rüya tabirleri


| 24 Şubat 2008 | 0 yorum | 4397 gosterim

işte beklenen an geldi, kişiye özel gerçek rüya tabirlerini açıklıyorum, tecrübeyle sabittir,


“Kara, kapkara halıların her bir köşesini kapladığı bir koridorda ben, kırmızı ispanyol paça pantolon giymiş halde, gömleğimin yakasını çekiştire çekiştire yürüyorum. Derken koridorun yürüyüp arkada bıraktığım kısımları giderek büzüşmeye başlıyor ve bu durum hızlanıp bana doğru yaklaşırken ben de yürümeyi bırakıp koşmaya başlıyorum. Hızlandıkça arkamdaki büzüşme de hızlanıp bana yetişmek üzere, bu arada koştukça koridorun siyah halılarından kopan parçalar kırmızı gömleğime ve pantolonuma yapışıp irili ufaklı puantiyelere dönüşüyor. En sonunda koridorun ucu görünüyor ancak büzüşme tam ensemde, çıkışa bir iki adım kala ispanyol paçalar büyümeye irileşmeye başlıyor ve ayaklarım paçalara takılınca düşüyorum. Büzüşen koridor beni yutuyor.”

İşte, dün geceki rüyam böyleydi, ter içinde uyanınca “hayırdır inşalla” dedim kendi kendime. Hayır mı şer mi zaman gösterecek ama ilk yorumum popomun uyurken açıkta kaldığı oldu, sırtım buz kesmişti. Yorgan bir köşede kendince uyuklamaktaydı, ben de beni içine alan koridor gibi yatağın diğer köşesinde büzüşmüş kalmıştım. Oldum olası küçük yataklardan nefret ederim, bir türlü sığışamazsın, hele iki kişi olunca sığışmak daha da zor oluyor, tek çare üst üste mi yatmak? Tabiki hayır, geniş kocaman bir yatağa sahip olmak tek çözüm. Bazen iki kişi dahi olsam buluşamadığım zamanlar olmuştur büyük yatakta, amma velakin bir başınayken tek sorun yorganın seni terk edip yalnız uyumayı tercih etmesi. Böyle olunca büzüşen koridorlara yakalanmamak işten bile değil. Bunun dışında salon salomanje yatak her zaman tercihimdir. Rahat rahat, derin derin uyursun. Kabus bile görsen fırtınanaın sağa sola savurduğu kayık misali dönüp yuvarlanırken yere düşmeden yatakta kalmayı başarırsın.

İlk konulu rüyamı ilkokul çağlarında gördüğümü hatırlıyorum. Sinemaskop film gibiydi. Kocamandı, renkliydi ve canlı gibiydi. Okuldaydım ve aşık olduğum kızla ebelemeç oynuyorduk. Oyun o kadar güzeldi ki. Ben hep ebe oluyordum ve onu kovalıyordum. Derken, birden çişimin geldiğini fark ettim ama sevgilimi yakalamadan tuvalete gitmek istemiyordum. Küçük sevgilim ızdırabımı anlamış gibi tuvalete doğru koştu ve saklandı. Ben, tek tek tuvaletlere bakarken bari çişimi de yapayım dedim ve yaptım. İnanılmaz bir rahatlama sıcak ılık bir his yavaş yavaş tüm bedenimi kaplıyordu ve ben gerçekten yatağıma işiyordum.

Lisedeyken vurdulu kırdılı rüyalar beni meşgul ediyordu. Genelde beni kovalayan birileri vardı. Hele biri vardı ki o tam bir kabusa çeviriyordu gecemi. Şöyle rahat rahat bir film seyreder gibi rüyayı arar olmuştum. Başbelası bani yakalayıp dokunduğu anda her yanımdaki etler içine çekilip bir iskelete dönüşüyordum. Üniversiteye geçince kovalamacalar bitmişti. Bu dönemde rüyalarımın bir yerlerinde uyanır olmuştum. Çok güzel konulu rüyalardı. O kadar sık oluyordu ki en sonunda uyandığımda rüyalarımı hatırlatıcı küçük notlar almaya başladım.

“gün batımı elimde fener sahilde yürüyorum, dayım da yanımda”

“rüzgarlı bir gün evdeyim camlar açık teyzem mantı yapmış”

“bisikletten düşmek üzereyken annem beni havada yakaladı, her yer pembe renge boyandı”

“ağaç dikerken kürek taşa çarptı, ağzı yamulan küreğin yerine dedem kazma getirdi.”

dedem mi? Ama ben dedemi hiç görmemiştim ki, yüzünü sadece resimlerden hatırlıyorum.

Bir gün, pazardı sanırım, çok iyi hatırlıyorum annem sabah kalktı ve “rüyamda babamı gördüm para gelecek” dedi. Yani dedemi rüyasında görmüş ve para geleceğini söylüyordu. Biraz konuşunca babasını her gördüğünde bir yerlerden para geldiğini, annesinin yani anneannemin can sıkıcı bir haberin uyarısı gibi olduğunu, dayımın ise olacak bir işin bozulacağı sinyalini verdiğini söyledi.

“işte” dedim kendi kendime “rüyalarımdaki uyarılar bunlar olmalı” yoksa” kız çocuk kızgın haber, kan rüyayı bozar, hatta rüyaların tersi çıkar, ölü diri getirir” falan hepsi palavra, iş akrabalarda, bunca yıl bunu nasıl anlamamışım. Geçmişte yaşadıklarımla aldığım notları çakıştırınca gerçek mesajlar gün ışığı gibi ortayı aydınlatmıştı.

Buna göre rüyalarımdaki akrabalarımın verdiği mesajları şöyle sıralayabiliriz, Annem : para çıkışı uyarısı, ne kadar uzun görürsem o kadar çok para kaybı, Babam : disiplinli olursam işler yoluna gircek uyarısı, Büyük ablam: henüz hiç görmedim ne işe yarar bilmiyorum, Küçük ablam : eğlence ve mutluluk habercisi, Babaannem: seyahat işareti, öyle çok gezmeyi severdi ki, kadıncağazın cenazesi cemaatin ters yöne sapmasıyla mezarlıkta son bir tur daha atmıştı, Dayım: para, para, para, Halam: sağlığına dikkat et, Kuzenler: tek tek ya da topluca gorunduklerinde bol iş ve bereket demekti, rüyalarımdaki diğer şahsiyetlerin neyin işareti olduğunu ise çözemedim henüz. Ama son gördüğüm rüya bu konuda bana kesin ışık tutacak.

Rüyam şöyle, bir samanlıktayım, paramı düşürmüşüm, Büyük ablam hariç sülalenin tamamı beni seyrediyor, derken arkadaşlarım da içeri giriyorlar, yakın akrabalar da cabası ve ben samanların arasında paralarımı görüyorum, tam eğilmiş alırken ahırdaki eşşek popoma çifteyi patlatıyor, öyle güçlü vuruyor ki göğe yükseliyorum ve gökkuşağının altından geçiyorum.

Derler ki gökkuşağının altından geçersen, cinsiyet değiştirirmişsin.

Bir stres, bir baskı, gözümü açtığımda yatağımdan düşmüş ter içindeydim.

Hayırdır inşallah.

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız