Seçim Günü (9)


| 11 Haziran 2007 | 0 yorum | 2565 gosterim

işte seçim günü, sandıktan ne çıkacak, değişim mi?, yoksa muhtarın hemagonyası devam mı edecek? seçimin kaderi kimin elinde? okuyalım bakalım……


“Herkes benim kadar heyecanlı mı?” Paytak Hanım Teyze’nin içi içine sığmıyordu. Köyün ilk ve tek çamaşır makinesini görmek için Döndü hanımın evine gittiği günü hatırladı. Değişim fikri ne zamandır aklındaydı ama sümerbank basması paçalı donunun kurutma sonrası bile hala nemli kalması, iç benliğindeki isyan fırtınasının çakan son şimşeği olmuştu. Bunca mücadelenin meyvelerinin toplanacağı gün bugündü, seçim günü, Muhtar’ı alaşağı edip yönetimi ele geçirme günü.

Kadınlarla yaptığı son görüşmeler durumun eşit olduğunu gösterse de ümidini yitirmemişti Paytak Hanım. Mücadeleye ilk başladıklarında gerideydiler, ama Şalvarlı Bacılar Üçlüsü’ nün katılımı, Müdürüm Bey’in bitmek tükenmek bilmeyen çabaları ve kadınlarla çeşme başı toplantıları ile arayı kapatıp öne geçmişlerdi. Muhtar, hala köyde kaydı bulunan ama şehre göçmüş ailelere köye gelmeleri için minibüs göndermiş, son dakika golleriyle yine eşitliği sağlamıştı.

Okulun bahçesi tıklım tıklımdı. Aileler çoluk çocuk panayır alanına dönüştürmüşlerdi bahçeyi. Paytak Hanım akşama doğru yanına ufaklığı da alarak okula doğru yola çıkmıştı. Müdürm Bey ise çoktan sandığın başındaki yerini almıştı. Dönem dönem sandıktan haberler getiriliyor, tahminlerde bulunuyorlardı. Paytak Hanım sandığa yönlendiğinde oy verme süresinin sonu yaklaşıyordu. Okul göründüğünde Paytak hanım teyze gözlerine inanamadı. Oy kuyruğu hala azalmamıştı ama onu hayrete düşüren kuyruğun uzunluğundan çok kuyruğun sonundaki doksaniki yaşındaki Hanzade nineydi. “yuf olsun sana Muhtar bunu da mı yapacaktın?” Paytak Hanım Hanzade nineyi hiç hesaba katmamıştı. Hanzade nine Muhtarın büyük ninesiydi. “kadın zaten ayakta zor duruyor bir de oy atmaya getiriyorlar” Paytak hanım hemen “B” planını uygulamaya koydu. Sandıktaki kuyruk orta kahve yönüne doğru uzanmıştı. Ufaklığa, gidip kuyruğun yönünü derhal çeşme tarafına doğru yönlendirmesini söyledi. Bu planını uygulaması için olmazsa olmaz şarttı, çünki Paytak Hanım’ın 101 yaşındaki büyük büyük dedesi oy kullanma süresinde kuyruğun sonuna ancak yetişebilirdi.

“Dede, dede” olanca gücüyle koşuyor ve büyük büyük dedesini uyandırmak için bağırıyordu. Eve girdiğinde dedesi abdestini almış ayağına meslerini geçiriyordu.

“dede mutlaka gelip oy kullanman lazım”

“sağar değilim ne bağırıyorsun�”

“lütfen dede yoksa muhtarı geçemeyeceğiz”

“bana ne sizin seçiminizden, kim olursa olsun”

Büyük dede daha Müdürüm Bey ile Paytak Hanım evlenmemişkenden Müdürüm bey’e kızgındı. Müdürüm bey Paytak hanım ile konuşmaya dalınca inekler büyük dedenin merasındaki otların tamamını yemişti.

“git kocan olacak o kele söyle oy moy vermiyorum, önce otlarımı versin bana geri”

“dede, neredeyse otuz yıl önceydi, lütfeeen”

Nuh deyip peygamber demeyen dedesine karşı son kozunu oynadı Paytak Hanım “hem bak Hanzade nine de kuyrukta, hani son bir görmek istersin belki dünya gözüyle”

Hanzade nine onüçünde, büyük dede de askerden yeni dönümüş yağız delikanlydı birbirlerine vurulduklarında. Ailelerin baskısıyla ikisi de istemedikleri evlilikler yapmış ama aşklarını hep kalplerinin kuytu köşelerinde tutmuşlardı. Büyük dede ömrü hayatında sadece bir kez Hanzade ninenin eline dokunmuştu. O günü hiç unutamamıştı. Bir kere de paytak Hanım’ın düğününde göz göze gelmişlerdi.

“tövbe de” dedi büyük dede “daha ömrümün baharındayım”

Hanzade nine silahı etkili olmuştu. Paytak hanım kolunda büyük dedesi dışarı çıktığında oy kullanma süresinin dolmasına on dakika vardı. Ufaklık görevini yapmış kuyruğun yönünü çeşmeye doğru yönlendirmişti. İş, dedenin yürüme hızına kalıyordu artık.

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız