Astrofalcı


| 11 Kasım 2012 | 0 yorum | 2079 gosterim
astrolojifal

“Sana Ay girmiş”

Bir an algılayamadım ve ağzımdan hakim olamadığım soru cümlesi dökülüverdi,

“Ne zaman?”

Falcı duymamşcasına devam etti “venüs evine ay girmiş senin, sevgilinden ayrılmışsın, sebebi bu”

Hımmm ay venüse girmişse yaklaşık altı ay önce girmiş ve hala evden çıkmadı demekdir. Bu depresiv davranışlarımı da açıklıyor o zaman. Neredeyse altı aydır tembel teneke misali evin her yerini dağıtmış durumdaydım, bir sebebi olmalı diyordum, meğer ay girmişmiş.

Dalgalı saçları, öne doğru eğilmiş falcının yüzünü gizliyordu. Saç telleri arasından yüzünü görmeyi ümit ederken bu sefer bilinçli olarak sordum  “sevgilim beni onun için mi terk etti, yani venüs ve ay ilişkisinden mi?” Falcı elinde tuttuğu kuvars kristaline bakan suratını ağır ağır kaldırıp etrafı tamamen siyah halkalarla çevrili gözünü bana dikmiş vaziyette mimiksiz bir yüz ifadesiyle ilkokula yeni başlayan çocuklara anlatır gibi tane tane konuşmaya başladı. “üç ila altı vakit arasında ay venüs evinize girmiş, acılar çekmişsiniz, satürnün de yardımıyla kozmik üçgenin tam ortasında yapayalnız kalmışsınız, paralel evren enerjinizi de güneş emince, üçüncü gözün açılması engellenmiş. Artık doğruyu yanlışı ayırt edemez hale gelmişsiniz, bir isteksizlik bir isteksizlik, kolunuzu kaldıracak gücünüz kalmamış, sezgileriniz körlenmiş, güveniniz yitmiş.” Dilini üst damağında şaklatıp iki dudağını birbirine bastırıp devam etti “Amma merak etmeyin büyük ayı takım yıldızı ile merkür karesi oğlak burcuna yakın temas etmiş, aydınlık ufuklar sizi bekliyor.”

Tek bildiğim nankör sevgilimin beni arap sokak darbukacısı ile aldattığı ve benim de onu terk etmek zorunda kalmış olduğumdu. Bir ilşki varsa birlikteliğimizi bitiren, ay ve venüs arasında değil benim sevgilimle darbukacının arasındakiydi. Altı ay olmuştu ve bir bakıma falcının dedikleri yerli yerine oturuyordu. Güven duygumu kaybetmiş, boşlukta uçar misali herşeyi terk edip gitmeye hazır bir dönem geçiriyordum. Beni kendimde tutan tek şey intikam duygularıydı. Allahtan son mesajı ben atmıştım da içim biraz olsun rahattı. Yumruklarımı sıkıp gözlerimi kısıp ağzımdan nasıl çıktığını bilmediğim boğuk bir tonda sordum falcıya;

“bana geri dönecek mi?”

Falcı elindeki taşı bırakıp sol tarafındaki sehpada duran bardağın yarısına kadar su doldurdu, sonra oturduğu koltuğun ayak dibindeki sepetten bir yumurta aldı ve bardağın yanına çarpıp içine kırdı. Yumurtanın sarısı bardağa düşerken dağıldı ve akıyla birlikte karışıp uzayda yeni oluşan nebula misali kabarcıklarla dolu bir sarmal oluşturdu. Siyah halkalı gözlerini bardağa diken falcı bardağı evirip çevirirken sarmal nebulanın içinde neler görüyorsa, kah şaşkın kah düşünen surat ifadesiyle dalgalı saçlarını bir sağa bir sola savuruyordu. Sonra birden durdu bu sefer başını hiç kaldırmadan konuşmaya başladı

“Dönecek de diyemem, dönmeyecek de”

Beklediğim cevap tabiki bu değildi, aslında net bir cevap da alabileceğimden emin değildim, falcı devam etti,

“bu biraz da sana bağlı” şimdi kömür karası halkalı gözlerini gözüme dikmiş derinlere, beynimin sinir uçlarına kadar delici bir bakış atıyordu, “gönül kapını açık tutman lazım”

Ahhh işte tam da okların saplandığı derin yaraların açıldığı, hala kan sızıntsının devam ettiği kalbim sıkışmaya başlamıştı. Bunca zaman sevgililerime çektirdiklerim mi, onların bana ettikleri mi bilemiyorum her seferinde gönül kapımı kapamış, geri dönüşlere izin vermemiştim. İnatçılık ile seçicilik arası gidiş gelişlere eklenen intikam duyguları, gönül kapımın gidenlerin ardından açılmayacak biçimde kapanmasına neden olmuştu.

Gözlerimi falcının delici gözlerinden kaçırırken o devam ediyordu “iki vakte kadar merkür satürn ile uygun açıya gelecek ve bu güneşin üzerinizdeki olumsuz etkisini kaldıracak”

“ya ay” dedim safça “merkür evimden çıkacak mı?”

Falcı yumurtalı bardağı bırakırken kuvars kristali eline almıştı yeniden. “kesin dönecek”

“ay evden çıkıp geri mi dönecek ?” Kaçırdığım bir şey mi vardı tam anlayamamıştım,

İstifini bozmadan tane tane devam etti falcı, öğretmen edalı konuşması geri gelmişti “sevgilin, geri dönecek, ama hiç bir şey eskisi gibi olmayacak, yalnız dikkatli olman gereken bir dönem başlıyor”

“Dikkatli olmak mı” birden ben de dikkat kesilmiştim

“Allahallah, Allahallah” diye başını sallamaya başlamıştı falcı. Yayıldığım koltuktan biraz dikilip ucuna doğru kayıverdim, “ne görüyorsunuz ?”

“ayna” dedi falcı gözleri taşın parlayan kısmına dalmıştı, “sana bir kısmet var, sevgilin dönmeden onunla tanışacaksın, “F”, evet evet “F” harfi görüyorum, L’de var” Hala gördüğü aynaya takılmıştı sanırım,  şaşı şaşı bakıyordu parlayan taşa.

Hayretler içinde falcının ayna yorumunu sindirmeye çalışıyordum. Gerçekten de sevgilim beni terk ettikten sonra bir kızla tanışmıştım. Bir sanat galerisinde sıradışı bir sergiyi geziyordum. Ressam biraz takıntılı olarak hüzünlü kadınları resmetmiş ve sanırım kendi hüzünlü hayat kesitini hayalindeki kadınları çizerken dışa vurmuştu, ilginç olan bir başka uygulaması ise doğada bulduğu taşlara küçük gravürler çizip hepsine birer isim vermesiydi. Tam “Yalnızlık Taşı” na bakarken sırt sırta çarpıştık onunla, sonra bir gülümseme ve bir iki sanat sohbeti ve ayrılış, ben üst katlara devam ederken o aynı katı gezmeye devam ediyordu, ben yine resimlere dalmış dolaşırken çarpışıp sohbet etme imkanı bulduğum kızı yine gördüm, ancak anlayamadığım bir tuhaflık vardı kızda. Gevrek bir gülümseme belirdi suratımda, yanaştım ve gözlerinin içine bakarak “alt salonu ne kadar çabuk dolaştınız” dedim. Ben yeni bir sohbet yaratma fırsatı yakaladığımı düşünürken kız manasız, şaşkın bakışlarla bana bakıyordu. Mental bir hastalığı olduğu izlenimi oluşmuştu. “Balık hafızalı herhalde” diye düşünürken bir iki saniyelik gecikmeyle kızın manasız yüzünde bir gülümseme belirmeye başladı. Ben de hafızasının geri geldiğini düşünüyordum ancak kızın bakışları bana değil de benim arkamda başka bir noktaya odaklanmıştı.  Keskin bir dönüşle arkama bakınca aynı kızın yeşil elbisesiyle karşımda duruduğunu gördüm. Yeşil ve siyahlı kız, Fulya ve Filiz, ikizler, sanki aynaya bakarcasına.

“Başka bir soru var mı?”

Falcı daldığım anılardan geri gelmemi sağlamıştı. Kapıdan içeri girerken kafamda binbir türlü düşünce ve bir o kadar da soru vardı, şimdiyse aklım ikizlerde, sevgilimde ve ay ile venüsün evime yaptıklarındaydı.

“Para ?” dedim, kara gözlerinin derinliklerine bu sefer ben bakıyordum falcının.

Saten bulüzünü yakalarından tuttu hafifçe çekiştirip düzeltti. Eğildi, sehpanın üzerinde yeşillenmeye başlamış küçük bakır tası aldı. Şalvara benzer pantolonunun cebinden irili ufaklı kuru baklaları çıkartarak tasın içine atmaya başladı. Dudakları sanki dua okur gibi kıpır kıpır oynuyordu, her bir baklayı tasın içine bırakırken “tü tü tü” diye üzerine üflüyordu. Yedi adet bakla tasın içindeki yerini alınca saat yönünün aksi istikametinde yavaş yavaş döndürmeye başladı. Üç beş çevirmeden sonra tası yukarı doğru kaldırıp aniden aşağıya indirdi. Bir an için havada kalan baklalar gelişigüzel bir dağılımla tasın içine düştüler. Falcı tüm dikkatini baklaların dizilişine odaklamış ben ise koltuğumun en ucuna kaymış vaziyette iken saf sessizlik falcının konuşmasıyla delindi.

“iki vakte kadar çok para görüyorum, neredeyse fışkırıyorlar, merkür’ün açısı da mükemmel”

Daha paranın miktarını bile soramama fırsat vermeden duvardaki saate baktı, baklaları tekrar cebine koydu. Yumurtalı suyu bakır tasın içine boca edip elime tutuştururken kara halkalı gözlerini yüzüme dikip “tez yıka ki falın çıksın” diye de uyarmayı ihmal etmemişti.

Falcıdan bu yana iki hafta geçti, sevgilim gerçekten de bana dönmüştü. Birlikte gittiğimiz bir sergide ikizlerle karşılaştık, Fulya ve Filiz. İkizlere hasta olduğumu ve evden çıkamayacağımı söylemiştim. Beni bir daha aramadılar. İkizleri öğrenen sevgilim merkür ya da ay’ın durumuna aldırmadan beni yeniden terk etti. Şimdi parayı bekliyorum. Falcının söylediği iki vaktin iki ay ile sınırlı kalmasını diliyorum. İki yıl beni bozar gibi sanki. Bu arada bir arkadaşım akrep burcunda güneş tutulması olduğunu söyledi. Umarım beni sokmaz.

Erim CEBECİ

11.11.2012

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız