Sonuna Kadar Kadınımsın…


| 15 Mayıs 2011 | 0 yorum | 2256 gosterim

Nasıl bir duygudur bu! sahip olmadığın bir şeye sahip çıkmak,
Baştan kıymet bilmemek, aldatmak, terk etmek,


Ve onun başka bir hayatta soluk almasına tahammül edememek.
İlk sahibi olduğu için mi üzerinde ki mülkiyetçilik duygusu,
Ya da başka ellerde değer görmesi mi rahatsız eden.
Nedir asıl olan?
Bir insandan vazgeçerken aslında geçmiş gibi mi görünmek!
Ya da geçici olarak mı terk etmek?
Bıraktığı kadının sürekli mutsuzluğunu ve yok oluşunu beklemek,
Bir erkek hayatını yaşamayı seçerken, kadın itaat eder ve kabullenir.
Aynı hayatı kadın seçerken neden namusundan ve seçiminden dolayı suçlanır.
Neden erkek gibi destek görmez!
Neden isminin başına ilaveler eklenir?
Erkeğin adı nam kazanırken, kadın neden bu kadar kötü muamele görür.
Duygular ve beklentiler aynı değil midir?
Mutluluk ve huzur kadının aradığı şeyler arasında yok mudur?
Hayatı hep yetinmek üzere mi kurulmuştur?
Neden bütün hoşgörüler kadın da son bulur?
Biten beraberliklerde, neden fedakarlıklar hep kadından beklenir?
Başta güzel başlayan ilişkiler bittiği zaman hep intikam mı taşımalıdır?
Ne çok “Ali Kaptanlar” var hayatımızda,
Ayrıldıkları eşlerini başkalarıyla paylaşamayan hatta 3. sayfa haberlerine kadar
Olayları taşıyan egosu yüksek erkekler.
Nedir istedikleri?
Her yerde bir eşi olsun, her şey onun istediği gibi mi olsun?
Yetiştirilirken anneleri tarafından çok kollanan ve özel bir yerde tutulan erkeklerin
böyle düşünmesi çok doğal.
Annelerde erkek çocuklarına karşı başka bir düşkünlük ve hayranlık vardır.
Aralarındaki bu gizli çekim, erkeğin kendisini vazgeçilmez hissetmesini sağlar.
Buna ne kadar karşı çıksalar da istemeden böyle yetiştirilirler. Eşlerinde tahammül edemedikleri davranışları, erkek çocuklarını yetiştirirken uygulayamamaları da ayrı bir tartışma konusudur…
Aynı anne, kız çocuğunu yetiştirirken farklı bir görüş sergiler,
Daha paylaşımcı, idareci, yuvasına ve eşine itaat eden,
fedakarlık ve tek eşlilik üzere süsler beynini ve hayallerini…
iki farklı düşünce ile yetiştirilen kişilerin aynı evde bir araya gelmesi ve uzlaşması çok kolay olmaz!
Sonuç böyle olunca, sadece kendisini düşünen ve her türlü hakkı kendisinde gören erkekler çoğunlukta.
Birliktelikler, ilişkiler insan olduğumuz sürece bizimle beraber olacaktır.
Yanlış kararlarda alabiliriz, hata da yapabiliriz.
Ama “böyle geldi, böyle gider” diyemeyiz!
Hatalar ders almak içindir.
Yaşanılan ne varsa, bütün duygular insana dairdir.
İyi de hatırlanabilir, kötü de!
Önemli olan saygı ve sınırlardır.
Kararları doğrultusunda seçtikleri yollarda, birbirlerinin düşmanı değil, ortak paydada destekçi olunmalıdır.
Kısa hayatta kalıcı güzellikler bırakmak umuduyla,
Sevgiyle Kalın…

Belgin BAYKAL

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız