Türk Olmak!


| 04 Temmuz 2012 | 3 yorum | 927 gosterim
emniyet-seridi-rezaletiB

Ne Mutlu Türküm Diyene!

1933 yılından beri çocuklara armağan edilmiş “andımız” tüm ilköğretim öğrencileri tarafından her sabah, kavramı anlatılamadan okutulur. Sadece görev yerine getirir gibi alelacele okunan andımızın sözlerine ne yazık ki biz yetişkinlerde de rastlayamıyoruz.

“Türküm, doğruyum, çalışkanım, İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir.

Bu sözlerden yola çıktığımızda, doğru ve çalışkan insana rastlamak gerçekten güç. Çalışırken başkalarının yerlerine ve kazançlarına göz dikmek, hak etmediği yerlere hiç tereddüt etmeden torpil kullanarak gelmek, az çalışıp çok kazanma isteği, haksız yere itiraz etmek,

yalanına inanmak, entrika çevirmek, uyanıklık yapmak, başkalarının hakkını gasp etmek maalesef Müslüman ülkesi olan biz .“Türk” insanında daha çok görülüyor.

Yabancılar bize göre çok daha saf ve doğru insanlar. Akılları kötü işlere değil sadece işlerini yapmaya endeksli. Hepsi huzurlu ve sakin. Devleti de bu yönünden dolayı vatandaşına güvenip sahip çıkıyor. Onlarda yalan söylemek çok büyük bir suç. Her şeyi yapabilirsin ama “yalan” söylemeyeceksin. Çünkü yalan, güven zedeler. Bir kere söylersen alışkanlık yapar. Cezası da Amerika ve Avrupa Ülkelerinde çok fazla.

Bizde yalan söylemenin hiçbir cezası yok. Bunun için de millet olarak alışkanlık yapmış. Sıkıştığımız durumlarda birbirimizin gözünün içine baka baka yalan söyleyebiliyoruz. Çünkü burada dürüst olmanın da bedeli ağır. Yaptıklarını söylediğin gün bittiğin gündür. Gerçekten haksızlığa uğrayarak içeride yatan kim bilir ne çok insan var. İki kişinin yalancı şahitliğiyle yıllarını tüketen insanlar. Kader mahkumları yani. Onun için bizim ülkede arada kalıyorsunuz.

Doğruluk ve yalancılık arasında. Hangisi bize ne kazandırıyorsa biz onu seçmekte yükümlü kalıyoruz.

Her şey öncelikle sevgi ve güvenle başlıyor.

Vatandaş, devletine ve yasalarına güvenirse yalandan vazgeçer. Adil bir düzen gelirse, “kart hamili yakınımdır” düzeni değiştirilirse, kadro sistemi kendiliğinden hak edene ve süresi dolana gelirse , insanlar kırgın ve motivasyonsuz çalışmaz. Bunun için teşvik gerekir. İşlerin gerçekten adil yürütüldüğü gösterilmelidir. Doğruluğun getirileri ödül şeklinde gösterilirse yalansız dolansız bir ülkede refah içerisinde yaşarız.

Bu yazıyı yazmayı neden istedim biliyor musunuz?

Geçen gün Bahçeşehir Tem yolundan gelirken bütün şeritler çok yavaş ilerliyordu. Tabii emniyet şeridi uyanıkları yanımdan vızır vızır geçiyordu. Kendimi o kadar aptal hissettim ki, ben oradan basıp geçmeyi bilmiyor muyum acaba diye. Sonunda bir şey yapmak gerektiğine karar verdim ve 155 i aradım. Şikayetimi dile getirdim. “Tamam hemen ekip gönderiyorum teşekkürler dedi.” 5 dk sonra emniyet şeridinde ki bir araba üstüme sürmeye başladı. Meğerse ileride elinde fotoğraf makinası olan polisi görmüş. “Ey güzel ülkem, nasıl da şikayetimi duydu” dedim. Derken üzerime süren arabaya yol verdim önüme geçti ve polis resmini çekti o arada benim arabanında plakasının resmini çekecek diye çok korktum. Bir de üstüne şikayet eden benim. Dün baktım posta kutusunda ceza makbuzu var. Korktuğum şey başıma gelmiş. “Tem Yolu Şerit İhlali” 72 Tl.Haksız yere bazı şeyleri düzeltmek için yaptığım vatandaşlık örneği önce beni vurdu. Şerit üstünde görmeden, sadece varsayımla kesilen bir cezayı ödemekle yükümlü oldum. Şimdi bunun itirazı için uğraşsam gerçekten sinir sistemim daha da bozulacak. İtiraz şekli Sulh Ceza Mahkemelerine müracaatla oluyormuş. Kabul görecek ya da görmeyecek. Birde geçen süreden dolayı hak ettiğim indirimden mahrum kalacağım. Onun için hak etmediğim bu cezayı istemeyerek ödeyeceğim. Bu şartlarda, Türküm, doğruyum, çalışkanım ama ilkemi şaşıyorum. yurdumu, milletimi özümden çok sevmek istiyorum ama zorlanıyorum…

“Ne Mutlu Türküm Diyene”

 

Sevgilerimle…

Forumdan Yorumlar (3)

  1. just 07 Temmuz 2012

    Merhaba Belgin hn,

    "1933 yılından beri çocuklara armağan edilmiş “andımız” tüm ilköğretim öğrencileri tarafından her sabah, kavramı anlatılamadan okutulur." demişsiniz...

    Yazılarınıza gelen yorumlara yanıt yazıyor musunuz bilmiyorum. Ama merak ettiğim şey bir şey var: "Andımız"ın "misyon"u sizce nedir? Ve bu misyonun uygulanma yöntemini gerçekten tasvip ediyor musunuz?

  2. admin 06 Temmuz 2012

    Belgin hanım paylaştığınız için teşekkürler. Traji komik durumlarımıza bir örnek daha...

  3. iilhan 05 Temmuz 2012

    Yurdum insanı fotografları gibi bir yazı..insan gülsün mü ağlasın mı şaşırıyor..Geçmiş olsun diyelim sevgili Belgin hanım

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız