Aşk Acısı


| 20 Şubat 2006 | 2 yorum | 6411 gosterim

Aşk acısı bu kadar derin hissediliyorsa ben aşık olmak istemiyorum sanırım.


Zamanın askıya alındığına ve yolların hep aynı yer çıktığına inandığım bir sırada karşılaştık onunla. Domatesin yaz kırmızısı ile limonun küfü bulaşmıştı solgun yanaklarına. Nice sonra yol almaktan yorulmuş, bitkin düşmüş haldeyken, güneşin yansımaları misali onun gözlerine bakıyorum şimdi. O da mahsun, sade ama bir o kadar da çekici gülüşüyle beni süzüyor işte.

İlk görüşte aşık olunacak biri değilim belki ama ilk görüşte aşık olamam diye kendimi asla kısıtlamamışımdır. 99 yeşil şişe sallanıyor şarkısını bilmem kaçıncı defadır tekrarlayıp gezinirken ona rastlamak ve aşık olmak, düş gibi birşey olmalı bu. “düş” her ne demekse? Kelimelerin bir anlamı yok benim dünyamda sadece siz anlayasınız diye tercümanlık ediyorlar hislerime.

Arada bir bakışıyoruz onunla, konuşma imkanımız olmasa da, kumsaldaki yengeç oyuklarından bir yengecin kıskacını gördüğü andaki heyecanı taddığını hissediyorum içten içe. Aslında ilk o gördü beni, sonra ben onu gördüm, önce bir korktum ve geri kaçtım, ardından tüm cesaretimi toplayıp tekrar ileri hareket ettiğimde orada bana bakar buldum kendisini. Yüzümdeki hayret ifadsi önce şaşkılığa, sonra da geniş bir gülümsemeye bıraktı. Henüz bilmiyor ama bir tanem o benim. Bunca zaman sonra yalnızlık hissinin doruğunda karşıma çıkıverdi birden. Kelimelerin gerçi yeri yoktur demiştim benim dünyamda ama duygular hep doruklarda yaşanır. Üzüntüden sevince, korkudan sakinliğe geçişler hep “bungee jumping” gibidir. Ben ve aşkım karşılıklı bakışıyoruz, aşkım daha panik kısmını atlatamadı, biraz utangaç biraz şaşkın bakakaldı işte birden.

Garip bir duygu hissediyorum şimdi içten içe kalp ağrısı ya da kalp sızısı mı desem bilemiyorum belki heyecandan kaynaklanan miğde ağrısı yok yok sırt ağrısı gibi. Tanrım aşk acısı dedikleri bu mu yoksa? Hareketlerim yavaşlamaya başladı beynim uyuşuyor. Aşığım ben aşık. “Bir tanem” ? “Neden cevap vermiyorsun” ?

Biliyorum çok utangaç, ilk karşılaşmanın şokunu atlattı artık, ama gözlerinin ışığı eskisi kadar parlak değil, yanakları biraz daha solgun, domates kırmızısı yerini limon küfüne bırakmış iyiden iyiye. Off sırtımın ağrısı, bu dayanılmaz oldu. Aşk acısı bu kadar derin hissediliyorsa ben aşık olmak istemiyorum sanırım. “Aşkım”? “Tatlım, iyi misin” ?

Esas ben iyimiyim bilmiyorum, onunla karşılaşmadan önce sırt, karın, baş ağrısı hiçbirşeyim yoktu, şimdi ise isteyene bedava verecek kadar fazlası var. Başım kazan gibi, uyuşmuş haldeyim hareketlerim artık iyice yavaşladı, sırtımdaki kasılmalar cabası, ateşim var sanırım, aşık olmaktan sanıyordum ama başka birşey olmalı. Bir tanem, lütfen, hiç olmazsa bir kelime, bunca zaman sonra ve askıdaki zamanın artık akacağına inandığım bir sırada, yalnız bırakma beni yine, lütfen.

“Anne, bu elmada kurt var, hem de iki tane, yok yok bir tane, tam ortadan kesmişim yanlışlıkla”

Erim Cebeci

Forumdan Yorumlar (2)

  1. Sblslck 22 Aralık 2011

    ezberledim cünkü artik...

  2. gasme 17 Şubat 2010

    süperrrrrrrrrrrrr

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız