Sizde Fırtınada Uyuyabiliyor musunuz?


| 25 Ekim 2011 | 0 yorum | 1469 gosterim
gokyuzu1

Hayatta alınan unvanların hep bedeli ağırdır.
Bunların sorumluluğunu yerine getirmekte gerçekten güçtür.



İnsanı insan yapan ve farklılık yaratan tek şey üstlendiği sorumlulukları hakkını vererek yerine getirmektir.
İşinizi tam anlamıyla eksiksiz yapıyorsanız özel durumlarda sorun yaşamazsınız.
Ama birilerine devredip kendinizi bu olaydan saf dışı tutarsanız bir gün sorunlar kapınızı çaldığında şaşırmayın.
Kimseyi de suçlamayın!
Böyle zamanlarda her zaman keyifle okuduğum ve hayat felsefesi olarak gördüğüm bir hikaye aklıma gelir.
Yıllar önce bir çiftçi, fırtınası bol olan bir tepede bir çiftlik satın almıştı.
Yerleştikten sonra ilk işi bir yardımcı aramak oldu.
Ama ne yakındaki köylerden ne de uzaktakilerden kimse onun çiftliğinde çalışmak istemiyordu.
Müracaatçıların hepsi çiftliğin yerini görünce çalışmaktan vaz geçiyor, “burası fırtınalıdır, siz de vazgeçseniz iyi olur” diyorlardı.
Nihayet çelimsiz, orta yaşı geçkince bir adam işi kabul etti.
Çiftlik Sahibi, adamın haline bakıp ‘çiftlik işlerinden anlar mısın?’ diye sormadan edemedi.
‘Sayılır’ dedi adam, ‘fırtına çıktığında uyuyabilirim’.
Bu ilgisiz sözü biraz düşündü, sonra boş verip çaresiz adamı işe aldı.
Haftalar geçtikçe adamın çiftlik işlerini düzenli olarak yürüttüğünü görünce içi rahatladı.
Ta ki o fırtınaya kadar;
Gece yarısı, fırtınanın o müthiş uğultusuyla uyandı.
Öyle ki; bina çatırdıyordu.
Yatağından fırladı, adamın odasına koştu: ‘Kalk, kalk! fırtına çıktı.
Her şeyi uçurmadan yapabileceklerimizi yapalım.
Adam yatağından bile doğrulmadan mırıldandı:
“ Boş verin efendim, gidin yatın.
İşe girerken ben size fırtına çıktığında uyuyabilirim demiştim ya.”
Çiftçi adamın rahatlığına çıldırmıştı. Ertesi sabah ilk işi onu kovmak olacaktı, ama şimdi fırtınaya bir çare bulmak gerekiyordu.
Dışarı çıktı, saman balyalarına koştu,
Saman balyaları birleştirilmiş, üzeri muşamba ile örtülmüş, sıkıca bağlanmıştı.
Ahıra koştu. İneklerin tamamı bahçeden ahıra sokulmuş, ahırın kapısı desteklenmişti.
Tekrar evine yöneldi; evin kepenklerinin tamamı kapatılmıştı.
Çiftçi rahatlamış bir halde odasına döndü, yatağına yattı.
Fırtına uğuldamaya devam ediyordu. Gülümsedi ve gözlerini kapatırken mırıldandı;
‘Fırtına çıktığında uyuyabilirim’
Van’da Pazar günü gündüz saatinde meydana gelen depremde, yine yaralarımız tazelendi.
Şehitlerimizin acısını paylaşırken diğer tarafta dışarıda kalan bir sürü evsiz ve acılı insanların durumları bizi yeniden kendimize getirdi.
Bizler sıcacık yataklarımızda yatarken, onlar gecelerini nasıl geçiriyorlardı acaba?
Mevsim normallerinin üzerinde ki soğukla nasıl baş ediyorlardı.
Bir sürü yakınları enkaz altındayken acıları ne kadar derindi.
İşte şimdi sorumluluk sahibi olan insanların görevlerini hakkıyla yapıp yapmadıklarının denetim zamanıydı.
Bütün boş verilen ve üzerleri dualarla kapatılan olaylarla baş edebilme günüydü.
Bakalım yeterince önlem alınmış mıydı?
Deprem tatbikatları yerini bulmuş muydu?
Her türlü ihtiyaçları karşılayacak erzak , araç , gereç var mıydı?
Biz de bu ”fırtınalı günlerde” rahatça uyuyabiliyor muyduk?
Bazı şeyleri anlamak için onu yaşamamız gerekmez.
Hayatta her şeyin planlaması önceden yapılmalı.
Günü gelince yaparız şeklinde yaşarsak, ya da Allah Korusun bir şey olmaz dersek
O gün geldiğinde duyacaklarınıza hazırlıklı olun.
Her mevkii çalışma ve disiplin gerektirir.
“Fırtınalı günlerde uyuyabilmek üzere mutlu kalın”

Belgin BAYKAL

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız