Ben O Seste Kaldım


| 27 Mart 2007 | 0 yorum | 2375 gosterim

Bu öyle bir sestir ki içinize işler adeta. Kulaklarımıza ulaştığında bize anlatmak istediği ise hep aynı temadır.


Bazı sesler vardır, duyduğunuz anda içinizi bir telaş kaplar; belki yüzünüze acı bir tebessüm oturur, belki de aklınıza geçmişten binlerce şey üşüşür. Bu öyle bir sestir ki evde, işte, yolda her nerede olursanız olun sizi duygusallaştıran, meraklandıran bir sestir. Ambulansların siren sesinden bahsediyorum. Beni oldum olası etkilemiştir bu ses. Üstelik eğer hastaneye yakın bir yerlerde oturuyorsanız mutlaka sizlerde duyuyorsunuzdur sıklıkla. Sabahın en erken saatlerinden gecenin kopkoyu ve ıssız karanlığına dek çalarlar, bazen ardı ardına bazen fasılalarla.

Bu öyle bir sestir ki içinize işler adeta. Kulaklarımıza ulaştığında bize anlatmak istediği ise hep aynı temadır. Yine bir hastalık, yine bir hasta ve acilen yetişmesi için verilen olağanüstü çaba.

Pamuk ipliği ile hayata bağlı olduğumuzu bir kez daha bize gösteren bir koşturmacadır, bu sesle birlikte ambulansın içinde yaşananlar. Hayatı yeniden kazanmak adına, ölümle yapılan bir yarıştır adeta. Bir canı kurtarmak, bir canlıyı hayata yeniden kazandırmak içindir tüm çabalar.

Neden bilmiyorum, çocukluk yıllarımdan beri bu sesten hep etkilenmişimdir ve yine o yıllardan gelen bir alışkanlıkla içimden dualar etmişimdir, o hiç tanımadığım kişilerin hayata tutunmaları adına.

Eskilerin bir deyimi vardır, bir insan neden korkar ve etkilenirse o başına gelirmiş diye. İşte buna benzerdi yıllar önce babacığımı kaybedişim. Çok sakin günlerden birinde, işyerinde bir toplantı halindeyken gelmişti o acı telefon. Nereden bilebilirdim ki duyduğum o siren seslerinden birisinin benim içinde çaldığını. Babamın kalp krizi geçirdiğini ve ambulansla hastaneye götürüldüğünü söylüyordu. Sözü edilen hastanenin acil kapısına vardığımda, korku dolu gözlerle babacığımı ararken bir el dokundu koluma. "Yetiştirdim babanızı, korkmayın iyileşecek" diyordu. O anki şaşkınlıkla ve telaşla yüzüne dahi doğru dürüst bakamamıştım o kişinin ama, ambulansın şoförü olduğunu duymuştu kulaklarım.

Sonrasında babamın o yarı baygın halinde ellerini tutup onunla konuşmamız, beni görünce gözlerinde beliren o sevinç ve benim ona vermeye çalıştığım moral� tıpkı film gibiydi. İyileşeceğine, kurtulup tekrar aramıza döneceğine olan inancımı hiç kaybetmedim günler boyunca, ama olmadı olamadı.

Bayramı ve yılbaşını o soğuk hastane koridorlarında babamın yüzünü bir kez daha görebilmek için beklediğim günler çok gerilerde kaldı ama; o olaydan sonra ambulansları, şoförlerini ve ambulansların acı siren seslerini benliğimde daha çok hisseder oldum.

Ve şimdi ne zaman bir ambulans görsem, ne zaman acı siren sesini işitsem içimde minicik bir parça sızlamaya başlıyor. Daha çok dualar yolluyorum o tanımadığım insanlar için. Kurtulmaları, yuvalarına ve bekleyenlerine bir an önce kavuşmaları adına. O pamuktan ipliği koparmadan yaşama şanslarını yeniden yakalamalarını diliyorum. Ve hepinizden rica ediyorum; trafikteyken denk gelecek olursanız eğer, ambulanslara öncelikle yol verin lütfen; onlar hayata koşuyorlar, yollarına set çekmeyin, çektirmeyin ne olursunuz.

Sevgiyle kalın.

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız