Bakır Teyze


| 13 Kasım 2007 | 0 yorum | 3271 gosterim

eski sevgilinin kanını sülüklere emdirme fikri de nerden çıkmıştı şimdi….

Bakır Teyze güne erken başlamıştı. Haftasonları hep böyle olurdu. Sabah kuşları cıvıldarken kalkar, etrafı toparlayıp çamaşır bulaşık ne varsa hallederdi. Çalışma günleri sona erdiğinde geleni gideni çok olurdu. Salonun da ince tozunu aldığında bir oh çekme fırsatı bulmuştu. Sadece bahçenin sulanması onu bekliyordu. Mahalenin meydanı sayılabilecek küçük parkın hemen yanıbaşında, Çitlenbik ve İbrişim sokaklarının buluştuğu yerde iki katlı ahşap binada yaşıyordu Bakır Teyze. Meydana bakan evin cumbası tüm mahalleyi kollama ve kolaçan etme fırsatını fazlasıyla vermekteydi. Son açılan internet cafe’yi saymazsak mahallenin süliyeti otuz yıldır değişmemişti. Şen kasap İsmail, bakkal amca Mümtaz ve keltoş manav Selami, değişim, sadece yıllara dayanamayan insan görüntülerinde olmuştu. Bakır Teyze de yaşlanmıştı, biraz kilo almş saçları ağarmıştı, değişmeyen tek şey bakır rengine çalan altın kaplama dişlerini olabildiğince otaya çıkaran gülümsemesiydi.

Arka bahçenin sulanması sonrasında Bakır Teyze iki taşım kaynattığı sade kahvesini yudumlarken kaptan köşkünü andırır cumbadan mahallenin sabah faaliyetlerini takip ediyordu. Neriman hanım her Cumartesi olduğu gibi çamaşırlarını asıyor, Hamiyet hanım da sabah gazetesini almış kızı Buse ile birlikte evine dönüyordu. Asırlık çınarın altına çektikleri sandalyelerde, mahallenin yaşlı delikanlıları sohbetlerine bir iki el de tavla atarak devam ediyordu. Bakır Teyze son yudumunu aldığı kahve fincanının tabağını üzerine kapatıp ters çevirdi. Kendin pişir, kendin ye misali kahve falına bakmasını çok severdi. Sehpaya fincanı bırakırken sabahın temiz ve serin havasını derin derin içine çekti, bu mahalleyi seviyordu. Yüzünde bir gülümseme oluştu, gevrek gevrek gülmeye başladı, taaaa ki kapısı yangın yeri misali cayır cayır çalana kadar.

“Geliyorum, geldim” Merdivenlerden inerken hiç durmamacasına kapıyı çalan bu erkenci konuğunun kim olabileceğini düşünüyordu. “Kamile olamaz” dedi kendi kendine “daha yeni sınava girdi sonuçlar belli olmamıştır”, “Şeyma hiç değildir, aybaşı yeni bitti bebek olmuş olamaz hem kocası seferden yeni geldi”. Tahmin etmeyi bırakmıştı artık, üç beş adım sonra kapıya ulaşıp açtı. Altın kaplama dişlerini gösteren gülümseme kapıdaki konuğunu görünce önce donuklaştı sonra giderek yerini endişeli gözlere ve ciddi bakışlara bıraktı. “Şahika, kızım, ne bu hal?”

Morarmış göz altları, elinde saplı bir süpürgeyle Şahika, kapının eşiğinde dikilmişti. Başındaki siyah puantiyeli bant ceryana kapılmış görünümündeki saçlarını yatıştırmaya yetmiyordu. Saatlerce korku filmi seyretmiş gibi bir hali vardı. Neden sonra ilk şoku atlatan Bakır Teyze Şahika’yı içeri buyur edebildi. Şahika, yaşadıklarını bir bir anlatırken neredeyse hiç soluk almamıştı. “Elimde süpürge işte buradayım, ne yapıcaz şimdi Bakır Teyze?”

“Ah be kızım, ah be Şahika’cığım, sana yaptığım karışımı üç günde bir alıcaksın demiştim, günde üç defa değil, belliki halüsinasyon görmüşsün sen”

Gerçekten de arka bahçesinde yetiştirip topladığı otlarla bir karışım yapmıştı Bakır Teyze. Ecza kalfalığı sırasında öğrendiği sakinleştirici bir karışmdı bu. Şahika pesperişan bir halde ona geldiğinde sakinleşmesi için vermişti, yoksa dili sürçüp günde üç kere al diye mi söylemişti, hatırlayamadı birden, zaten olan olmuştu artık şimdi sevgilisini ona getirecek yeni bir şeylerin yapılması gerekiyordu.

“Bak şimdi Şahika’cım” dedi Bakır teyze, “sana bir liste veriyorum bunları getir, bir de sevgilinin bir kazağını bul sonra yine gel biz ona yapacağımızı biliriz”. Şahika çok sevinçliydi, bir aksilik olmuş sevgilisinin ona gelişi biraz gecikmişti ama olsun ölmek var sevgiliyi sarı çıyana kaptırmak yoktu. Listeye baktı,

“Bakır Teyze ?”

“Efendim kızım?”

“Bu sülükler de neyin nesi, adamın kanını emelim de kurusun istemiyoruz ki”

“Ah be Şahika onlar benim için, varislerim çok arttı şu sıralarda da, merdivenleri bile zor çıkıyorum”

-sürecek-

önceki bölüm:

Cin çarpması

sonraki bölüm http://www.hatunca.net/content/view/2398/120/

 

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız