Baküs (6. bölüm “kesik parmakların dansı”)


| 23 Eylül 2008 | 0 yorum | 3416 gosterim

gizli partiye gelmişlerdi işte, ya herro ya merro, kızlar olayların sırrını çözebilecekler mi acaba……………….


Çise’nin eve kimle ve nasıl geldiği aydınlığa kavuşmamıştı. En iyi ihtimal Tansel’in Selda’nın hışmından korkup Çise’yi kapıya kadar getirmesiydi, zili çalmaya korkmuş, Çise’yi eşiğe bırakıp gitmişti. En kötüsü ise ikisinin de sonu belirsiz bir tuzağın içine çekiliyor olmalarıydı. Kim? ve neden? İki kız kafa kafya verip gizli partiye nasıl katılacakları hakkında bir plan yaptılar, bu soruların cevabını öğrenmeye az kalmıştı.

Çise’nin scooter’ı minik, ama işlevseldi, en azından partinin olduğu yere motorla gidiyorlardı. Selda, file çorabı, mini siyah deri eteği ve montuyla ortama uyum sağlamakta güçlük çekmeyecekti. Çise ise çoğunlukla yazları denize giderken kullandığı motoru için deri kıyafet almayı hiç düşünmemişti. Siyah bir montu vardı, siyah kilotlu çorap ve mora yakın fırfırlı eteği idare ederdi, şansına, geçen hafta ucuzluktan aldığı siyah keten çizmeleri ve başına taktığı siyah puantiyeli bandana kıyafetini tamamlıyordu. İkisi de güneş gözlüklerini takmayı ihmal etmemişti.

Kocaman malikhanenin bahçe kapısına geldiklerinde alacakaranlık başlamıştı. Kasklarını çıkardılar, diyafona basıp parolayı söyledile, “baküs”, hiç hareket olmamıştı. Çise olabildiğince sevimli bakışlarla diyafonun üzerindeki kameraya bakıyordu. Tam Selda ikinci kez düğmeye basacakken ağır demir kapı gıcırtılarla hareket etmeye başladı. Minik scooterın geçebileceği açıklığa ulaşmadan Çise gaz kolunu çevirmişti bile. Yer yer yabani otların kapladığı parke yolun iki yanı kesilerek şekiller verilmiş çalılarla kaplıydı. Yeşillikler arasından ilerleyip malikhanenin önüne vardılar. Sağlı sollu elli atmış kadar motor park etmiş haldeydi. Çise, geniş basamaklı girişin önündeki havuzun kenarında durduğunda, devasa motorların arasında minik bir kedi yavrusundan farkı yoktu beyaz scooterın.

Birkaç adam boyundaki çift kanatlı ahşap kapı onlar daha zili çalmadan açılmaya başlamıştı. Kel kafalı, profösör sakallı izbandut gibi iki görevli saygıyla başlarını öne eğip elleriyle de kızların gideceği yönü işaret ediyordu. Kubbeli bir holün ortasına doğru yürürken kapanan kapıyla yanan mumların aydınlattığı koridoru ancak görebildiler. Taş kaplama duvarların tek süsü kırmızı renkli ağır kadife perdelerdi. Her iki perde arasında altlarında isimlerin yazdığı portreler vardı. Çerçevelerinin üs kısımları yuvarlatılmış, kenarlarına işlenen sayılar ve çizgilerle bir motorun göstergesi yaratılmaya çalışılmıştı. “Portreler” dedi Selda “başkanlara ait olmalı” Çise birden atıldı “bu, işte bu, dünkü at kuyruklu adam, barda son anda kayboldu ortadan.” Şoka girme sırası bu sefer Selda’daydı. Çise arkadaşına bakıp ne olduğunu anlamaya çalışıyordu omuzlarından tutup bir iki sallayınca Selda yüzünü Çise’ye döndürmüştü. “Ne oldu” dedi Çise “ne var Selda?”

Selda hala boş gözlerle arkadaşına bakıyordu, ağzından dökülen belli belirsiz kelimelerin toplamı anlamlı bir cümle oluşturmaktan uzaktı. En son tüm gücünü toplayıp dudaklarını araladı “Bu O, iki gün önce ayrıldığım eski sevgilim Alper” Çise ne yapacağını bilememişti geri dönüp kaçmakla ileri gidip tüm bu olanların nedenini anlamak arasında gidip geliyordu, sonunda Selda’nın elinden tutup koridorun ucuna doğru ilerlemeye devam etti. Uzaklardan kendilerine doğru yaklaşan müzik sesiyle hızlanmaya başladılar. Selda ilk şoku atlatmış hırslı adımlarla bu sefer Çise’yi sürükler hale gelmişti. Taş duvarlı koridor yine ağır kadife bir perdede son buluyordu. İkisi birden aynı anda perdenin birer ucundan tutup kenara çektiğinde Mavi tuna eşliğinde vals yapan on, oniki çiftin uyumlu hareketleriyle karşlaşmışlardı. Masif parke kaplı salonun karşı köşesinde kalabalık bir orkestra grubu vardı. Papyonlu garsonlar hizmet ediyordu. Damla kristallerden oluşmuş kocaman iki avize, çevresini kabartma heykellerin süslediği tavandan asılmıştı. Salonun üst katındaki localardan dans edenleri seyredenler de dahil, salondakilerden hiç biri deri veya benzeri motorcu kıyafeti giymemişti.

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız