Bir Cadde Klasiği


| 04 Nisan 2011 | 0 yorum | 1598 gosterim

İstanbul Anadolu Yakasında oturanlar bilirler. Bağdat Caddesi birbirinden lüks mağazaları, buram buram kahve kokularının duyulduğu sıra sıra cafe’leri, şık restaurant’ları ve alışveriş tutkunu müdavimleri ile neredeyse günün her saati yaşayan bir yerdir.

Havası, kokusu, ışığı, rengi bambaşkadır. Sabahın erken saatlerindeki mahmurluğu, öğlene doğru başlayan ve gecenin ilerleyen saatlerine değin devam eden yoğunluğu ile içinde her türlü insanı barındırır. Köşe başlarındaki çiçeklerden etrafa yayılan mis gibi çiçek kokusuna, mevsiminde rengarenk torbalarda satılan ve buram buram tazelik kokan lavantalar eşlik eder.

Birbirinden lezzetli yemeklerin yenebileceği çok sayıda restaurant aklınızı karıştırırken; taptaze simitleri ile hemen önlerinde yer alan simitçiler ise açlığınızı yatıştırmak için sizi susam kokulu bir başka lezzete davet eder.

Tüm bunlar yaz kış her mevsim caddenin yaşayan, nefes alan bölümleridir. Ama sonbahar mevsimi tüm ihtişamı ile gelip kış kapıyı çaldığında ortaya bir başka cadde klasiği çıkıveriri. Sırtında küfesi, içinde her biri özenle seçilmiş iri sarı ayvaları ile sırtının kamburuna ve ilerlemiş yaşına inat caddedeki yerini alan ve geçimini o ayvalarla sağlayan ayvacı amca. Ayvayı çok sevdiğimden olsa gerek bu görüntü beni inanılmaz mutlu ederken, çocukluk yıllarımdaki o eşsiz lezzete götürür. Valideçeşme’den Maçka’ya uzanan okul yolunda arkadaşımla ısırarak yediğimiz ayvaların damağımızda bıraktığı mayhoş tadın unutulmaz izleri bugün gibi aklımdadır.

Bu nedenle her sonbahar geldiğinde, ayvacı amcayı her gördüğümde içimden sapsarı kocaman bir ayva almak ve tıpkı çocukluk yıllarımda yaptığım gibi ısırarak yemek geçer.

Caddenin kendine has öyle bir havası vardır ki; büyülüdür adeta. Her türlü kıyafeti kaldırır. Orada insanlar birbirini garipseyerek ya da ayıplayarak bakmaz. Çoşkusu, hareketliliği size dertlerinizi bir an için unutturur. Çünkü çok renklidir. Bakış şeklinizle orantılı olarak beyazdan pembeye, griden eflatuna, yeşilden laciverde ve elbette siyaha kadar her rengi barındırır bünyesinde.

Paris moda evlerinde fırlamış gibi giyinenlerde vardır içlerinde; en spor eşofmanları ile yürümeyi tercih edenler de. Birbirinden şık aksesuarları ile göz alanlarda vardır; elinde su şişesi ve kulağında müziği ile kendi halinde yürüyen de. En lüks konutlara temizliğe gidenler de vardır; televizyonda dizilerde gördüğümüz ünlülerde. Her kesimden insanı ile cadde büyüsünü her daim devam ettirir.

Krizin uğramadığı yegane yerlerden bir tanesidir. Çünkü sadece ucuzluk zamanlarında değil sıradan günlerde bile eli kolu alışveriş torbaları ile dolu, neşeyle koşturan insanları görmek mümkündür caddede. Yine aynı şekilde caddede cafe’ler ağzına kadar dolu olur. Hayat hiç kesilmez hep devam eder.

Piyango bileti satıcılarıyla, kitapçıları, oyuncakçıları ile sinemaları kültür merkezi ile kendi havasında; yaşanılası bir yerdir cadde. Şöyle bir nefes almak için yürümeye, bir sıcak kahveyi dostlarıyla paylaşmaya; bir öğlen yemeğini sohbet ederek geçirmek adına buluşmaya gelen; her biri birbirinden farklı ve renkli insanı ile yaşar sabahtan geceye çoşkuyla. Caddede yaşamayı sevenler için bir alışkanlıktır, adeta bir yaşam şeklidir.

Cumhuriyet Bayramı çoşkusunun insanın içine işlediği, duygu seli olup aktığı bir yerdir. Yılbaşı hazırlıklarının en görkemli uğrak yeridir.

Aslında fazla söze gerek yok, kısaca cadde bir İstanbul Anadolu Yakası klasiğidir içindeki diğer klasik nüanslarıyla…

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

08.12.2010

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız