Hoşgeldin Yenigün


| 27 Eylül 2007 | 0 yorum | 2876 gosterim

Yeni günün umutları, yeni günün heyecanları hiç bitmemeli…


Yeni bir güne uyanmak, yepyeni bir güne merhaba demek. Bedenen, ruhen önceden bilmediğimiz pek çok şeyi karşılamaya hazır olmak. Bize sunulan bu eşsiz armağanı her gün yeni umutlarla karşılamak. Sevgiyle, istekle, çoşkuyla yaşamın hareketliliğine adım atmak, uyum sağlamak; dişlinin çarkları arasında sıkışıp ezilmek yerine ahenkle bu hareketliliğe uyum sağlamak. Bunu fark edip uygulayabilmek o kadar önemli ki. Tıpkı her sabah içinde ne olduğunu bilmediğiniz kocaman bir hediye paketini kucaklamak ve heyecanla açmak gibi.

Yine yoğun geçecek, yine belki bir önceki günün benzerlerinden birisi olacak ama; içindeki tatlı süprizlerle bizleri heyecanlandıracak yepyeni bir gün daha kapımızda. Sabahın ilk ışıklarıyla beraber gözlerimizi açtığımız anda bizimle, avuçlarımızın içinde. Tıpkı şekil vermemizi bekleyen bir oyun hamuru gibi. Rengarenk ve yumuşacık. Ona istediğimiz şekli verebilir, istediğimiz renklerle harmanlayabiliriz, kimse karışamaz.

Yaşacağımız günün çok güzel geçeceğini umut etmek ve içimizden böylesi güzel dilekleri geçirerek gerçekten güzel bir gün yaşamak. Gece başımızı yastığa koyar koymaz huzurla dolu olarak rüyalara dalmak. Uyurken gülümsemenin mucizesini yaşamak. Ya da isteksizce, asık suratla; yaşamak zorunda olduğumuz bir gün daha muamelesi yaparak akşamı zor etmek. Keyifsiz geçen saatler sonrası mutsuz bir şekilde uyumaya çalışmak, yatakta debelenip durmak. Hangisi daha güzel sizce?

Elbette sıkıntılarımız olabilir, elbette ilk uyandığımız anda tüm olumsuz düşünceler beynimize bir anda üşüşebilir, kırgınlıklarımız ve kalp yaralarımız içimizi sızlatabilir; ama olsun. Eğer sağlıklıysak, gücümüz kuvvetimiz yerindeyse bu her şeye değer. İçimizden bugünün güzel bir gün olmasını dileyip, bize sunulan armağanın tadına varabiliriz.

Yeni günün umutları, yeni günün heyecanları hiç bitmemeli. Her ne yapıyorsak yapalım, keyif almasını bilmemiz işin püf noktası zaten. O zaman en zor işler bize kolay gelecek, yaptığımız her şey zevk verecek ve ertesi güne yine aynı keyifle uyanmamızı, gülümsemememizi sağlayacak.

Tüm bunları elde etmenin yolu ise güne güzel düşüncelerle başlayabilmekte gizli. Varsın üst üste gelen aksilikler sizi arada sırada yoklasın ne çıkar ki? Önemli olan sizin onları bir tenis topu gibi geriye göndermeniz değil mi? Hem hayatta karşılaşılacak her zorluğu başımıza gelen bir felaket gibi değerlendirmek yerine ucundan kıyısından faydalanmaya çalışsak? Her zaman daha olumlu, daha pozitif düşüncelerle bu olumsuzlukları yok etsek fena mı olur?

İyi niyetli olmanın, insanlara sıcak ve sevgi dolu olarak yaklaşmanın karşılığı mucizelere olmasa da, bu olumlu düşüncelerin bize artılarla döneceği tartışılmaz. Hem büyük mucizeler bekleyen kim? Küçük süprizler, hayatımıza katılan minicik jestler, sıcacık gülümsemeler, içten merhabalar, zor anlarımızda uzatılan yardım eli, bizi unutmayanların ve gönülden sevenlerin olduğunu hatırlamamız, değerini bilenler için mucizelere kadar etkilidir.

Üstelik hep kötü şeylerde olmuyor etrafımızda. Pek çok güzel şeye imza atıyoruz aslında belki küçük, belki pek çok kişi için önemsiz gibi duran şeyler ama, çok özel ve güzel. Yeter ki anı kaçırmadan farkına varalım ve o minicik şeylerin dünyamıza katılmalarına, bizi mutlu etmelerine izin verelim.

Hayallerin büyük olması, sınırsızlığı elbette çok güzeldir ama bu, küçük güzellikleri görmemize engel olmamalı diyorum ben. Çünkü küçük mutlulukların dünyamıza kattığı renkler de çok özeldir ve bizi eğer istersek, eğer izin verirsek alabildiğine mutlu edecektir.

Örnek mi? Hiç tanımadığınız birinden aldığınız sıcacık bir gülümseme, bir hatır sorma, sizi sıkıntıdan kurtaracak minicik bir yardım, beklemediğiniz bir anda size birisinin sırasını vermesi, aklınıza gelen her şeydir aslında. Dışardan bakıldığında önemsiz gibi duran minicik ayrıntılar. Ama hayatımıza katıldığında bütüne verdikleri ile bizi şaşırtan değerler. Tıpkı yağmur sonrası gök kuşağını görmek gibi, tıpkı çok güzel bir rüyadan uyanmak gibi. İçimizi alabildiğine hoşluklarla dolduran ayrıntılar.

Ama siz pozitif olmazsanız, olup biteni görmezseniz, ayrıntılara dikkat etmezseniz eliniz boş kalır, size bir yararı olmaz.

Yapılacak olan etrafınıza baktığınızda iyi şeyleri görmeye çalışmak olmalı. Örneğin yolda yürürken yerdeki çöpleri ya da itinasızca atılmış boş şişeleri değil, başınızın hemen yanı başında duran mis gibi bahar çiçeklerini görün. Havanın çok sıcak olduğundan yakınacağınıza, güneşin ışıltısına gökyüzünün mavisine odaklanın. Yağmur yağdığında paçalarınız ıslanacağı için üzüleceğinize bereketine sevinin ve teşekkür edin her şey için, içtenlikle, yürekten.

Sağlıklı uyandığınız her yeni sabahta şükredin, sevinin, gülümseyin. Sevdiklerinize sımsıkı sarılın, onlardan sevgi sözcüklerini esirgemeyin, özlem duyduklarınıza ulaşın, duygularınızı içinizde yaşamak yerine paylaşın. Paylaştıkça çoğalmanın tadına varın.

Kısacası hayatın önemini bilin, yaşama dört elle sarılın, elinizden geldiğince pozitif olun, iyi şeyler düşünün ve her yeni güne kocaman bir merhaba deyin.

Sevgiyle kalın.

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız