Menajer Aileler


| 06 Mayıs 2011 | 0 yorum | 3253 gosterim

Yıllar önce aileler yarışıyor diye, Erol EVGİN’ in sunduğu bir program vardı.

Biz bitti diye düşündük ama aileler arasındaki bu yarış halen devam ediyor.

Kadınlar, kadınları,

Erkekler, erkekleri,

Çocuklar, çocukları çekemez oldu…

Herkeste bir yarış!

Herkesin gözü birbirinin hayatında,

Birbirinin eşinde, birbirinin çocuğunda…

Kimse hiç birşeyden mahrum kalmamak derdinde.

Çocuklar en iyi yerlere gönderilmeye çalışılıyor,

Bütçeler yoklanıyor ve elde etmek için büyük çaba harcanıyor.

En yeni şeyler takip ediliyor, oyun merkezleri, spor merkezleri araştırılıyor,

Menajer ailelerin çocuklarını gönderdikleri yerler,

Terlemesin, koşmasın, yürümesin, zorlanmasın diye tembih ediliyor.

Bilinçsizce herşeyin içinde yer alma telaşı YANİ!

Çocuklar mutsuz ve doyumsuz,

Paylaşım nedir bilmiyorlar,

Ayrı odaları, ayrı hayatları oldu, ruhları bozuldu.

Sürekli bir sıkıntı ve ne yapsam telaşı!

Bütün gün bırakılsa, bilgisayardan kalkamayan tekerlekli sandalyeye mahkum bir gençlik,

Bir nevi engelliler,

Sokakta oynayamayan, kurstan kursa koşturulan,

Enerjilerini atamayan, fast footla beslenen, spordan uzak bir nesil.

Bu nesli yetiştiren bizler “çocuklarımızı çok seviyoruz” değil mi?

Hiç kimse onlara hiç bir şey söyleyemez, yapamaz durumları,

Bu zihniyetle okullara gönderiyoruz ve öğretmenlerden onları eğitmelerini bekliyoruz.

Şımartılmış ve herşeyi yerine getirilmiş çocuklara öğretmen ne kadar eğilebilir.

Ne kadar söz geçirebilir?

Her hamlesinde karşısında bulacağı velileri düşününce ne kadar verimli olabilir?

Herkesin çocuğu dokunulmaz olursa, okulların yetersizliğini boşuna tartışmayın,

Eğitim evde başlar okulda şekillenir.

Öğretmen sevgisi saygısı evde verilir.

Çocuklarımızı gerçekten seviyorsak onların koruması olmaktan vazgeçmeliyiz.

Onlar kendilerini korumayı, eleştirmeyi, hatalarını bulmayı kendileri yaşayarak öğrenmeliler.

Hayatları boyunca biz onların yanında olamayız.

İş hayatlarında amirleriyle sorun yaşadıklarında yine velisi olarak koşabilecek miyiz yanlarına? Bırakalım hayatla mücadele etmeyi öğrensinler.

Herşeye çabuk sahip olmasınlar,

Bazı şeylere zor kavuşsunlar ki kıymet bilsinler.

Bizler böyle yetiştik, hayal ederek ve çabalayarak.

Kendi çabamızla sahip olduğumuz herşey kıymetli oldu.

Bize anlatılanları ne kadar dikkate aldık?

Yapma denilen şeyler daha cazip olmadı mı?

Hepimiz bildiğimizi okumadık mı?

Seçimlerimizi kendi isteklerimiz doğrultusunda yapmadık mı?

Tabiki çocuklarımızın her zaman yanında olacağız,

Ama menajer ya da koruma görevlisi olarak değil,

Gözetmen ve dinleyici aile olarak!

Biz nasıl ailemiz olsun isteriz?

O zaman öyle olmaya çalışalım.

Sevgi dolu ama kıvamında korumalı…

Sevgiyle Kalın…

Belgin BAYKAL

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız