

Beklediğim cevap sarışından gelmedi, esmerlerden de bir cevap alamamıştım, “Tanrım kızıl olamaz, bu kadar da yanılmış olamam” diyordum ki zaten o çoktan sohbetine devam etmeye başlamıştı, kuaför göz ucuyla bana bakarken fön çekmeyi ihmal etmemişti. Ben, hedef sarışından ve kuafördeki diğerlerinden cevap alamamamın şokunu daha atlatamamışken arkamdaki kafe kısmından kalınca bir ses “benim” dedi “bir şey mi oldu?” çok sinirli olduğumu belirtir şekilde, hızlı bir dönüşle arkama baktım, adam neredeyse benim iki katımdı, kadife ceket altındaki kot pantolonu ve yumurta topuk ayakkabıları vardı. Yutkundum ve yumuşacık bir sesle “yolun üzerine park ederken benim arabamı kitlemişsiniz de, çıkamıyorum, bir zahmet alabilir misiniz arabanızı?” dedim. Çam yarması isteksiz hareketlerle dışarı doğru yönelirken “hiç olmazsa rengi tutturdum, adam sarışın” diyordum kendi kendime.

Forumdan Yorumlar (1)

  1. deliko 15 Ekim 2009

    önyargı üzerine güzel bir yazı... aferin kim yazmışsa, komik olmuş... bir daha ki sefere dikkatli ol... tamammı kardişşş..

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız