Oyuncu


| 03 Kasım 2005 | 0 yorum | 550 gosterim

Kral arkasını döndü şimdi tam sırası salla koçum tekmeyi, evet, evet oluyor galiba, zincirlerim kırılıyor


Ben bir oyuncuyum, bir sanatçı. Hep yapmak istediğim bir mesleği yapıyorum, içimde var. Alkışları, ışıkları seviyorum, sahne sonunda ruhumuzu doyuran alkışlar, sahne ışıkları, kimimizin ölmek istediği yer, sahne. Perde kapanınca, seyircinin çılgınca alkışına karşılık bizim reverans anımız. Her alın terini hak eden yoğun bir çalışmanın hasat zamanı. Her oyunda yeni bir rol, yeni bir kişilik, içindeyizdir o anın, yaşarız, yaşatırız seyirciye. Görünmez bir sınır vardır seyirciyle ama dokunsan şuracıktadır onlar ve biz oyuncular seyirci kalkıp yanımıza gelecek sanırız kimi zaman.

Gerçi Kral Lear’ı oynamak kısmet olmadı henüz bana, ya da Kreon’u, bir kral, bir prens ya da soylu birini henüz oynamadım, ama oynayacağımdan hiç bir şüphem yok. Bana kimi zaman acı gelen, benim bu rollerden birini hak etmiş olmama rağmen, benden bir süre önce bu mesleğe başlamış olanların, sadece kastarının benden yüksek olması nedeniyle kendimi gerçekten ifade edebileceğim role henüz laik görülmemem, belki de henüz fark edilmedim. Evet evet sanırım fark edilmedim, bunun için birşeyler yapmalıyım. Kendi rolümden nefret ediyorum. Yanlış anlamayın lütfen. Rolümü kusursuz ve içtenlikle yapıyorum. Rol roldür, hakkını vermek lazım gerçi bir karakter rolü değil ama, seyirci memnuniyeti esastır. Peki ya ben, benim memnuniyetim nerede?

Ortaçağda bir krallık ve ben de kralın yanındayım. O kral olacak, rolünü bile doğru dürüst ezberleyemeyen, rolü gereği dik, sert ve mert olması gerekirken, süklüm püklüm duran kişiliksiz kral bozuntusu. Oyun bir komedi, kral ve kraliçeyi dolandırıp soyamaya çalışan tüccarlar vardır ve sarayda bir balo verilir, kral da tüccarları dolandırmaya çalışmaktadır, değersiz bir parça antikayı satmaya çalışırken baba yadigarı eski eserler gitmektedir saraydan ve tam bu sırada ben devreye giriyorum balo’nun ortasında dikkat dağıtmak için, böylece kral’a zaman kazandırıyorum antikaları sahteleriyle değiştirmek için ama kral o kadar salak ki sahteleri yerine gerçeklerini koyuyor, bereket kraliçe devreye giriyor da durum kurtuluyor, gerçi rol icabı suç bana yıkılıyor dikkatlerini dağıttığım için. Bundan dolayı cezalandırılıyorum tüm balo’ya katılanların önünde. Bir utanç abidesi gibi, gelen gülüyor giden gülüyor. Ben kimmiyim? Kral’ın soytarısı.

Farkındayım hepiniz gülüyorsunuz şimdi bana, kral, prens ya da soylu bir rol değil bu ama en azından saraydayım ve kral’ın yakınındayım, yani herkesin, tüm seyircilerin gözü bende, onları eğlendiren güldüren benim, ya o kral kasıntısı, gerim gerim gerinerek dolaşmanın dışında role kattığı hiç bir şey yok, ruh yok adamda, varsa yoksa rolünü kaptırmasın. Ama bugün canına ot tıkayacağım, beni bağlayan zincirleri kırıp sahnenin ortasında bir tekme savuracağım gö…., pardon poposuna, o zaman görecek hanyayı ve de Konya’yı. Çok şaşıracak çook, ne yapacağını bilemeden ben bastıracağım esprileri, ortalık yıkılacak, doğaçlama yapıp son perdeyi kapatacağım kral olmadan, böylece fark edileceğim ve bir sonraki sefere kral ben olacağım.

İşte son perde açıldı, heyecan üst düzeyde, seyirci çılgın gibi, kral salaklığının doruğunda ve sıra bende, balo’nun ortasındayım, kral arkasını döndü şimdi tam sırası salla koçum tekmeyi, evet, evet oluyor galiba, zincirlerim kırılıyor, biraz daha, lütfen Tanrım olsun bu iş artık, yaşasın, tekmem tam yerine oturdu kral yerlerde, duyuyormusunuz kahkahaları, gülmekten kırılıyor seyirci, ama bu olamaz, kral yine ayakta fakat tekmeyi tam yerinde ve zamanında atmıştım, olamaz, o sünepe, silik adam yine rolüne devam ediyor. Ben nerede hata yaptım?

“Hay Allah, soytarının sağ ayak ipi koptu, nefret ediyorum şu ikinci el kuklalardan, her an sürpizle karşı karşıyasın, nasıl tamamlayacağım son perdeyi şimdi ben salkım saçak sallanan bir ayakla”

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız