Adı: Kadın, Soyadı: Anlaşılmaz


| 17 Ağustos 2005 | 0 yorum | 6159 gosterim

Erkeği yönetmek kolaydır ama bu basitlikte bile kadın erkeğe kısa devre yaptırabilir.


Kadınları anlamıyorum, hayır hayır, anlayamıyorum, yoksa, onlar mı kendilerini anlatamıyor bilmiyorum. Ahmet Altan’ın denemelerini okudum, küçük küçük hikayelerle, kadınlar hakkındaki görüşlerini dile getirdiği. Üçüncü deneme kitabı yayınlandıktan sonra “Bu kadar denemeden sonra Ahmet Altan da hala anlayamamış ve denemeye devam ediyorsa, var bunda bir iş” dedim. Ya Ahmet Altan bu deneme işinden çok zevk alıyor ve kadınları kandırıyor “hala sizi anlamadım, anlayamadım, biraz daha deneyelim”diye, ya da gerçekten anlaşılmaz bir tür bu kadınlar. Tür dedim, çünkü hem erkek hem de kadınlar insan olarak adlandırılmakla birlikte cinsellikten kaynaklanan bu ayırımın aslında insanın iki ayrı türünü ifade etiğini düşünüyorum, tıpkı maymunlarda olduğu gibi.

Erkeği yönetmek kolaydır, aç-kapa düğmesinin yanında, anlamsı çok kolay, uygulaması rahat, yalın ve karmaşık olmayan üç, bilemedin beş düğme daha vardır. Ama bu basitlikte bile kadın, “Bu kadar basit olamazlar, mutlaka bunda bişi var, bunun altını deşmeliyim” düşüncesi ile erkeğin kullanımını o kadar karmaşık hale getirebilir ki isteyerek ya da istem dışı, en basitimiz bile kısa devre yapmaya hazırdır artık.

Bir kadınla alışverişe çıkmak ne kadar caziptir? Birçok erkeğin kaçıp kurtulmaya çalıştığı bu aktiviteye ben gönüllü katılırdım. Alışveriş sırasında hiç üşenmeden, hatta ağzımı açmadan onlara eşlik ettiğim için onlar da benimle dolaşmaktan mutlu görünürlerdi. Taaa ki aslında kendi zevklerine göre değil de benim zevkime göre alışveriş yaptıklarını anlayıncaya kadar. Ben gerçekten zevkliyimdir yakışanı iyi seçerim, yakıştırmasını bilirim, bana göre moda yakışandır, ama son kararı onlar vermiyorlar ya, öneren ve güzel bulan bir erkek ya, işte o an almaktan vazgeçiyorlar, isterse en yakışanı olsun, isterse son elbise olsun. Kadınlar erkeklere güzel görünmek için giyinmiyorlar mı? Yoksa hemcinsleri ile yaşanan rekabet için mi giyinirler? Ben giyimden öte, kendine yakıştıran, giydiğini üzerinde taşıyabilen kadınları severim ve bakımlı olmak bence daha önemlidir. Bir de marka giyinenler vardır, bedeli önemli değildir, yeter ki marka olsun isterler. Geçen yaz Belçika’da düğüne davetli olan bir arkadaşımla Kapalıçarşı’dan hediyelik birşeyler almış Mahmutpaşa yokuşundan aşağı inerken hala yurdumuzdaki birçok insanın buradan giyindiğinden bahsetmiş, illa marka olsun diyenlerin oldukça azınlıkta kaldığını konuşmuştuk. Arkadaşım bana asla Mahmutpaşa’dan giyinmeyeceğini söylerken gözü, o senenin modası, çifti 18 milyon TL olan beyaz ayakkabılara takıldı. Belçika’lılar artık Mahmutpaşa’yı bir marka olarak biliyorlar.

Kadınlarla yapılan tartışmaları da yersiz bulurum hep, sonu bellidir. Siz ne kadar haklı olursanız olun onlar daima biraz daha haklıdır. Ama ben bu mutluluğu onlara yaşatmamanın yolunu buldum. Eğer mutlaka tartışıcaksam, kadınları zeytinyağına benzetirim tartışma anında, karışık salatanın karmaşık malzemeleri arasından süzülen, süzüldükçe tüm yeşilliklerin aromasını üzerinde barındıran, biraz peynir, biraz kekik, tuzla biberin arasında damla damla. İşte o anda heveslerini kursaklarında bırakıp tartışmayı bitirmeyi yeğliyorum, yani salatayı yiyip suyunu çanakta bırakırım sinir etmek için kadınları.

Şimdi duyar gibi oluyorum salatanın en güzel ve lezzetli kısmı suyudur dediğinizi, doğru, işte bu durumda da biz erkekleri anlamakta zorlanıyorum, çanağın içinde hiç salata suyu bırakmıyoruz çünkü.

Erim Cebeci

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız