ezik domatesin intikamı


| 25 Kasım 2007 | 0 yorum | 3485 gosterim

herkesin bir umudu olmalı diyordu bakır teyze, şahika’nın iki umut yaprağı vardı artık


“Ne biçim liste bu yaaa, öldüm vallahi” Şahika’nın tam bir gününü almıştı listedekileri tamamlamak. En son Çarşamba pazarından yerde ezilmiş dometes toplamış, bunun için pazarın sökülmesini, pazarcıların gitmesini beklemişti. Günlerden Pazar olmasına rağmen neden Çarşamba pazarı dendiğini bir türlü anlamamıştı, “belki de tüm pazarcılar Çarşamba’lı” diye düşündü. Yerlere serilmiş çer çöp ve karışık zerzevat arasından sapında iki yaprağı olan ezik domates ararken, üstü başı perişan yoksul insanların düşmanca bakışlarının tacizine uğramıştı. Halbuki onların rıskını almadığını sadece sevgilisine kavuşması için gerekli malzemelerden biri olduğunu söylemyi çok isterdi, ama kimsenin bunu anlayacağını sanmıyordu.

“Hayat işte” dedi, o sevgilisi için mücadele etmek uğruna buradaydı, diğerleri ise geçinmek, hayatta kalabilmek için. İçi burkulurken aradığını bulma sevinciyle gülümsedi. Alel acele ezik domatesi torbasına atıp hızlı adımlarla oradan uzaklaştı.

“Pazardaki ezik domates” sensin demişti Bakır Teyze

“ezilmiş ama yok olmamış”

“peki sapındaki yapraklar?”

“onlar umutların, umut olmadan yaşayamazsın ki”

“iyi de niye iki yaprak?”

“biri tekrar kavuşmayı dilediğin adam için, ikincisi diğeri için” diye devam etmişti Bakır Teyze. Şahika şaşırmıştı “diğeri mi?”

“evet, herkesin bir alternatifi olmalı”

Son sözler kulağından hiç çıkmamıştı Şahika’nın “herkesin bir alternatifi olmalı” ağzı kulaklarına vardı, sırıttı, bu cümle çok hoşuna gitmişti. Sevgilisine, sevdiği adama, onu bir ezik domates haline getiremediğini gösterecek, Bakır Teyze’nin yardımlarıyla yeniden bir araya geleceklerdi. Listeye baktı, hepsi tamamdı hatta büyük uğraşlar sonrası sülükleri bile almıştı.

Tam mısır çarşısına girdiğinde oldukça kalabalık bir grubun sloganlar attığını duymuş, önce korkup gitmemeyi düşünmüş ama daha sonra bunun “Öz hayvanları koruma derneği’nin bir eylemi olduğunu görünce rahatlamıştı. Ne garip ki insanlar bir amaç uğruna yan yana geliyorlar, sonra birkaç fikir ayrılığı ve iç çekişme sonucunda kendilerinin baş olacağı yeni oluşumlar kuruyorlardı. “Bir baş ol da istersen soğan başı ol” felsefesi olduğu sürece iyi birşeyler yapmak için bile yanyana gelmek ne kadar zor olmaya başlamıştı. Mısır çarşısı eylemi işte bunlardan biriydi, “Öz bilmem nere kebapçısı gibi” diye düşünürken gülümsedi Şahika.

Kalabalığa görünmeden dükkanların arasına sızmayı başarmıştı. Esnaf şimşekleri üzerine çekmemek için dışarıda, kafeste sergiledikleri tüm hayvanları içerilere almıştı. Uzaktan kalabalığın tempolu sloganları geliyordu “kafesteki hayvanlara özgürlük” Allahtan sülükler kafeste satılmıyordu. Zor bela bir dükkandan sülükleri almayı başardı. Satıcı para bile istememişti “bu kalabalık sabahtan beri burada, bir muhabbet kuşu bile satamadık, sülükler hediyem olsun belki elin uğurlu gelir de kalabalık dağılır ablacım” Parayla satılanlardan öte sahipsiz sokak kedileri ve köpeklerini düşünüp üzüldü Şahika, keşke imkanı elverseydi de bir can yoldaşı olsaydı evinde ama bulaşıkları bile yıkamaya üşenip, nasılsa akşam yine bozulacak diye yatağını dahi örtmeyen biri için çok lüks bir yaşam şekliydi bu. Kaldı ki konuşan, dediğini duyan iki ayaklı sevgilisini bile elinde tutamamıştı. Pazarın oradan bir taksiye atlayıp evin yolunu tuttu, sadece sevgilisinin kazağına ihtiyacı vardı artık, daha doğrusu eks sevgilisinin, “şimdilik eks, o sarı çıyana göstereceğim gününü” dedi içinden “ezik domatesin dönüşü muhteşem olacak”

-sürecek-

önceki bölümler cin çarpması:
http://www.hatunca.net/content/view/2375/120/

bakır teyze:
http://www.hatunca.net/content/view/2384/120/

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız