Ölüm Bizi Ayırana Dek


| 25 Eylül 2006 | 0 yorum | 2914 gosterim

Ben, ölüm onları ayırana değin birbirine aşık bir anne babanın oluşturduğu sıcacık bir ailede büyüdüm. Aşkı, sevgiyi ve özlemenin ne demek olduğunu yaşayarak öğrendim.

Biliyorum, birazdan okuyacağınız satırlar bir çoğunuza belki de fazla abartılı yada çok pembe gelecek; ama ben yine de sizlerle paylaşmadan rahat edemeyeceğimi anladığım için seçtim bu özel konuyu. Evlilikten söz etmek istiyorum sizlere, birlikte bir hayatı paylaşırken aşkınızı toplum önünde resmileştirmenizden. Bence evlilik dünyanın en güzel olayı, yaşanmalı ve yaşatılmalı doya doya.

Birbirini seven iki insan varsa ve yaşamlarını hep bir arada paylaşmaya karar verdilerse mutlaka evlenmeleri mi gerekli dediğinizi duyar gibiyim. Hem evlilik aşkı, o güzel büyüyü öldürüyor diyor bazılarınızda. Hepsine saygı duyuyorum ama ben yine de evliliğin bir insanın başına gelebilecek en güzel olay olduğuna inanıyorum. Tabii ki sözüm zorla yaptırılan veya mecbur kalındığı için yapılan evliliklere değil. Sözüm, birbirlerini seven ve yaşamlarını paylaşmaktan keyif duyan, aynı zamanda duygularını mantık süzgecinden de geçirebilme becerisine sahip insanlara.

İnanın bana evlilik, sevdiğiniz kişi ile aynı evi, aynı eşyaları, kısaca aynı hayatı paylaşmak çok keyifli…Buna yarısı sıkılmış diş macunları yada buz gibi gecelerde dahi açılan pencere camları dahil. Eğer gerçekten seviyor ve onsuz geçen her dakikayı özlüyorsanız olumsuz hiçbir şey size batmıyor ki. Yeter ki aranızdaki saygıyı da sevginiz kadar kutsal bilip koruyun. Bunu gerçek anlamda sağladığınızda herşey gerçekten de toz pembe olacaktır inanın buna.

Ben, ölüm onları ayırana değin birbirine aşık bir anne babanın oluşturduğu sıcacık bir ailede büyüdüm. Aşkı, sevgiyi ve özlemenin ne demek olduğunu yaşayarak öğrendim. Mutlu evliliklerin yine mutlu ve doyumlu çocuklar yetiştirdiğine şahit oldum. Aşkın, saygıyı koruduğunuz müddetçe asla kaybolmadığını, yıllar içinde müthiş bir sevgiye ve bağlılığa dönüştüğünü gözlemledim. Aralarında saygının boyutlarını koruyamayan ailelerde ise sevginin cam kavanozlar misali ufalanıp darmadağın olduğunu ve yapıştırılsa, onarılmaya çalışılsa bile asla eski haline dönemeyeceğini izledim.

Oysaki evlendiğinizde, o güzelliği ve ışıltıyı ömür boyu saklamak için kutsallığını bozmamak gerekiyor. Evet, evlilik son derece kutsal bir birliktelik. Sizlere sadece ve sadece onu korumak kalıyor. Saygı ve sevginizle yapacaksınız bunu da içinizden geldiği gibi ama azıcık özen göstererek. Paylaşımınızda aranıza asla maddiyatı sokmadan ve önce “ben “demeden tabii ki. Bu en tehlikeli iki konunun evlilikte hiç yeri yok bence. Etrafınıza şöyle bir bakın; evlilikler en kolay maddi sorunlar yüzünden bozulmuyor mu?

Evliyseniz aradan uzun yıllar geçse bile eşinizi her an özlersiniz. Birkaç günlük kısa ayrılıklar bile içinizi hüzünle sarıp sarmalar. Kavuştuğunuzda boynuna sımsıkı sarılıp sevginizi fısıldarsınız kulağına. Ne kadar kızıp söylenseniz de yorganı çekiştirmelerini, yataktaki yayılmalarını, yatarken ayağınıza değen sıcacık ayaklarını özlersiniz belli belirsiz.

Evlilikte mutluluk çanlarının hep sizin için çalması unutmayın ki yine sizin elinizde. Dört duvarınızı neşeli kahkahalarla çınlatıp, sevgi dolu çocuklar yetiştirmekte…

Bu güzelliği yaşamanız dileğimle.

Sevgiyle kalın.

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız