Baküs (4. bölüm “meraklı tazeler”)


| 03 Eylül 2008 | 0 yorum | 2796 gosterim

Selda ve Çise birlikte Tansel’le buluşmuştu ama işler umdukları gibi gitmiyordu, “kader mi?, merak mı?” …………………….. 


“tuvalete” dedi güçlükle Çise “kusacağım”. Sol elini ağzına götürmüş, öne doğru hafif eğilirken sağ koluyla Selda’ya ancak tutunabilmişti. Kusmamak için büyük gayret gösteriyordu. Miğdesine giren kramplarla güçsüz kalmış, ayakları neredeyse sürüne sürüne Selda’nın yardımıyla tuvalete ulaşabilmişlerdi. İki eliyle lavaboyu tutup kustu Çise. Yutkunup yutkunup duruyordu şimdi, bir yandan da Selda’nın anlamakta güçlük çektiği kelimelerle birşeyler anlatmaya çalışıyordu. “ parmak” “Tansel” “motorcu” selda’nın anlayabildikleri ancak bu kadardı. “dur biraz sakinleş” dedi Selda “ne oldu nereden çıktı şimdi bu”? İkisi de aynı şeyleri yemişlerdi, zehirlenmiş olamazdı, “ gel otur şöyle” Çise’nin yüzünü yıkayıp koluna girmişti, iç avluda tango dersi alan çiftlerin yanından geçip sarmaşıklı duvarın dibindeki banka oturdular.

“emin misin?”

Selda duyduklarına inanamıyordu gül kutusunu getiren motorcuyu Çise’ye de anlatmıştı. Tansel’in küçük parmağının kesik olması bir yana arkadaşını parmaksız motorcuyla aynı kefeye koymak fikri onu deli ediyordu. “bize saldırdılar, sen olmasaydın belki de ben ölmüş olacaktım, ne yapacağız şimdi?”

Çise biraz daha sakinleşmişti, en azından düşman deşifre olduğunun farkında değildi. İki kız başbaşa bir kaç dakikada küçük planlarını uygulamaya koydular. Çise alel acele makyajını tazelemişti. Birlikte Tansel’in yanına gittiler.

“iyimisiniz?”

Tansel meraklı gözlerle bakıyordu. Çise elini selam verir gibi kaldırıp iyi olduğunu işaret etti. Yediği bir şeyin miğdesini bozduğunu söyleyerek durumu geçiştirdiler. Selda gözünü Tansel’in kesik küçük parmağına kaydırmamak için büyük çaba sarf ediyordu. Uzun ayrılıkları sırasında yaşadıklarından bahsedip hal hatır sordular. Çise de arada bir lafa karışıp Selda’nın biraz rahatlamasını sağlıyordu.

“Tamam” dedi Selda “ben artık gitmeliyim, Çise’yi sen bırakırsın değil mi?” planları riskliydi ama basitti Çise Tansel ile gidecek onunla yakınlaşıp bilgi edinmeye çalışacaktı.

Selda masadan kalkarken Tansel’e doğru döndü gözü bir an için Tansel’in eline kaymıştı. “Tansel !” iki arkadaş yüz yüze bakıyordu şimdi “parmağına ne oldu?”

“Ah o’mu, hiç sorma bir kaza oldu parmağı kaybettim, uzun hikaye anlatırım bir ara”

“peki bakalım hikayeni sonra dinleriz”

Selda arkasını dönüp uzaklaşmaya başladığında yüzü hiddetten kıpkırmızı olmuştu yumruklarını sıkmış hızlı adımlarla yürüyordu “yalan söyledi, bana, kırk yıllık arkadaşına”

parmak sorusunu sorduğunda Tansel’in gözlerinin içine bakmaya devam etmiş, sorduğu sorunun cevabını alırken baktığı gözler bir kaç saniyeliğine Selda’nınkilerden uzaklaşmıştı. “Tanrım” dedi “başımız büyük belada”

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız