Çaresizliğin Çaresi Olsaydı…


| 20 Nisan 2010 | 4 yorum | 4297 gosterim

Anlatması, paylaşması zor duygulardan bir tanesi daha. Çaresizlik!..

Bazen öyle olaylar olur, öyle beklenmedik felaketlerle karşılaşırız ki içimiz bir başka sızlar. Üstelik bunu öyle derinden hissederiz ki sanki tüm hücrelerimiz bu duygumuzun etkisi altına girmiştir. Çaresiz olmayı, elimiz kolumuz bağlı kalmayı, hiçbir çıkar yol bulamamayı yaşarken kendimizi unutur gideriz. Hemen her birimiz hayatımızın bir döneminde bunu yaşadık ve yaşayacağız; belki az belki çok. Elbette kime göre?

Kıyaslama kabul etmez ki çaresizlik. Herkes kendince en ağırını yaşadığını hisseder. Bazen hastalıklar karşısında çıkıverir karşınıza, bazen maddi zorluklar tavan yapar, bazen hiç beklemediğiniz bir felaketle her şeyinizi yitirirsiniz, bazen beraber başlanan sevgi dolu bir yolda tek başınıza kalırsınız, bazen haberli bazen habersiz ama her zaman ÇARESİZ!

Dediğim gibi azı çoğu olmaz çaresizliğin. Gün gelir yaşadığınız birkaç dakikanın çaresizliği adeta ömrünüzden ömür götürür; gün gelir aylar, yıllar sürer bu duygunun size yaşattığı kabus.

Her şeylerden vazgeçersiniz o zamanlarda. Hiçbir yere sığamaz olursunuz; ne ayakta durabilirsiniz, ne oturabilirsiniz. Nefes alırken dahi göğsünüzde binlerce ton ağırlık varmışcasına bir ağrı hissedersiniz. Hiçbir şey oyalamaz, hiçbir şey teskin etmez sizi. Hatta ağlamak bile. Doludur içiniz dopdolu. Yaşadığınız birkaç dakika dahi olsa bir asır gibi gelmiştir size uzun upuzun.

Önceleri sizin için önemli olan ya da öyle olduğunu sandığınız pek çok şey anlamını yitirir, hatta hatırlamaz olursunuz bir kısmını. Çünkü o süreçte yaşadığınız çaresizlik her şeyinizi alt üst etmiştir. Bir şeyler yapmak, çaresizliğinizden kurtulmak istersiniz ama nafile. Ruhunuz çaresizliğe teslim olmuştur bir kere.

Evet kabul ediyorum paylaşmak, en azından yaslanacak bir omuz bulmak o anlarda en iyi çaredir ama ya yoksa? Ya en yakın sandıklarınız bile çok uzaklardaysa?

Varsın olsun, aslında biliyor musunuz çaresiz anlarınızdaki en iyi çare aslında sizsiniz. O anlarda tek başına ama dimdik ayakta ve güçlü olmanızı sağlayan kendi iradeniz. Şartlar ve koşullar sizi ne kadar zorlarsa zorlasın, hepsinin üstesinden kendi çabalarınızla geleceksiniz. Elinizdeki, avucunuzdaki yitip gitse de unutmamalı ki bir tek ölüme çare yok şu dünyada. Her şey gelir geçer; en geçmez sandığımız şeyler bile. Evet belki ufak tefek izler bırakır yüreğinizde ama olsun. Hayat kendine direnenleri sever ve kollar. Son anımıza kadar direnmek gerek, gücümüzün farkında olup ona sığınmak gerek.

“ Ya çaresizsiniz,

Ya da çare SİZSİNİZ “

Ben de pek çoğumuz gibi Nietzche’nin bu sözünü çok seviyorum ve doğru olduğunu her çaresiz anımda daha iyi anlıyorum.

Sevgiyle kalın, hiç çaresiz kalmayın.

Belgin ERYAVUZ

27.06.2009

Forumdan Yorumlar (4)

  1. hümeyra 10 Temmuz 2010

    çaresizliktir insanı bir yokuşa getiren bazen durur düşünür bazen oturur yol ortasına gider başka yerlere taki bir arabadan gelen korna sesi yada bir insan eli uzanana kadar dalar gider.neyi neden düşündüğünü bilmez ama oturur öyle bir ses bir güzel dokunuş ister çaresizlik,biter umutsuzluk başlar işte hepside son bulduğunda insan da kendine son bulur sözleri duymaz dokunuşları hissetmez onu kalbi yönetir ona yapması gerekeni de kalbi ya gider ya kalır ama çaresizlik heryerde onunla birlikte gelir onu bilir

  2. sevdaa 24 Haziran 2010

    en çaresiz anımızda bile biz farkında değiliz ama aslında bi şekilde ayakta kalıyoruz mücadele ediyoruz eee o zaman karalar bağlamanında bi anlamı yok bence.ben hep buda geçecek derim birşeye sıkıldığım zaman.buda benm çıkış yolum sizde deneyin tabi buna inanmak lazım

  3. ayşe 17 Haziran 2010

    evet çare biziz evet çare benim

  4. seda batmaci 19 Mayıs 2010

    yazinizi okudum cok iyi geldi.caresizlikle kivranirken care oldunuz.umut verdiniz yasama dair.tesekürler.icimdeki yaraya derman oldunuz

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız