El Baile Del Amore, Aşk Dansı


| 06 Kasım 2006 | 0 yorum | 3509 gosterim

Bir salsa kursuyla başlamıştı dostlukları, geceler boyu dans eder, sonu dansla biten şarap ve barbekü partileri düzenlerlerdi.


Yatağına uzanmış, geçen bunca yılın izlerini taşıyan ellerine bakıyordu. Buruş buruş parmak uçları, zayıflayan bedeniyle birlikte ortaya çıkan kalın damarlar ve yorgun karaciğerinin hediyesi küçüklü büyüklü kahverengi benekler, buzdolabında unutup çöpe attığı suyu çekilmiş şeftaliyi hatırlatmıştı. Bir zamanların ince, zarif, kibar ellerinin bu hale nasıl geldiğine kendisi de şaşıyordu. “Hala kalem tutabiliyorum, önemli olan bu” diye düşündü. Kısa hikayeler, şiirler, öyküler yazmış derleyip kitap haline getirmişti. Mesleği yazarlık değildi gerçi ama hobi olarak başladığı bu yolun sonu onu kırkından sonra değerli bir yazar haline getirmişti. Hatta geçimini sağlayacak katkıyı bile elde etmesine yetiyordu şimdilerde. Seksenbeş yılın ağırlığı vardı omuzlarında yatağından doğrulurken. Bugün mutlaka katılması gereken toplantısı için bir haftadır evinde dinlenmesine rağmen son birkaç gündür çektiği göğüs ağrıları ona yatağından çıkmaması gerektiğini söylüyordu. “Canı cehenneme” dedi “Atın ölümü arpadan olsun”

Yıllar önce bir salsa kursuyla başlamıştı dostlukları arkadaşlarıyla. Geceler boyu dans eder, birlikte gezilere çıkar, sonu dansla biten şarap ve barbekü partileri düzenlerlerdi. Onbir kişilik çekirdek kadro, diğer arkadaşlarının da gruba katılmasıyla büyümüş, evlenenler ve onların çocukları sayesinde büyük bir aile olmuşlardı. Zamanla görüşmeleri azalsa da birbirlerinden hiç kopmamışlardı.

Bir yirmiüç Nisan bayramında yıllar sonra tekrar tüm salsa ailesini bir araya getirmeyi başarmışlar, toplantılarına salsaya olan aşklarını dile getiren ve İspanyolca “Aşk Dansı” anlamına gelen ”El Baile Del Amore” adını koymuşlardı. Grubun asil üyeleri için geniş bir salonda gökkuşağı renklerinden oluşan onbir koltuğu çember yapacak şekilde dizerek ilk halkayı oluşturmuşlar, tek bir renkten oluşan ikinci halkayı sonradan katılan arkadaşlarına, çemberin diğer halkalarını da çocukları ve hatta torunları için ayırmışlardı. Son onyedi yıldır nisan ayının yirmiüçü akşamında toplanmayı, birbirlerini görmeyi ve güçleri yettikçe salsa yapmayı gelenekselleştirmişlerdi. “El Baile Del Amore” dışında çok görüşemiyorlar, bir yılın özet yaşam haberlerini bu toplantıda birbirlerine anlatıyorlardı.

İşte yine bir yirmiüç nisanda toplantıya hazırlanıyordu. Yeşil koltuk onundu. Son zamanlarda arkadaşlarını koltukların renkleriyle özdeşleştirmiş, isimlerini hatırlamak için önce renklerini aklına getirir olmuştu. Bir yıl daha olgunlaşmış olmanın dışında hayatında bir değişiklik olmamıştı. “Ağaçta kuruyup kalmış yeşil elma gibi hissediyorum kendimi” diye düşündü. “Sonbahar geldi geçiyor, toprağa düşmeyi bile beceremedim hala” Yıllar geçtikçe nalet bir ihtiyara dönüştüğünü biliyordu. Bayramlarda gelen ziyaretçiler gerçi bundan asla bahsetmezlerdi ama son zamanlarda on dakika dayanabilen ziyaretçisi pek kalmamıştı.

Homurdanarak yatağından kalktı, pofutuk terliklerini giyip tuvalete gitti. Banyosunu alıp tıraşını olmak nefes almak kadar zor gelmişti ona. Göğüs ağrıları artmıştı sanki. Yatak odasına döndü yatağına oturdu bir süre kendini dinledi.Yaşlı, yorgun vücudu “yat yatağına” derken salsanın dayanılmaz kıpırtısı onu yaşama bağlayacak gücü vermeye devam ediyordu. Son toplantıları aklına geldiğinde boğazı düğümlenir gibi oldu. Toplantı başladığında iki koltuk boştu, sarı ve mavinin yeri bir daha asla dolmayacaktı. Gözünden akan iki damla yaşı silerken yataktan doğruldu. Koyu kadife ceketini giydiğinde çıkmaya hazırdı. Taksiyi çağırdı, biraz bekleyip merdivenlere yöneldi. Adımlarını atarken ayaklarını yere sürüdüğünü fark etti. Taksi gelmişti, kapısına uzandı kolu çekti. Göğsüne korkunç bir ağrı saplanmıştı. Sırtından soğuk terler boşanıyordu. Çektiği acıya daha fazla dayanamadı dizlerinin üzerine çöktü. Bulanık bakışlarıyla çevresini süzdü, ufukta parlak, beyaz bir ışığın hızla ona yaklaştığını görüyordu.

O toplantıda, yeşil koltuk da boş kalmıştı bir daha dolmamacasına ama salsanın kıpırtısı “El Baile Del Amore” da asla bitmedi.

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız